KALEM Farkıyla...

Kabzımal

Kabzımal

Bilirsiniz, ben aslında gıda toptancısıyım. Yani yaş sebze ve meyve halinde bir yerim var, Çanakkale’ye bu alanda uzun yıllardır hizmet vermeye çalışıyorum. Aslında meslekte çok çok eskiyim. 1981. Evet evet, ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yüzüncü doğum yılında buluştum meslekle. İhtilalin üzerinden henüz bir yıl geçmemişti İstanbul Sebze ve Meyve Halinde ki ilk günümde. O zamanlar hal Küçükpazar’da yani Eminönü ile Unkapanı arasındaydı. Meslek aslında böyle uzun uzadıya anlatılmaz, bir kelime ile ifade edilirdi. KABZIMAL.

Arapça bir kökene sahip kelime. KABZ, yani elinde tutan demek, bir nevi emanetçi, sahip değil, o an onun elinde. MAL’da malumunuz, mal işte. Yani bir başkasının malını elinde bulunduran, düpedüz emanetçi. Ama bu emanetçinin bir fiili söz konusu. Malı satma yetkisi kendisinde. Yani bir başkasının malını pazarlayarak dilediği fiyattan dilediği kimseye satan yasal kişidir KABZIMAL. Türkiye’nin çeşitli illerinden, köylerden mallar gelir gün boyunca ve bu malları almak için HAL dediğimiz satış bölgesine gelen alıcılara geçer akçeden satış yapılır. Yapılan satışlar, malın sahibine nakden takdim edilir. Ancak, bu takdim öncesinde devlete ait direkt vergi yani stopaj kesintisi kabzımal tarafından yapılır vergi dairesine yatırılmak üzere. Bir de kabzımalın hakkı. Malın satışı üzerinden yüzde sekiz komisyon. Kabzımalın bütün geliri budur. Akşama kadar ne ciro yapmışsa, yüzde sekizi kabzımalındır. Belgeler düzenlenir, devlet ve kabzımal kesintisi yapılır, köylüye parası takdim edilir. Sistem budur. Bu sistem neyi getiri biliyor musunuz? Malın taze satışını. Çünkü kabzımal için malın fiyatı değil, paranın nakit olması ve gün sonunda cironun yüksek olması önemlidir. Parasını bi tamam eksiksiz köylüye takdim eden kabzımalın dükkanı malla dolar taşar, ucuz pahalı bakılmaksızın satılan mal en doğru şekilde pazarcı ya da manavcı aracılığıyla tazecik tüketiciye ulaşır. Sistem herkesi korur ve zengin eder, tüketici de asgari fiyattan ürünle buluşur. Peki ya, halen böyle mi?

Değil elbette. Turgut ÖZAL başbakan olunca bir serbest piyasa ekonomisi icat etti. Aslında dünyada var olan bir sistemi getirdi ülkemize. Kapitalist zenginleşmenin yolunu açtı. Kabzımallar, köylerden mal gelmesinin beklememeye başladılar. Köylere bizzat gidip mal almaya ve komisyon geliri yerine sermayedar olup kar paylarına baktılar. Ürünün maliyeti artık kabzımal için çok önemli bir duruma gelmeye başlamıştı çünkü kabzımal ürüne toprakta para ödüyordu. Piyasalar yavaş yavaş kar marjı denilen bir canavarın uçsuz bucaksız çukuruna doğru çekilmeye başladı. Halk artık semt pazarlarında ucuz ürün almak şöyle dursun, bir çok ürünü manav satış fiyatından daha pahalıya satın almaya başlamıştı.
Kabzımallar bu durum karşısında yavaş yavaş mesleği bırakmaya başladılar. ÖZAL sayesinde yurda giriş yapan Peşmergeler, önce Pazar tezgahlarını daha sonra da hal dükkanlarını satın almaya başlayarak kabzımal sözcüğünü tamamen ortan kaldırdılar. Artık herkes sermayedar olmuştu 90’lı yılların başında. Halciler Kürt mafyası kılığındaydı tüm illerde halkın gözünde. Dizilerde bile bu şekilde yer veriliyordu halcilere. Meslek yok olup gitmişti. KABZ altında hiç MAL kalmamıştı ülkede. Çünkü artık GÜVEN denilen olgu yerini GARANTİ denilen olguya bırakmıştı.
Ülkemiz her meslek alanında bu şekilde, kabahatlere ve kanunsuzluklara göz yumularak mahvedildi ne yazık ki. Bunda tüm iktidarların, tüm partilerin ve tüm liderlerin ortak suçu var. Kural dışı olmak, kural dışı kalmak demek ama ne yazık ki bunu kimse anlamak istemedi.

Düşünceleriniz...

Ufuk Cankaya

Ufuk Cankaya

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST