<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Kalem Gazetesi - YAŞAM</title>
        <description>Çanakkale son dakika haberleri, yerel gelişmeler ve şehre dair en güncel analizler anında cebinizde. Biga’dan Gelibolu’ya, ekonomiden asayişe Çanakkale’nin en güvenilir ve bağımsız dijital gazetesini keşfedin...</description>
        <link>https://www.canakkalekalem.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:18:42 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Dokuz kez ölümden döndü, kendi mezarını kazmaya başladı</title>
                                    <description>Karabük’ün Safranbolu ilçesinde yaşayan 54 yaşındaki Miraç Erol, hayatı boyunca başına gelen akılalmaz kazalar ve atlattığı ölümcül tehlikelerle adeta eceline meydan okuyor. İstanbul’daki iş hayatından emekli olduktan sonra yerleştiği köyünde de talihsizliklerin peşini bırakmadığı Erol, yaşadıklarını &quot;dokuz canlı kedilere&quot; benzeterek sıra dışı bir karar aldı. Artık şansının son kırıntısını da tükettiğine inanan Erol, kazmayı küreği eline alarak kendi mezarını kazmaya başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Karabük’ün Safranbolu ilçesine bağlı Kuzyakaköseler köyünde yaşayan 54 yaşındaki Miraç Erol, hayatı boyunca başına gelen akılalmaz olaylar ve atlattığı ölümcül tehlikelerle adeta eceline meydan okuyor. İstanbul’da uzun yıllar özel bir şirkette çalıştıktan sonra emekli olan ve 2017 yılında eşinin isteğiyle memleketine yerleşen iki çocuk babası Erol, yaşadıklarını "dokuz canlı kedilere" benzeterek ilginç bir karara imza attı. Artık şansının tükendiğine inanan Erol, köyündeki mezarlıkta kendi mezarını kazmaya başladı.</p>

<p><img alt="" height="675" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/aw687273-02-69e6297670179.jpg" width="1200" /><br />
Erol'un ölümle mücadelesi 2000 yılında geçirdiği ağır trafik kazasıyla başladı. Uzun süre hastanede tedavi gören Erol, iyileştikten sonra işine döndü. 2005 yılında geçirdiği ikinci trafik kazasında beli kırılan Erol, yaklaşık 1 yıl yatağa bağımlı kaldı. Tedavisinin ardından yeniden ayağa kalkan Erol, 2015 yılında üçüncü kez trafik kazası geçirdi. Bu kazanın ardından emekli olan Erol, Safranbolu'ya yerleşti.<br />
Köyünde doğa yürüyüşü yaptığı sırada ayı saldırısına uğrayan ve uçurumdan düşmesine rağmen hayatta kalan Erol, 2025 yılında peş peşe 3 kez kalp krizi geçirdi.<br />
Her seferinde tedavi edilerek hayata tutunan Erol, son olarak birer hafta arayla iki kez arı sokması sonucu komaya girdi.<br />
Hastaneden çıktıktan sonra dikkat çeken bir karar alan Erol yaşadıklarını, "dokuz canlı kedilere" benzeterek kendi mezarını kazmaya başladı.<br />
Erol, yaşadıklarını "kedi misali dokuz canlı" sözleriyle ifade ederek, "Kedi misali dokuz can derler ya kediye, ben de hesapladım. Dokuz canımı da son arı sokmasıyla vermiş oldum. Buna istinaden mezarımı kazmaya karar verdim. Bu şekilde de mezarımı kazdım. Şu anda kalp hastası olduğum için, havaların da yağışlı olmasından dolayı artık ağır ağır lehine açıyorum. Hazırlıkları yapıyorum bir nevi. İşte ileriki zamanlarda artık taşını da bir şekilde ayarlamaya çalışacağım" dedi.</p>

<p><img alt="" height="675" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/aw687273-01-69e6298165b36.jpg" width="1200" /><br />
Kararının çevresinde ilk başta şaşkınlıkla karşılandığını belirten Erol, "İlk önce şaşırdılar. Hani böyle bir şeye nasıl karar verdin dediler. Ben olayı anlattım. Zaten eşim de biliyor yaşadığım süreci. Eşim belli bir şeyden sonra normal karşıladı. Çünkü diyor yani bu dünyada başına gelmeyen kalmadı. Artık komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biraz tepki aldım. Hani daha gençsin, niye böyle bir şey yaptın diye. Ya dedim içimden geldi. Hani insanın içinden bir his gelir ya, o hisse uyarak mezarımı kazdım yani" diye konuştu.<br />
Doğa yürüyüşüne çıktığında yavrularıyla birlikte olan ayının saldırısına uğrama olayını anlatan Erol, "Ayı beni uçurumun kenarında yakaladı. Daha sonra aşağı doğru beni attı. Havada uçtuğumu hissettim. Zaten aşağı düştüğümde de çam ağaçlarına çarparak yuvarlandım. O can havliyle derenin aşağısına doğru kendimi bir şekilde sürükleyerek, ayı gelmesin diye kendimi koruma amaçlı aşağı doğru sürükledim. Kendimi kurtarmaya çalıştım. Tek şansım ayının peşimden gelmemesi. Zaten gelseydi beni orada tamamen parçalardı. Gelmediği için ben orada kaldım. Sonra işte telefonla arkadaşlar geldi, beni oradan alıp hastaneye götürdüler" ifadelerine yer verdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/dokuz-kez-olumden-dondu-kendi-mezarini-kazmaya-basladi_69e629710257c.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/dokuz-kez-olumden-dondu-kendi-mezarini-kazmaya-basladi/163935</link>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:21:34 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Antik Sabunhane&#039;de çocuklar kendi dondurmasını yaptı</title>
                                    <description>Küçükkuyu Anneleri’nin Bahar Dölen önderliğinde Antik Sabunhane’de düzenlediği dondurma atölyesinde minikler, katkısız dondurmanın nasıl yapıldığını yaşayarak öğrendi; sabırla beklenen o tatlı mucize çocukların ellerinde hayat buldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Küçükkuyu, çocukların hem eğlendiği hem de doğallığı keşfettiği çok özel bir atölye çalışmasına ev sahipliği yaptı. "Küçükkuyu Anneleri" platformunun çatısı altında, Bahar Dölen önderliğinde bir araya gelen çocuklar, Antik Sabunhane’nin büyüleyici bahçesinde dondurma yapmanın püf noktalarını öğrendi. Nostaljik bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte, çocuklar hazır gıdalar yerine el emeğiyle dondurma üretmenin heyecanını yaşadı.</p>

<p><img alt="" height="1355" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/37546040-813b-4bcc-aab9-34fec49b807d-69de467aada1b.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>Sıvıdan Dondurmaya Dönüşen O Tatlı Yolculuk</strong></p>

<p>Antik Sabunhane’nin tarih kokan bahçesinde kurulan dondurma atölyesinde, çocuklar "dondurma nasıl yapılır?" sorusuna yaşayarak cevap buldu. Bahar Dölen’in rehberliğinde küçük ellerle çevrilen kaplar ve sabırla beklenen donma süreci, minikler için sihirli bir deneyime dönüştü. Katkısız ve saf malzemelerle hazırlanan dondurmalar, buzların desteğiyle sıvıdan katı formuna geçerken; çocukların yüzündeki şaşkınlık ve mutluluk görülmeye değerdi.</p>

<p><strong>Sadece Bir Tarif Değil, Bir Yaşam Biçimi</strong></p>

<p>Etkinliğin mimarı Bahar Dölen, miniklere sadece bir tarif değil, aynı zamanda doğal beslenmeye dair bir bakış açısı aşıladı. Üretmenin ve paylaşmanın tadına varan çocuklar, emek vererek ortaya çıkan bir ürünün ne kadar kıymetli olduğunu keşfetti. Antik Sabunhane çatısı altında gerçekleşen bu buluşma, doğallığı sadece üretmenin değil, onu yaşatmanın ve gelecek nesillere dokunarak öğretmenin en güzel örneği oldu.</p>

<p><img alt="" height="1713" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/08fca4cc-33f6-418b-a712-5aaff52373c5-69de4687715f5.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>Küçükkuyu’nun Ruhuna Yakışan Bir Miras</strong></p>

<p>Küçükkuyu Anneleri, bu tür etkinliklerle çocuklara sadece bilgi değil, nesilden nesile aktarılacak bir bilgelik bırakmayı hedeflediklerini belirttiler. Kültür kenti Küçükkuyu’nun ruhuna uygun şekilde; birlikte öğrenmenin ve anı biriktirmenin ön plana çıktığı atölye sonunda, çocuklar kendi yaptıkları doğal dondurmaların tadına bakarak günün keyfini çıkardılar. Bu sade ve temiz mirasın, çocukların zihninde unutulmaz bir yer edineceği ifade edildi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/post163756_69de4669c6e90.png</image>
                                <category>YAŞAM,KADIN</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/antik-sabunhanede-cocuklar-kendi-dondurmasini-yapti/163756</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:27:02 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Süleyman Uysal’dan Alkışlanacak Hareket! Barınaktan kurtarılan Bambam artık Uysal ailesinin bir parçası</title>
                                    <description>Çanakkale&#039;de 7 yıldır yaşadığı mahalleden şikayet üzerine barınağa götürülen Bambam, Uysal Market’in sahibi Süleyman Uysal tarafından sahiplenilerek özgürlüğüne kavuştu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’de yedi yıldır mahallelinin gözbebeği olan ancak geçtiğimiz günlerde yapılan bir şikâyet üzerine barınağa götürülen "Bambam" isimli köpeğin hikâyesi mutlu sonla bitti. Günlerdir Çanakkale kamuoyunun gündeminde olan ve kurtarılması için seferberlik ilan edilen Bambam, kentin tanınmış iş insanlarından Uysal Market’in sahibi Süleyman Uysal tarafından sahiplenildi. Barınaktan alınan Bambam, artık Uysal Ailesi’nin bir üyesi olarak yeni yuvasına kavuştu.</p>

<p><strong>Barınaktan Sıcak Bir Yuvaya</strong></p>

<p>Yedi yıl boyunca yaşadığı sokaktan koparılarak barınağa hapsedilmesi Çanakkalelileri derinden üzerken, Bambam’ın imdadına Süleyman Uysal yetişti. Gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından barınaktan çıkarılan Bambam’ın mutluluğu gözlerinden okunurken, Uysal Market tarafından paylaşılan video kentin kalbini ısıttı. Yapılan paylaşımda, "Bambam’a gösterdiğiniz sevgi bizi çok mutlu etti. Artık o sadece mahallenin değil, Uysal Ailesi’nin bir parçası..." ifadelerine yer verildi.</p>

<p><img alt="" height="983" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/screenshot-2-69de01ef68b6c.png" width="1200" /></p>

<p><strong>Bakımları Yapıldı, Yeni Hayatına "Merhaba" Dedi</strong></p>

<p>Sahiplenme sürecinin ardından Bambam, kentin sevilen pati dostu işletmelerinde profesyonel bakımdan geçti. Çanakkale Mor Pati, VegaPet Veteriner ve Pati Berber’in destekleriyle sağlık kontrolleri ve kişisel bakımları titizlikle yapılan Bambam, yeni evine tertemiz bir başlangıç yaptı. Sosyal medyada büyük ilgi gören görüntülerde, Bambam’ın yeni yaşam alanına alışmaya başladığı ve kuyruğunun heyecanla sallandığı anlar izleyenleri duygulandırdı.</p>

<p>Bambam’ın sahiplenilme sürecine destek verenlere teşekkür eden Uysal Market yönetimi, paylaştıkları mesajda dayanışmanın önemine dikkat çekti. "Bambam’a gösterdiğiniz sevgi bizi çok mutlu etti. Artık o, Uysal Ailesi’nin bir parçası… Destekleri için Mor Pati, VegaPet Veteriner ve Pati Berber’e teşekkür ederiz. Hoş geldin Bambam" notuyla paylaşılan video, yüzlerce beğeni ve yorum aldı. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/post163746_69de011332740.png</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/suleyman-uysaldan-alkislanacak-hareket-barinaktan-kurtarilan-bambam-artik-uysal-ailesinin-bir-parcasi/163746</link>
                <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 11:50:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale’nin Mutlu Patileri: Bahar Geldi, Neşe Sahillere Taştı!</title>
                                    <description>Çanakkale’de bahar güneşinin yüzünü göstermesiyle birlikte sahillere akın eden can dostlarımızın kumdaki oyunları ve denizle buluşma anları, &quot;Deniz havası insana da hayvana da iyi geliyor&quot; dedirten renkli görüntülere sahne oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’de baharın gelişiyle birlikte kendini gösteren güneşli hava, sadece kent sakinlerini değil, şehrin neşesi olan can dostlarımızı da sahillere döktü. Kışın kasvetli havasının ardından Boğaz’ın serin sularıyla buluşan kumsallar, bugünlerde patili dostlarımızın oyun alanına dönüştü.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Deniz, İnsanı (ve Köpeği) Böyle Yapıyor!</strong></span></p>

<p>Çanakkale’nin o meşhur deniz havası, insana olduğu kadar hayvanlara da enerji veriyor. Baharın müjdecisi güneşle birlikte sahile koşan can dostlarımızın mutluluğu, objektiflere adeta bir "yaşam sevinci" dersi gibi yansıdı. Kumların üzerinde özgürce koşan, dalgalarla şakalaşan ve toprağı kazarak baharın kokusunu içine çeken patili dostlarımız, "deniz insanı böyle olur" dedirtti.</p>

<p>Özellikle kordon boyu ve kentin çeşitli plajlarında sahipleriyle vakit geçiren köpeklerin heyecanı, çevredeki vatandaşların da yüzünde tebessüm oluşturdu. Kumda yuvarlanan, suyun tadına bakan ve enerjisiyle etrafa neşe saçan dostlarımızın bu halleri, "Şehrin can dostları da en az bizler kadar mutlu" yorumlarını beraberinde getirdi.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Baharın Tadı Sahilde Çıkar</strong></span></p>

<p>Doğanın uyandığı bu güzel günlerde, Çanakkale’nin eşsiz manzarasına karşı oyunlar oynayan can dostlarımız, kentin huzur dolu atmosferine renk katıyor. Uzmanlar, güneş ışığının ve açık havada yapılan aktivitelerin hayvanların psikolojisi üzerinde de çok olumlu etkileri olduğunu belirtirken, Çanakkaleli hayvanseverler bu güzel havaların tadını dostlarıyla birlikte çıkarmaya devam ediyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/post163690_69db8f69efd6c.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/canakkalenin-mutlu-patileri-bahar-geldi-nese-sahillere-tasti/163690</link>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Plajda Bile Yasak, Cezası 10 Milyon TL! Ama Çanakkale’de Kül Tablaları Hala Masada: Bu Yasak Kimi Bağlar?</title>
                                    <description>Türkiye tütünle mücadelede &quot;en sert&quot; viraja giriyor; kafe balkonlarından plajlara kadar her yerde sigara yasaklanıyor, cezalar milyonları buluyor. Ancak yasalar kağıt üzerinde ağırlaşırken, Çanakkale’deki kafelerden yükselen ağır kül kokusu ve denetimsizlik, &quot;Bu kurallar kime söküyor?&quot; sorusunu akıllara getiriyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kapalı Alan Bile Zapt Edilemedi, Şimdi Açık Alan Yasaklanıyor</strong></p>

<p>Türkiye, tütünle mücadele tarihinin en radikal yasa tekliflerinden birine hazırlanıyor. AK Parti tarafından TBMM’ye sunulacak yeni düzenleme,<strong> "dumansız hava sahası" </strong>tanımını kelimenin tam anlamıyla sokağa ve kuma taşıyor.</p>

<p>Artık sadece kapalı alanlar değil; restoranların bahçeleri, çocuk parkları, spor alanları ve hatta plajlar bile yasak kapsamına giriyor. Kağıt üzerinde devrim niteliğinde olan bu hamle, beraberinde devasa bir yaptırım paketini de getiriyor: İhlal halinde 5 bin TL’den başlayıp 10 milyon TL’ye kadar uzanan cezalar ve ruhsat iptalleri gündemde.</p>

<p>Ancak Ankara’da bu yasalar hazırlanırken, taşrada manzara hiç de<strong> <em>"dumansız"</em> </strong>değil. Örneğin Çanakkale özelinde yaşanan vurdumduymazlık, yeni yasanın uygulanabilirliğini ciddi şekilde sorgulatıyor.</p>

<p><strong>Çanakkale’nin "Kül Tablası" Sınavı: Denetim mi Yok, Cesaret mi Çok?</strong></p>

<p>Yeni yasada en dikkat çeken detaylardan biri, kafe ve restoranların açık alanlarında sigara içenlere yiyecek-içecek servisi yapılmayacak olması. Yani bir nevi <em><strong>"ya içeceksin ya yiyeceksin"</strong></em> dönemi başlıyor. Peki, hali hazırda mevcut yasakları bile takmayan bir esnaf profili varken bu nasıl mümkün olacak?</p>

<p>Çanakkale’de bugün herhangi bir kafeye girdiğinizde, bırakın açık alanı, kapalı alanların bile duman altı olduğunu görmek sıradan bir durum haline geldi. Yerel esnafın denetimsizlikten aldığı cesaret, yasakları sadece birer <em><strong>"tabela süsü"</strong></em> haline getirmiş durumda.</p>

<p><img alt="" height="1418" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/sigara-69d912f0b9e9c.jpg" width="2578" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Çanakkale'de denetim yok; işletmeler kapalı alanda sigara içilmesine izin veriyor</p>

<p>Çanakkale sokaklarındaki kafeler artık deniz havası değil, masa üzerlerinden kaldırılmaya bile tenezzül edilmeyen içi izmarit dolu kül tablalarının ağır kokusunu yayıyor. Müşterinin talebi ve işletmecinin <strong><em>"müşteri kaçmasın"</em></strong> kaygısı, halk sağlığının önüne geçmiş vaziyette. Kapalı alanda sigara içilmesine göz yummak bir yana, adeta teşvik eden bu gevşek tutum, yeni gelecek<em><strong> "milyonluk" </strong></em>cezaların Çanakkale’de ne kadar ciddiye alınacağı konusunda büyük bir soru işareti yaratıyor.</p>

<p><strong>Elektronik Sigara "Tütün" Oldu, Nakit Satış Tarihe Karışıyor</strong></p>

<p>Düzenlemenin bir diğer ayağı ise teknolojik tütün ürünleri. Artık elektronik sigaralar, ısıtılmış tütün ürünleri ve bunların sıvıları da resmen <em><strong>"tütün ürünü" </strong></em>sayılacak. Bu, sokakta elinde <em><strong>"puf"</strong></em> ile gezen gençlerin de artık radar altında olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>Daha da çarpıcı olanı ise çocukların erişimini engellemek için getirilen <em><strong>"nakit satış yasağı"</strong></em>. Tütün ürünleri artık sadece kredi kartıyla satılabilecek; böylece her satışın bir izi, bir kimliği olacak.</p>

<p>Çocuklara sigara satan işletmecileri ise sadece para cezası değil, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası bekliyor. Denetimlerin valilik ve kaymakamlıklar bünyesinde kurulacak<em><strong> "özel tütün ekipleri"</strong></em> tarafından yapılacağı söyleniyor.</p>

<p><strong>Kağıt Üzerinde Aslan, Sahada Kedi mi?</strong></p>

<p>Yasa teklifi yasalaştığında, plajda sigara yakmanın bedeli 5 bin TL olacak. İşletmesini tütün dumanına teslim eden esnaf ise milyonluk cezalarla karşı karşıya kalacak. Ancak Çanakkale örneğinde gördüğümüz üzere; kül tablasının masada durduğu, denetçinin kapıdan uğramadığı bir düzende, cezanın miktarından ziyade<em><strong> "uygulanabilirliği" </strong></em>önem kazanıyor.</p>

<p>Eğer denetimler yine sadece ihbar üzerine ve<em><strong> "dostlar alışverişte görsün" </strong></em>mantığıyla yapılırsa, Türkiye’nin en kapsamlı tütün yasası da maalesef Çanakkale’nin o kül kokan kafelerinde boğulup gidecek.</p>

<p><img alt="" height="492" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/sigara-2-69d91322e17e2.jpg" width="900" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Özellikle yerel işletmeler zincir işletmelere göre bu konada ciddi tölarans gösteriyor</p>

<p><strong>EDiTÖRÜN NOTU: </strong>Çanakkale'deki denetimsizlik haberi, yerel makamları harekete geçmeye zorlayayıp <strong>"kamuoyu baskısı"</strong> yaratırmı onu bilemeyiz ama emin olabilirsiniz, kafelerde herkes tüttürmeye devam edecektir. </p>

<p>Türkiye'de tütün ve tütün mamullerine yönelik denetimler, 4207 sayılı Kanun kapsamında <b>Sağlık Bakanlığı</b> koordinasyonunda yürütülmektedir. Sahadaki fiili denetimler ise valilik ve kaymakamlıklar bünyesinde oluşturulan, bünyesinde emniyet/jandarma personeli, sağlık memurları ve belediye zabıta ekiplerinin bulunduğu <b>"İl/İlçe Tütün Kontrol Kurulları"</b> ve bu kurullara bağlı denetim ekipleri tarafından gerçekleştiriliyor.</p>

<p>İşletmelerin ruhsat ve ticari faaliyetlerine ilişkin denetimlerde belediyeler ve mülki idare amirlikleri yetkiliyken, satış belgeleri ve piyasa düzenlemeleri konusunda <b>Tarım ve Orman Bakanlığı</b><em> (Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı)</em> ana yetkili kurum.  </p>

<p>Peki o zaman Çanakkale'de kapalı alanda tütün içinler, içmeyenleri zehirlerken, izmarit kosunu üzerine sinerken neden denetim yapılmıyor. Örneğin, ilgili kurumlar şu son 10 günde kaç yerde tütün denetimi <em>(kapalı alanda sigara içiren işletmeler)</em> yapmış. Kaç yere ne kadar cezai işlem uygulamış. Hangi işletmeye kapama veya ruhsat iptali yapmış. Biliyor muyuz; elbette bilmiyoruz. </p>

<p>Çanakkale'nin kafelerdeki sağlığı işletme sahiplerinin insafına terkedilmiş durumda. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/plajda-bile-yasak-cezasi-10-milyon-tl-ama-canakkalede-kul-tablalari-hala-masada-_69d912be65861.jpg</image>
                                <category>GÜNCEL,YAŞAM</category>
                <author>Çanakkale Kalem</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/plajda-bile-yasak-cezasi-10-milyon-tl-ama-canakkalede-kul-tablalari-hala-masada-bu-yasak-kimi-baglar/163642</link>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:14:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale’nin Tarih Fısıldayan 5 Büyüleyici Doğa Rotası!</title>
                                    <description>Baharın gelmesiyle birlikte Çanakkale’nin kadim toprakları, sadece tarih meraklılarını değil, ruhunu dinlendirmek isteyen doğaseverleri de kendine çağırıyor. Kuzey Ege’nin serin rüzgarları, Gelibolu’nun hüzünlü ama dik duruşu ve Troya’nın binlerce yıllık sırları, nisan güneşinin altında yepyeni bir kimliğe bürünüyor. Şehir hayatının kalabalığından sıyrılıp, Homeros’un destan yazdığı bu coğrafyada çiçek açan badem ağaçları arasında bir yolculuğa çıkmanın tam zamanı.
İşte bu hafta sonu rotanızı çevirebileceğiniz, Çanakkale’nin hem doğa hem de tarih fışkıran o büyüleyici noktaları!</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>1. Assos Antik Kenti: Aristoteles’in İzinde Ege Mavisi</strong></p>

<p>Ayvacık'ın Behramkale köyünde, sönmüş bir volkanik tepenin üzerine kurulu olan Assos, nisan ayında bir başka nefes alır. Athena Tapınağı’nın binlerce yıllık sütunları arasından Midilli Adası’nı izlerken, yosun kokusuna karışmış baharın tazeliği yüzünüze çarpar.</p>

<p><strong>Neden Gitmelisiniz? </strong>Dünyanın ilk felsefe okullarından birine ev sahipliği yapmış bu toprakların enerjisini hissetmek ve gün batımını antik tiyatrodan izlemek için.</p>

<p><strong>Rota Önerisi: </strong>Antik kenti gezdikten sonra taş evlerle süslü Behramkale sokaklarından aşağıya inip, antik limanda mola verebilirsiniz. Ayrıca Kadırga Koyu’na doğru uzanan kıyı şeridinde doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.</p>

<p><strong>2. Parion Antik Kenti: Boğaz’ın Girişindeki Gizli Liman</strong></p>

<p>Biga’nın Kemer köyü yakınlarında yer alan Parion, bir liman kenti olarak tarihin en canlı noktalarından biriydi. Bugün hala devam eden kazılarla gün yüzüne çıkan tiyatrosu ve odeonu, nisan ayında çevresini saran papatyalarla birleşince masalsı bir görüntü hediye ediyor.</p>

<p><strong>Neden Gitmelisiniz?</strong> Henüz çok fazla kalabalıklaşmamış, sakin ve bozulmamış bir antik liman atmosferinde denizin mavisini tarihin gri taşlarıyla birleştirmek için.</p>

<p><strong>Rota Önerisi:</strong> Parion gezisinin ardından, Kemer köyündeki tarihi su kemerlerini görebilir ve Marmara Denizi’nin kıyısında sessiz bir balık ziyafeti çekebilir; biraz ilerisinde jumbo karideslerin sahilde satıldığı Karabiga beldesini ziyaret edebilirsiniz. </p>

<p><strong>3. Alexandria Troas: Roma’nın Çanakkale’deki İhtişamı</strong></p>

<p>Çanakkale - İzmir karayolu üzerinde bulunan Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyünde bulunan bu devasa antik kent, bir dönem Roma İmparatorluğu’nun başkenti olması planlanacak kadar önemliydi. Asırlık palamut meşelerinin arasından yükselen devasa hamam kalıntıları ve liman yolu, sizi zamanda bir yolculuğa çıkarır.</p>

<p><strong>Neden Gitmelisiniz?</strong> Dev palamut meşelerinin gölgesinde, antik taşların arasında yürürken Bozcaada manzarasının tadını çıkarmak için. </p>

<p><strong>Rota Önerisi: </strong>Kentin devasa yapılarını keşfettikten sonra hemen yakındaki pembe gölü (kalp gölü) ziyaret ederek doğanın bu nadir mucizesine tanıklık edebilir çok sayıda balık lokantasında lezzet molası verebilirsiniz. </p>

<p><strong>4. Neandria: Çığrı Dağı’nın Zirvesindeki Destan</strong></p>

<p>Ezine yakınlarındaki Çığrı Dağı’nın tepesinde kurulu olan Neandria, Çanakkale’nin en az bilinen ama en etkileyici rotalarından biridir. Surların üzerinden bakıldığında heyecan verici tüm Troas ovası ve Ege Denizi ayaklarınızın altındadır.</p>

<p><strong>Neden Gitmelisiniz? </strong>Hiçbir araç gürültüsü duymadan, sadece kuş sesleri eşliğinde 3 bin yıllık devasa surlar arasında trekking (doğa yürüyüşü) yapmak için.</p>

<p><strong>Rota Önerisi: </strong>Dağa tırmanırken yol boyunca rastlayacağınız endemik bitki türlerini inceleyebilir, zirvede rüzgarın fısıltısını dinleyerek mola verebilirsiniz. Belki de hayatınızda hiç duymadığınız taze çiçek kokularıyla duygularınıza bayram ettirebilirsiniz. </p>

<p><strong>5. Dardanos ve Abydos: Boğaz’ın Muhafızları</strong></p>

<p>Çanakkale Boğazı’nın en dar noktalarında yer alan bu antik yerleşimler, tarihte Leander ve Hero’nun ölümsüz aşkına şahitlik etmiştir. Bugün askeri bölgeler ve yerleşim yerleri arasında kalsa da, sahil hattı boyunca hissedilen o kadim ruh hala dipdiri ve bir o kadar da etkili. </p>

<p><strong>Neden Gitmelisiniz?</strong> Boğazın serin sularını izlerken antik çağdaki gemi geçişlerini hayal etmek ve mitolojik hikayelerin doğduğu toprakları adımlamak için. Bastığınız her milimetre kare toprak tarih ve hikayelerle dolu. </p>

<p><strong>Rota Önerisi:</strong> Şehir merkezinden bisikletle Dardanos’a doğru pedal çevirebilir, yol üzerindeki şehitlikleri ve anıtları da kapsayan bir kültür turu yapabilirsiniz.</p>

<p><strong>Bahar Yürüyüşü Yapacaklar İçin Altın Tavsiyeler</strong></p>

<p>Çanakkale’nin rüzgarlı ve sürprizli doğasında yola çıkacaklar için birkaç önemli not:</p>

<p><strong>Rüzgarı Unutmayın:</strong> Çanakkale her zaman rüzgarlıdır. Özellikle antik kentlerin yüksek noktalarında sizi üşütmeyecek kaliteli bir rüzgarlık mutlaka yanınızda olsun. Sürprizlere açık olun ama aynı zamanda hazırlıklı da olun. </p>

<p><strong>Ayakkabı Önemli: </strong>Neandria veya Alexandria Troas gibi araziler engebelidir. Bileği kavrayan, tabanı dişli bir outdoor ayakkabı yürüyüş konforunuzu artırır.</p>

<p><strong>MüzeKart Cebinizde Olsun: </strong>Assos gibi ören yerlerine giriş ücretlidir. MüzeKart'ınızın güncel olduğundan emin olun; dijital uygulamayı indirmek işinizi kolaylaştırır.</p>

<p><strong>Su ve Enerji: </strong>Bu rotaların bazılarında market bulmak zordur. Çantanızda mutlaka mataranız ve enerjinizi yüksek tutacak kuru yemişleriniz bulunsun.</p>

<p>Çanakkale, sadece geyip geçilen değil, her köşesiyle yaşanması gereken bir şehir. Bu bahar, kalbinizi ve rotanızı bu 5 duraktan birine çevirin. Binlerce yıllık taşların size anlatacağı çok şey var. Şehir ve az bulunur rotalar sizi şaşırtmak için bekliyor. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/canakkalenin-tarih-fisildayan-5-buyuleyici-doga-rotasi_69d64bade683f.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/canakkalenin-tarih-fisildayan-5-buyuleyici-doga-rotasi/163575</link>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çiftleştiği Erkeği Avlayan Örümcek Cenk Polat&#039;ın Objektifine Takıldı!</title>
                                    <description>Çanakkale&#039;de doğa fotoğrafçısı Cenk Polat, eşine az rastlanır bir doğa olayını görüntüledi! &quot;Kırmızı Karınlı Zıplayan Örümcek&quot; türünde dişi, çiftleşmenin hemen ardından erkeği avladı. Doğanın o sert ve acımasız dengesini saniye saniye belgeleyen kareler, yaban hayatının gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu. İşte o nefes kesen sahnenin detayları!</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’nin zengin yaban hayatı, her gün doğaseverleri ve fotoğrafçıları şaşırtmaya devam ediyor. Vahşi doğada üreme ve hayatta kalma arasındaki o ince çizgi, bu kez doğa fotoğrafçısı Cenk Polat’ın objektifine yansıyan çarpıcı bir kareyle gözler önüne serildi. Kentin doğal alanlarında gözlemlenen "Kırmızı Karınlı Zıplayan Örümcek" (Philaeus chrysops), doğanın en sert ve acımasız yüzlerinden birini sergiledi: Dişinin, çiftleşme sonrası erkeği avlaması.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>"Sıradışı Bir An, İlk Defa Tanıklık Ediyorum"</strong></span></p>

<p>Yaban Hayatı Fotoğrafçısı Cenk Polat, bu nadir anı fotoğraflarken yaşadığı şaşkınlığı dile getirdi. Doğada her zaman güvenli bir sonla bitmeyen bu süreçte, dişi örümcek başarılı bir çiftleşmenin ardından erkeği kendi hayatta kalma döngüsünün bir parçası haline getirerek avladı. Polat, sosyal medya üzerinden paylaştığı bu kareyi "Sıradışı bir an, ilk defa böyle bir sahneye tanıklık ediyorum" sözleriyle tanımladı.</p>

<p><img alt="" height="1438" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/screenshot-2-69d5007b2f93b.png" width="1200" /></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Karmaşık Kur Davranışları Tehlikeyi Engellemiyor</strong></span></p>

<p>Zıplayan örümcek türlerinde erkekler, dişiye yaklaşmadan önce av olmadığını kanıtlamak ve dişiyi etkilemek için oldukça karmaşık ve ritmik "kur dansları" sergiliyor. Ancak bu görsel şölen ve başarılı geçen çiftleşme süreci, erkek için hayati tehlikenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Çanakkale’de kaydedilen bu görüntülerde olduğu gibi, bazı durumlarda dişi örümcek, protein ihtiyacını karşılamak amacıyla çiftleştiği erkeği avına dönüştürüyor.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Doğanın Sert ve Acımasız Dengesi</strong></span></p>

<p>Doğa bilimciler tarafından "cinsel yamyamlık" olarak adlandırılan bu davranış, aslında ekolojik bir dengenin parçası. Dişi örümcek, yumurtalarının gelişimi için ihtiyaç duyduğu yüksek enerjiyi ve proteini, bazen en yakınındaki kaynaktan yani eşinden sağlıyor. Cenk Polat’ın ölümsüzleştirdiği bu kareler, doğada üremenin sadece yeni bir neslin başlangıcı değil, aynı zamanda hayatta kalmak için verilen amansız bir mücadelenin parçası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.</p>

<p>Çanakkale’nin biyolojik çeşitliliğini ve doğadaki bu muazzam dengeleri belgeleyen Cenk Polat’ın çalışması, yaban hayatı meraklıları tarafından büyük ilgiyle karşılandı.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Fotoğraflar: Cenk Polat</strong></span></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/ciftlestigi-erkegi-avlayan-orumcek-cenk-polatin-objektifine-takildi_69d50051c8fd5.png</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/ciftlestigi-erkegi-avlayan-orumcek-cenk-polatin-objektifine-takildi/163544</link>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayramiç’in Yaren Leyleği 50 yıl sonra yine yuvasına geldi!</title>
                                    <description>Bayramiç’in 50 yıllık doğa mirası bu yıl da bozulmadı; yarım asırdır aynı yuvaya sadakatle dönen vefalı leylek, ilçe sakinlerine baharın en güzel müjdesini vererek yuvasını yeniden şenlendirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bayramiç halkının yolunu gözlediği, ilçenin simgesi haline gelen vefalı leylek, tam yarım asırdır değişmeyen adresine dün akşam saatlerinde iniş yaptı. Umutların tükenmeye başladığı anda gelen bu kanatlı misafir, hem baharı müjdeledi hem de Bayramiçlilerin yarınlara olan inancını tazeledi.</p>

<p>Doğa takviminin en zarif habercileri leylekler, Bayramiç semalarında yeniden görülmeye başlandı. Ancak içlerinden biri var ki, onun gelişi tüm ilçe için ayrı bir anlam taşıyor. Tam 50 yıldır aralıksız olarak ilçe merkezindeki aynı yuvaya gelen leylek ailesi, bu yıl da geleneği bozmadı. Bursa’nın Eskikaraağaç köyündeki meşhur dostluğa atıfta bulunularak "Yaren" gibi sevilen bu vefalı misafir, dün akşam saatlerinde yuvasına konarak hummalı bir tamirat mesaisine girişti.</p>

<p>Bayramiç İlçe Tarım Müdürü İbrahim Çobanoğlu’nun paylaştığı bu özel anlar, ilçede baharın gerçek müjdecisi kabul ediliyor. Havaların ısınmasıyla birlikte yollarını gözledikleri leyleğin gecikmesi, mahalle sakinleri arasında "Acaba bu yıl gelmeyecek mi?" endişesine yol açmıştı. Ancak bu sabah güne parlak bir güneş ve yuvasında çalışan o tanıdık silüetle uyanan Bayramiçliler, yarınlara olan inançlarını tazeledi.</p>

<p>Bu hikayenin en duygusal yanı ise kuşaklar arası kurulan bağda gizli. Yarım asırdır bu leylek ailesine evinin çatısını açan, onları bir komşu gibi ağırlayan merhum Veli Özcan, bu vefa hikayesinin görünmez kahramanı olarak bir kez daha rahmetle anıldı. Özcan’ın başlattığı bu sessiz ev sahipliği, bugün leyleklerin kaçıncı kuşağı olduğu bilinmeyen torunlarıyla devam ediyor.</p>

<p>Bayramiç’in "vefalı leyleği", gelir gelmez hiç vakit kaybetmeden rüzgar ve fırtınayla hırpalanan yuvasını çalı çırpıyla tahkim etmeye başladı. Yakında bu yuvadan yükselecek yeni yavru sesleri, Bayramiç’in 50 yıllık doğa nöbetinin bu yıl da başarıyla sürdüğünün en büyük kanıtı olacak.</p>

<p>Şimdi tüm ilçe, tıpkı 50 yıldır olduğu gibi, bu sessiz misafirlerin yavrularını büyütüp sonbaharda yeniden göç yoluna çıkışını büyük bir ilgi ve sevgiyle takip edecek. Hoş geldin Bayramiç’in Yaren leyleği!</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/post163508_69d3a80746623.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/bayramicin-yaren-leylegi-50-yil-sonra-yine-yuvasina-geldi/163508</link>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bozcaada&#039;ya Zaman Yolculuğu: Çıkarma Gemileriyle Yapılan O Efsane Yolculuklar!</title>
                                    <description>Bozcaada yolculuğunda nostaljik bir zaman yolculuğuna hazır mısınız? Çanakkale’nin tanınmış isimlerinden emekli Ticaret İl Müdürü Hüseyin Aşkın, 1980’li yılların o meşhur &quot;çıkarma gemili&quot; ulaşım dönemini bir fotoğrafla yeniden canlandırdı. Geyikli İskelesi’nin henüz olmadığı, yolculuğun Odunluk İskelesi’nden başladığı ve devasa kapak seslerinin adada yankılandığı o günlere dair hatıralar, görenleri duygulandırdı. &quot;O genç adam benim&quot; diyerek paylaştığı karesiyle Bozcaada’nın zorlu ama bir o kadar da heyecan dolu ulaşım tarihine ışık tutan Aşkın’ın o anlamlı paylaşımı ve adanın eski günlerine dair tüm detaylar haberimizde.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’nin tanınan ismi emekli Ticaret İl Müdürü Hüseyin Aşkın, sosyal medya hesabından paylaştığı nostaljik bir fotoğraflarla takipçilerini 1980’li yılların Bozcaada yolculuğuna çıkardı. Geyikli İskelesi’nin henüz olmadığı, ulaşımın askeri çıkarma gemileriyle sağlandığı o yıllara ait anılar, Bozcaada’nın zorlu ama bir o kadar da unutulmaz ulaşım tarihini gözler önüne serdi.</p>

<p>Çanakkale ve Bozcaada’nın hafızasında derin izler bırakan o eski günler, Hüseyin Aşkın’ın paylaştığı bir kare fotoğrafla yeniden canlandı. Günümüzde modern feribotlarla dakikalar içinde tamamlanan Bozcaada yolculuğu, 1980’li yıllarda tam anlamıyla bir "macera" olarak yaşanıyordu. Aşkın, o dönemde Geyikli İskelesi'nin bulunmadığını ve adaya geçişlerin Odunluk İskelesi üzerinden yapıldığını hatırlatarak, adanın ulaşım serüvenini duygusal bir dille anlattı.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Askeri Gemilerle Sivil Yolculuk</strong></span></p>

<p>Hüseyin Aşkın’ın paylaşımında en dikkat çeken detay, o dönem sivil kullanıma devredilmiş eski askeri çıkarma gemileri oldu. Devasa metal yığınlarını andıran bu gemilerin adaya yanaşırken çıkardığı o ağır kapak sesinin hâlâ kulaklarında olduğunu belirten Aşkın, o yıllardaki imkanların kısıtlılığına rağmen adaya ulaşma heyecanının her türlü zorluğun önüne geçtiğini ifade etti.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>"O Genç Adam Benim..."</strong></span></p>

<p>Paylaştığı fotoğrafta bir gemi güvertesinde görülen gençlik yıllarına ait karesine de değinen emekli müdür Aşkın, "Fotoğraftaki o genç adam benim... O dönemlerde bu gemilerle adaya geçmek bana da nasip olmuştu. Bozcaada’nın o kendine has ulaşım tarihine tanıklık ettiğim o güzel günlerden bir hatıra." sözleriyle geçmişe olan özlemini dile getirdi.</p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Odunluk İskelesi’nden Günümüze</strong></span></p>

<p>Bozcaada’nın turizm cenneti olmadan önceki yıllarını yansıtan bu paylaşım, özellikle adanın eski müdavimleri ve Çanakkaleliler tarafından büyük ilgi gördü. Odunluk İskelesi’nin tozlu yollarından, çıkarma gemilerinin paslı güvertelerine uzanan bu hikâye, bölgenin ne kadar büyük bir değişim ve gelişim geçirdiğini de bir kez daha kanıtladı. Hüseyin Aşkın’ın bu anlamlı paylaşımı, kentin hafızasına not düşülen kıymetli bir kültürel miras belgesi niteliği taşıyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/post163379_69ce5ab944e01.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/bozcaadaya-zaman-yolculugu-cikarma-gemileriyle-yapilan-o-efsane-yolculuklar/163379</link>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:57:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Ölümün Ayıramadığı Anne ve Oğul: Issız Cuma’nın Mukaddes Vuslatı mı, Yoksa Tarihin Utanç Verici İnfazı mı?</title>
                                    <description>Çanakkale’nin Yenice ilçesinde, meşe ormanlarının derinliklerinde yükselen 700 yıllık bir sır... Toprak altında birbirine kavuşan anne ve bebeğinin tüyler ürperten mucizesi tüm dünyayı ayağa kaldırırken, toprak üstündeki ecdat yadigârı cami, tahta kurularına ve ilgisizliğin paslı zincirlerine mahkûm edildi. Ölümün ayıramadığı o canları, biz kendi ellerimizle terk edilmişliğin çukuruna mı itiyoruz? İşte kamunun çürümeye terkettiği Issız Cuma Seyvan Camii ve anne ile oğulun ağlatan hikayesi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toprağın Altındaki Sır: Hatice ve Bebeğinin Bitmeyen Sarılışı</strong></p>

<p>Issız Cuma Camii’ni sıradan bir tarihi yapıdan bir dünya fenomenine dönüştüren olay, 1959 yılının o puslu kış günlerinde başladı. Seyvan Köyünde yaşayan gencecik bir anne, Hatice Yıldız henüz kucağına aldığı minik evladının kokusuna doyamadan hayata gözlerini yumar. Bu ayrılık, evrene sığmaz; annesinden sadece 20 gün sonra minik bebeği de <em>(yörede Ayşe olarak bilinse de bazı kayıtlarda oğul olarak geçer)</em> sonsuzluğa yürür.</p>

<p>Köylüler, bebeği annenin biraz yakınına defnederler. Ancak asıl gizem burada başlar. Ertesi gün mezarlığa gidenler şok içindedir; ayrı kazılan iki mezar, sanki görünmez bir el tarafından çekilmiş gibi birbirine yapışmıştır. Köylüler defalarca mezarları ayırır, araya mesafe koyarlar ama nafile...</p>

<p><img alt="" height="467" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/cami-69b409f53b878.jpg" width="1008" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;">Yüz yılların yıkamadığı Issız Cuma Camii ne yazık ki; çürümeye terkedilmiş. Caminin içine temiz terlik ile girilmiştir.</span></p>

<p>Her sabah o iki mezar, birbirine sarılmak istercesine yeniden vuslata erer. En sonunda din görevlileri boyun eğer: <strong><em>"Vardır bir hikmeti, artık ellemeyin!"</em></strong> Bugün oraya gittiğinizde, iç içe geçmiş o mezar taşları bize şunu fısıldar: Ölüm bile bu bağı koparamadı.</p>

<p style="text-align: center;"> </p>

<p><strong>Ecdadın Emanetine Paslı Zincir, Tahta Kurusu ve İhanet!</strong></p>

<p>Ancak bu mukaddes hikâyenin hemen yanı başında, insanın kanını donduran bir ihmal yükseliyor. 1335 yılında inşa edildiği sanılan, Çanakkale’nin en eski iki camisinden biri o şaheser<span style="color:#2980b9;"><span style="background-color:#ffffff;"> <a href="https://www.canakkalekalem.com/tamamen-ahsap-issiz-cuma-camii/120387?page=1"><span style="color:#2980b9;"><strong><span style="background-color:#ffffff;">Issız Cuma Seyvan Camii</span></strong></span></a><span style="background-color:#ffffff;">, </span><span style="color:#000000;"><span style="background-color:#ffffff;">bugün sahipsizliğin pençesinde can çekişiyor. 700 yıl önce tek bir çivi dahi kullanılmadan, el emeği ve alın teriyle meşe ağaçlarından inşa edilen bu yapı, bugün tahta kurularının istilasına uğramış durumda!</p>

<p><img alt="" height="465" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/mezarlik-69b40a1567706.jpg" width="1008" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;">Issız Cuma camii'nin etrafı lerleyen yıllarda mezarlık olmuş</span></p>

<p>Ecdadın<em><strong> "çivi çakmadan"</strong></em> mucize yarattığı o kutsal mekân, bugün basit, paslı bir zincirle tutturulmuş kapısıyla hırsıza, arsıza ve doğanın insafına terkedilmiş. İçeri girdiğinizde burnunuza gelen o asırlık ahşap kokusunun yerini çürümüşlük almış. O paha biçilemez halılar, kilimler ziyanlık içinde; toz ve kir tabakasının altında kayboluyor. Pencereleri kırılmış, çerçeveleri dağılmış bir halde kaderine terkedilmiş.</p>

<p><img alt="" height="673" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/cami-icinden-69b40a32e60a5.jpg" width="1008" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;">Her yer toz toprak içinde; tahta kuruları caminin içinde cirit atıyor (bu görsel yıllar öncesine ait, arşiv)</span></p>

<p><strong>Müftülük, Vakıflar, Kültür Bakanlığı: Vicdanınız Hiç mi Sızlamıyor?</strong></p>

<p>Yenice’ye sadece birkaç kilometre uzaklıkta, köylerin tam merkezinde yer alan bu tarihi mühür, adeta<strong> <em>"ıssız"</em> </strong>bırakılarak cezalandırılıyor. Burayı ziyaret eden vatandaşlar tepkili, gözleri yaşlı. İki rekat namaz kılmak isteyen bir mümin, alnını secdeye koyacak temiz bir köşe bulamıyor. Karasi Beyliği’nin mirası mı, erken dönem Osmanlı’nın ilk mührü mü olduğu tartışılan bu 700 yıllık devasa hafıza, her geçen gün biraz daha un ufak oluyor.</p>

<p>Sormak istiyoruz; Yenice Kaymakamı, Belediye Başkanı, Müftülük, Turizm İl Müdürlüğü ve <a href="https://www.canakkalekalem.com/canakkalenin-sakli-mirasi-modern-sehrin-kalbindeki-5-osmanli-sirri/162318"><span style="color:#2980b9;"><strong>Çanakkale Valiliği</strong></span></a><span style="color:#000000;">.</span></p>

<p style="text-align: center;"><img alt="" height="1492" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/anne-69b40b3a259d2.jpg" width="800" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;">Anne ile evladının birleşmiş kabirlerini ziyaret edenler acı hikayalerine ağlıyor</span></p>

<p>Bu tarihi değerden haberiniz var mı? Eğer varsa, bu harabelik, bu terkedilmişlik sizin eseriniz mi? Eğer haberiniz yoksa, o koltuklarda neden oturuyorsunuz? Bölge halkı cuma ve bayram namazlarında bir araya gelsin diye kurulan bu 700 yıllık cami, şimdi sadece ölülerin bekçiliğini yaptığı bir yıkıntıya mı dönüştürülmek isteniyor?</p>

<p><strong>Bir Miras Yok Olurken...</strong></p>

<p>Issız Cuma, sadece bir korku filmine <em>(Siccin 2)</em> ilham olan ürpertici bir mekan değildir. O, bu toprakların tapusudur. Anne ve bebeğin enerjisini hissetmek, ruhsal bir arınma yaşamak için gelen binlerce insan, caminin perişan halini görünce büyük bir hayal kırıklığıyla dönüyor. Ayaklarının altında titreyen enerjiyi unutuyorlar. </p>

<p><img alt="" height="567" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/anne-ogul-kucuk-69b40ac956575.jpg" width="1008" /></p>

<p style="text-align: center;"><span style="font-size:14px;">Caminin yanı sıra anne ile çocuğunun hikayesini bilenler onların kabrini de ziyaret ediyor</span></p>

<p>Burada bir tarih, bir emek ve bir mucize çürüyor. Eğer bugün harekete geçilmezse, o <strong><em>"çivisiz cami"</em></strong> efsanesi sadece kitaplarda kalacak.</p>

<p>Uyarıyor ve ilgilileri ciddiyete davet ediyoruz. Ecdat yadigarına sahip çıkmayanların, ne bugünü ne de yarını olur. Yetkilileri; müftülüğü, vakıfları ve bakanlığı göreve çağırıyoruz. Bu ayıp daha fazla büyümesin!</p>

<p><strong>EDİTÖRÜN NOTU: </strong>Neredeyse aradan bir ay geçti. Bu tarihi miras ile ilgili hiç bir çalışma, bilgi akışı, açıklama yok. 700 yıllık cami çürümeye devam ediyor. </p>

<p> </p>

<p><em><strong>Bu e posta adreslerine aşağıdaki metni yollayabilir, bir tarihin ayakta kalmasına katkı yapabilirsiniz. İşte o adresler. </strong></em></p>

<p><strong>İletişim Kurulacak Makamlar ve E-Posta Adresleri</strong></p>

<p><strong>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı:</strong> <em>ozelkalem@ktb.gov.tr</em></p>

<p><strong>Vakıflar Genel Müdürlüğü (Balıkesir Bölge - Çanakkale):</strong><em> balikesir@vgm.gov.tr</em></p>

<p><strong>Çanakkale Valiliği: </strong><em>canakkale@icisleri.gov.tr</em></p>

<p><strong>Yenice Kaymakamlığı: </strong><em>yenice@icisleri.gov.tr</em></p>

<p><strong>Çanakkale İl Müftülüğü: </strong><em>canakkale@diyanet.gov.tr</em></p>

<p><strong>Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü:</strong> iktm17@ktb.gov.tr</p>

<p><strong>CiMER : </strong><em>cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr</em></p>

<p> </p>

<p><strong>GÖNDERİLECEK E-POSTA TASLAĞI</strong></p>

<p><strong>Konu:</strong> ACİL: 700 Yıllık Issız Cuma Camii Yok Oluyor – İhmale Son Verilsin!</p>

<p>Sayın İlgili,</p>

<p>Çanakkale’nin Yenice ilçesi Seyvan köyü sınırları içerisinde bulunan ve yapımı 1335 yılına dayanan, bölgenin en eski yapılarından Issız Cuma Seyvan Camii’nin mevcut durumu içler acısıdır.</p>

<p>700 yıllık bu ecdat yadigarı, hiçbir çivi kullanılmadan inşa edilmiş mimari bir şaheser olmasının yanı sıra, mezarlığındaki "birleşen mezarlar" efsanesiyle bölge turizmi ve inanç kültürü için paha biçilemez bir değerdir. Ancak bugün bu kutsal mekan;</p>

<p>Tahta kurularının istilasına uğramış, ahşap taşıyıcılar içten içe çürümeye terk edilmiştir.</p>

<p>İçerisindeki tarihi halı ve kilimler bakımsızlıktan, küften ve tozdan ziyan olmaktadır.</p>

<p>700 yıllık emanetin kapısı, basit bir paslı zincir ile korunmasız bırakılmıştır.</p>

<p>Ziyaretçilerin ibadet edebileceği asgari temizlik ve düzenleme dahi mevcut değildir.</p>

<p>Yenice’ye yalnızca birkaç kilometre uzaklıktaki bu milli ve manevi mirasın, Müftülük, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığı gibi kurumların gözetimi altındayken bu denli harabeye dönmesi kabul edilemez bir durumdur.</p>

<p>Kalem Gazetesi aracılığıyla kamuoyuna yansıyan bu<strong> "tarihi cinayetin" </strong>durdurulmasını; caminin ivedilikle restorasyon programına alınmasını, ilaçlanmasını ve layık olduğu güvenliğe kavuşturulmasını talep ediyoruz. Ecdadın çivi çakmadan inşa ettiği bu emaneti, bizler sahipsizliğin çivileriyle ölüme terk edemeyiz.</p>

<p>Konuyla ilgili ivedilikle somut adımlar atılmasını bekliyor, sürecin takipçisi olacağımızı bilgilerinize sunuyoruz.</p>

<p>Saygılarımla, [Adınız Soyadınız] [Tarih]</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/olumun-ayiramadigi-anne-ve-ogul-issiz-cumanin-mukaddes-vuslati-mi-yoksa-tarihin-_69b411b9e4a15.jpg</image>
                                <category>YAŞAM,MEKAN</category>
                <author>Çanakkale Kalem</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/foto-galeri/olumun-ayiramadigi-anne-ve-ogul-issiz-cumanin-mukaddes-vuslati-mi-yoksa-tarihin-utanc-verici-infazi-mi/162644</link>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale&#039;de Sahiller Kafe Oldu: &#039;Beleş Kafe&#039; Kültürü Yeni Kordon&#039;da Güçleniyor</title>
                                    <description>Çayını, kahveni kap; Yeni Kordon&#039;un büyüleyici gün batımı ve deniz havası eşliğinde, &#039;beleş kafe&#039; keyfini yaşamaya hazır mısın? Şehrin kalbinde, özgürlüğün ve dostluğun tadını çıkar ama sakın çöpünü bırakıp gitme.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale'nin simgelerinden biri olan Yeni Kordon, son yıllarda sadece bir yürüyüş yolu olmaktan çıkıp, kentin en popüler buluşma noktalarından biri haline geldi.</p>

<p>Özellikle yaz aylarında, gün batımından gece yarısına kadar sahili dolduran insanlar, <em><strong>"beleş kafe"</strong></em> olarak adlandırdıkları bu yeni sahil kültürüyle, hem bütçelerini koruyor hem de sosyalleşmenin tadını çıkarıyor.</p>

<p><img alt="" class="image-align-left" height="701" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/yeni-kordon-2-69cd0ce8da7f8.jpg" width="529" />Peki, bu yeni sahil kültürünün sırrı ne?</p>

<p>Hayatın pahalılaşmasıyla birlikte insanlar, eğlence ve sosyalleşme ihtiyaçlarını daha ekonomik yollarla karşılamanın arayışına girdi. İşte tam bu noktada, Yeni Kordon'un sunduğu geniş kumsal, deniz ve Çanakkale şehitlerini simgeleyen Abide Aınıtı manzaralı gün batımı, ideal bir mekan olarak öne çıktı.</p>

<p>Kendi kahvesini, çayını yapıp termoslarına dolduranlar, kamp sandalyelerini ve havlularını yanlarında getirenler, sahilin her köşesini birer açık hava kafesine dönüştürdü. Bira içmek serbest, zaman sınırı yok. Özellikle öğrencilerin birinci tercihi olan Yeni Kordon, son yılların en popüler ve yoğun yerlerinden biri. </p>

<p><em><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">Yaz akşamlarında zaman hızlı aksa da Yeni Kordonda bunun bir önemi yok</em></p>

<p><strong>Yeni Nesil Tercih, Yeni Nesil Kafe Kültürü</strong></p>

<p>Yeni Kordon'da gözlemlediğimiz bu durum, sadece bir bütçe tasarrufu değil, aynı zamanda yeni bir yaşam tarzının da habercisi. Özellikle genç kuşak, geleneksel kafe kültüründen sıyrılarak, daha özgür, daha doğal ve daha ekonomik deneyimlere yöneliyor.</p>

<p>Kendi içeceğini hazırlamak, arkadaşlarıyla istediği yerde oturmak ve doğayla iç içe vakit geçirmek, gençler için daha cazip hale geliyor. Bu durum, <em><strong>"yeni nesil kafe kültürü"</strong></em> olarak adlandırılabilir. Çünkü bu kültür, sadece tüketim üzerine değil, aynı zamanda üretim ve paylaşım üzerine de kurulu.</p>

<p><img alt="" height="723" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/yeni-kordon-69cd0d102cade.jpg" width="1280" /></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;"><span style="font-size:14px;">İnsanlar kumsalda oturup zaman geçirmek için değil; her şeyi unutma isteğine boyun eğmek için Yeni Kordonu tercih ediyor.</p>

<p><strong>Sadece Bir Plaj Değil, Bir Topluluk Alanı</strong></p>

<p>Yeni Kordon, sadece bir plaj olmanın ötesinde, insanların bir araya gelip paylaştığı, yeni dostluklar kurduğu ve şehre olan aidiyet hissini güçlendirdiği bir topluluk alanı. Burada, her yaş grubundan insanı, farklı sosyal ve ekonomik arka planlardan gelenleri bir arada görmek mümkün. Bu çeşitlilik, sahilin daha canlı ve dinamik bir atmosfere bürünmesini sağlıyor. </p>

<p>Diğer yandan burada zaman geçirmeyi tercih edenler <strong><em>"Sadece ekonomik sebepler değil, sadece kendi kahvemizi içmek değil; burada kuma basmak, yürümek apayrı bir trapi gibi. Stresinizi atmak istiyorsanız burada kumlarda yürümek heyecan verici"</em></strong> diye görüş bildiriyor. </p>

<p><img alt="" height="553" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/yeni-kordon-gece-69cd0d1c9bb84.jpg" width="830" /></p>

<p><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;">Her yaz akşamı değişmeyen manzaranın ritüeli kumsalda oturmak ve Abide'ye karşı keyifle günün yorgunluğunu atmak. </p>

<p><strong>Siz Ne Düşünüyorsunuz?</strong></p>

<p>Yeni Kordon'daki bu <strong><em>"beleş kafe" </em></strong>kültürü, geleceğin şehir yaşamına ışık tutan bir örnek mi? Yoksa sadece ekonomik zorlukların yarattığı geçici bir durum mu? Bu sorunun cevabı, zamanla daha da netleşecek. Ancak şurası kesin ki, Yeni Kordon, çanakkale halkı için sadece bir sahil değil, aynı zamanda özgürlüğün, yaratıcılığın ve topluluğun sembolü haline geldi.</p>

<p><strong>EDiTÖRÜN NOTU:</strong> <em>Önemli bir detay; burada oturun, vakit geçirin, tadını çıkarın ama yediğinizin içtiğinizin çöpünü sakın burada bırakmayın. Çünkü yarın akşam yine siz oturacaksınız. </em></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/canakkalede-sahiller-kafe-oldu-beles-kafe-kulturu-yeni-kordonda-gucleniyor_69cd0c5aa2b25.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/canakkalede-sahiller-kafe-oldu-beles-kafe-kulturu-yeni-kordonda-gucleniyor/163341</link>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Huzurevi Sakinlerine Yıldırım Hair Studio Dokunuşu: Saç Sakal Tıraşıyla Büyüklerin Yüzü Güldü!</title>
                                    <description>Çanakkale Yıldırım Hair Studio ekibi, huzurevi sakinlerini ziyaret ederek anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Yaşlıların saç ve sakal tıraşlarını yapan ekip, samimi sohbetleriyle büyüklerin gönlünü fethetti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’nin sevilen işletmelerinden Yıldırım Hair Studio ekibi, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek Çanakkale Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Gün boyunca huzurevi sakinleriyle yakından ilgilenen ekip, usta elleriyle değerli büyüklerin saç ve sakal tıraşlarını yaparak onlara kişisel bakım hizmeti sundu. Sadece bir hizmet değil, aynı zamanda gönülden bir bağ kurmayı hedefleyen bu ziyaret, huzurevinde sıcak ve samimi anların yaşanmasına vesile oldu.</p>

<p><img alt="" height="1189" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/screenshot-3-69cce2937c804.png" width="1200" /></p>

<p>Ziyaret boyunca sadece tıraş işlemleriyle yetinmeyen Yıldırım Hair Studio ekibi, büyüklerle uzun süre sohbet ederek anılarını dinledi ve onlarla çeşitli oyunlar oynayıp keyifli vakit geçirdi. Birlikte geçirilen bu güzel günde, yaşlıların yüzlerindeki tebessümün kendileri için her şeyden daha kıymetli olduğunu belirten ekip üyeleri, bu tür faaliyetlerin sadece bir görev değil, bir vicdan borcu olduğunu ifade etti. Unutulmaz anların paylaşıldığı bu özel günde, huzurevi sakinleri de kendilerine gösterilen bu yakın ilgiden dolayı büyük mutluluk yaşadı.</p>

<p><img alt="" height="915" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/04/screenshot-5-69cce29f36afc.png" width="1200" /></p>

<p>Yıldırım Hair Studio tarafından yapılan açıklamada, kendilerini büyük bir sıcaklıkla karşılayan tüm huzurevi sakinlerine teşekkür edildi. Bu tür sosyal projelerin devam edeceğinin sinyalini veren ekip, büyüklerin her zaman yanlarında olmaya devam edeceklerini vurguladı. Profesyonel hizmetlerini huzurevi ortamına taşıyarak toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergileyen ekip, Çanakkale halkının da takdirini topladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/04/post163332_69cce282c4a88.png</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/huzurevi-sakinlerine-yildirim-hair-studio-dokunusu-sac-sakal-tirasiyla-buyuklerin-yuzu-guldu/163332</link>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Mantar aramaya gitti karşısında maymun buldu!</title>
                                    <description>Denizli’nin Pamukkale ilçesinde kuzugöbeği mantarı toplamak için ormanlık alana giden bir vatandaş, karşısına çıkan maymunu Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri gelene kadar simit vererek oyaladı; o anlar cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli’de ormanlık alanda mantar toplamaya çıkan bir vatandaş, beklemediği bir sürprizle karşılaştı. Pamukkale ilçesi Çamlık bölgesinde kuzugöbeği mantarı arayan Nizamettin Yiğit’in karşısına aniden bir maymun çıktı. Şaşkınlığını gizleyemeyen vatandaşın ihbarı üzerine Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) ekipleri bölgeye sevk edilirken, ekipler gelene kadar yaşanan oyalama çabaları ise renkli görüntülere sahne oldu.</p>

<p><strong>Mantar Aramaya Gitti Doğanın Sürpriziyle Karşılaştı</strong></p>

<p>Denizli’nin doğa harikası noktalarından biri olan Pamukkale Çamlık mevkii, bu kez alışılmışın dışında bir olaya ev sahipliği yaptı. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte bölge halkının uğrak noktası olan ormanlık alana kuzugöbeği mantarı toplamak için giden Nizamettin Yiğit, ağaçların arasında hareket eden bir canlı fark etti. İlk başta bölgedeki yaban hayatına ait alışıldık bir hayvan sandığı canlının yanına yaklaştığında ise gözlerine inanamadı. Karşısında bir maymunun oturduğunu gören Yiğit, o anları cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydetti.</p>

<p><strong>Simitli Oyalama Taktiğiyle Dostluk Kurdu</strong></p>

<p>Gördüğü manzara karşısında kısa süreli bir şok yaşayan Nizamettin Yiğit, durumu hemen Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerine bildirdi. Ancak ekiplerin bölgeye ulaşmasının zaman alacağını düşünen duyarlı vatandaş, maymunun ormanın derinliklerinde gözden kaybolmasını engellemek için ilginç bir yöntem geliştirdi. Hayvanın aç olabileceğini tahmin eden Yiğit, kendi yemeği için yanına aldığı simidi bölerek maymuna uzattı. Maymunun simidi iştahla yemesi ve Yiğit’in yanından ayrılmaması, ikili arasında kısa sürede sıcak bir bağ oluşmasını sağladı.</p>

<p><img alt="" height="1600" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/aw672857-02-69cb91ea98327.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>Ekiplerin Yakalama Operasyonu Başarısız Oldu</strong></p>

<p>İhbarın ardından kısa sürede olay yerine ulaşan DKMP ekipleri, bölgede koruma altına alınması gereken maymunu yakalamak için harekete geçti. Ancak insanlara alışık olduğu gözlenen fakat bir o kadar da çevik olan maymun, ekiplerin profesyonel müdahalesine rağmen ağaçların tepesine tırmanarak izini kaybettirmeyi başardı. Saatler süren kovalamaca ve yakalama çabaları, maymunun ormanlık alanın sarp kısımlarına kaçmasıyla sonuçsuz kaldı. Maymunun bölgeye nasıl geldiği veya birinden kaçıp kaçmadığı ise gizemini koruyor.</p>

<p><strong>Doğada Karşılaşılan Egzotik Türlere Dikkat</strong></p>

<p>Bölge sakinleri, Çamlık gibi insanların yoğun olduğu bir ormanlık alanda maymunla karşılaşmanın şaşkınlığını yaşıyor. Uzmanlar, bu tür egzotik hayvanların doğal ortamlarının burası olmadığını, muhtemelen kaçak yollarla beslenen bir evcil hayvanın doğaya salınmış veya kaçmış olabileceğini belirtiyor. Vatandaşlara, bu tarz bir durumla karşılaştıklarında hayvana fazla yaklaşmadan yetkililere haber vermeleri ve kendi güvenliklerini korumaları yönünde uyarılar yapılıyor. Denizli’nin bu sevimli ama firari misafiri için ekiplerin bölgedeki gözlem çalışmalarının devam edeceği öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/mantar-aramaya-gitti-karsisinda-maymun-buldu_69cb91e317b4a.jpg</image>
                                <category>YAŞAM,ÇEVRE</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/mantar-aramaya-gitti-karsisinda-maymun-buldu/163299</link>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Nikah masasında &quot;tanımıyorum&quot; dedi, memur defteri kapatıp salonu terk etti!</title>
                                    <description>İzmir’in Torbalı ilçesinde bir nikah töreninde şahidin &quot;Tanımıyorum&quot; şakası salonu buz kestirirken, nikah memurunun defteri kapatıp masayı terk etmesiyle yaşanan panik dolu anlar, memurun geri dönüp yaptığı karşı şakayla yerini kahkahalara bıraktı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Torbalı ilçesinde düzenlenen bir nikah töreni, hem davetlileri hem de genç çifti adeta buz kestiren ama sonu kahkahalarla biten film gibi bir olaya sahne oldu. Mutlu bir geleceğe "evet" demek için masaya oturan çiftin en yakın dostu olan şahidin yaptığı "tanımıyorum" şakası, nikah memurunun beklenmedik hamlesiyle bir anda krize dönüştü. Sosyal medyada da gündem olan olayda, şaka sırası nikah memuruna geçtiğinde salondaki panik yerini büyük bir rahatlamaya bıraktı.</p>

<p>Olay, ilçedeki nikah salonunda neşe içinde başlayan tören sırasında meydana geldi. Nikah memuru, geleneksel ritüel gereği gelin ve damadın ardından şahitlere dönerek o meşhur "Şahit misiniz?" sorusunu yöneltti. Tam bu sırada espri yapmak isteyen şahitlerden biri, "Ben bunları tanımıyorum, yoldan geçerken çevirdiler şahit ol diye" cevabını verince bir anda salonun havası değişti. Şahidin bu beklenmedik çıkışı, törenin ciddiyetini bir anda dağıttı.</p>

<p>Ancak asıl sürpriz nikah memurundan geldi. Şahidin cevabı üzerine yüz hatlarını ciddileştiren memur, önündeki nikah defterini sert bir şekilde kapatarak masadan kalktı ve salonu terk etmeye yeltendi. Nikahın iptal olduğunu ve memurun şakayı gerçek sandığını düşünen genç çift, o anlarda büyük bir şok yaşadı. Şakayı yapan şahidin pişmanlığı yüzüne yansırken, davetliler arasında fısıldaşmalar ve büyük bir gerginlik hakim oldu. Sessizliğe bürünen salonda çiftin yaşadığı panik anları saniye saniye hissedildi.</p>

<p>Kısa bir süre sonra gülümseyerek masaya geri dönen nikah memuru, aslında kendisine yapılan şakaya aynı yöntemle karşılık verdiğini açıkladı. Durumun bir "karşı şaka" olduğunun anlaşılmasıyla birlikte salonda derin bir nefes alındı ve kahkahalar yükseldi. Nikah memuru, "Siz bana şaka yaparsanız, ben de size böyle bir ders veririm" diyerek ortamı yumuşattı. Korku dolu dakikaların ardından neşeyle devam eden törende çiftin nikah işlemleri tamamlanırken, bu olay hem aileler hem de çift için unutulmaz bir anı olarak hafızalara kazındı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/nikah-masasinda-tanimiyorum-dedi-memur-defteri-kapatip-salonu-terk-etti_69ca61d185a95.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/nikah-masasinda-tanimiyorum-dedi-memur-defteri-kapatip-salonu-terk-etti/163274</link>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Cep Telefonu Kaydıyla Hayatı Değişti: 8 Yıl Sonra Gelen Adalet</title>
                                    <description>Konya’da polisin silahından çıkan kurşunla yaralanan ve yerel mahkemece &quot;olay yerinde çekim yaptığı için&quot; kusurlu bulunan Ö.K. &#039;nın 8 yıl süren adalet arayışının uzun ince hikayesi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Her şey sıradan bir günde, sıradan bir sokakta, bir cep telefonunun kayda girmesiyle başladı. O an çekilen görüntüler, bir vatandaşın hayatını karartan merminin değil, sekiz yıl sürecek bir hukuk savaşının fitilini ateşledi.</p>

<p><strong>Sokaktaki Kaos ve O Meşum An</strong></p>

<p>23 Haziran 2017 günü Konya'nın Haznedar Sokağı her zamanki hareketliliğini yaşıyordu. Ancak o gün, havada asılı duran bir gerginlik vardı. Polis ekipleri, içinde tüfek olduğu ihbar edilen bir aracı Konya Lisesi'nin hemen arkasında durdurmuştu.</p>

<p>Araçtan inen şüpheliler A.Ö. ve M.C.A. polise direniyor, sokak bağırışlarla yankılanıyordu. Tam o sırada kardeşi M.K. ile yoldan geçen Ö.K., olup biteni anlamak ve belki de bir vatandaşlık görevi olarak belgelemek için telefonunu çıkardı ve kayda başladı.</p>

<p>Ö.K. sadece oradaydı.</p>

<p>Sadece bakıyordu.</p>

<p>Sadece kaydediyordu.</p>

<p>Ancak polis memuru E.A. ile şüpheliler arasındaki itiş kakış sırasında bir el silah patladı. O tek kurşun suçluları değil, sokağın ortasında sessizce duran Ö.K.’nin omzuna isabet etti. Bir anda her şey karardı. Ö.K. sağ koltuk altından giren mermiyle yere yığıldığında, aslında sadece vücudundan değil, adalet olan inancından da vurulmuştu.</p>

<p><strong>Hastaneden Mahkemeye: Mağdurun Sanığa Dönüştüğü Anlar</strong></p>

<p>Ameliyatlar, kemik kırıkları ve bitmek bilmeyen fizik tedavi süreçleri. Ö.K. hayata tutundu ama gerçek acıyı mahkeme salonlarında yaşadı. Yerel mahkeme, polis memuru E.A. hakkında beraat kararı verirken öyle bir gerekçe sundu ki, hukuk tarihine kara bir leke olarak geçti.</p>

<p>Mahkemeye göre Ö.K., <strong>"nizalı bir olayda polisin uyarısına rağmen çekim yapmaya devam ederek olay yerine yaklaşmış" </strong>ve bu yüzden başına gelenlerden kendisi sorumlu tutulmuştu. Yani devletin koruması gereken vatandaş, sadece <strong>"orada olduğu için"</strong> suçlu ilan edilmişti.</p>

<p>Bu ne anlama geliyor?</p>

<p>Bu, <strong>"Sokakta bir olay görürseniz arkanızı dönün ve kaçın, aksi halde başınıza bir şey gelirse devlet sizi korumaz"</strong> mesajıydı. Ö.K. bu haksızlığı kabul etmedi. Yaralı omzuyla adalet arayışını en üst merciye taşıdı.</p>

<p><strong>Sekiz Yıllık Bekleyişin Ardındaki Karar</strong></p>

<p>Aradan geçen koca sekiz yıl sonra beklenen haber 30 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’den geldi. Anayasa Mahkemesi, Türkiye'deki tüm vatandaşları ilgilendiren o tarihi tespiti yaptı: Bir insanın sadece olay yerinde bulunması veya çekim yapması, onun yaşam hakkının tehlikeye atılmasını asla haklı çıkarmaz. AYM, <strong>"Yaşam hakkının usul boyutu ihlal edilmiştir"</strong> diyerek yerel mahkemenin kararını çöpe attı.</p>

<p>Peki, şimdi ne olacak?</p>

<p>Yüksek Mahkeme, Ö.K.’ye 225 bin TL manevi tazminat ödenmesine ve polis memuru E.A.’nın yeniden yargılanmasına karar verdi. Bu karar, kolluk kuvvetlerinin silah kullanma yetkisinin sınırsız olmadığını ve vatandaşın <strong>"izleme"</strong> hakkının bir suç teşkil etmediğini tescilledi.</p>

<p>Adalet bazen çok yavaş yürüyor, bazen de bir sokağın köşesinde sekiz yıl boyunca asılı kalıyor. Ö.K. için şimdi yeni bir süreç başlıyor. O gün Haznedar Sokağı'nda yarım kalan o kayıt, bugün Türkiye'deki her bir sivilin yaşam hakkı güvencesine dönüştü. Unutmayın; adalet, bir gün herkese lazım olan o sessiz nöbetçidir.</p>

<p>Bu karar,<strong> "devletin gücü karşısında bireyin savunmasızlığı"</strong> algısını yıkan ve sivil denetimin (cep telefonu kaydı) önemini vurgulayan bir emsaldir. Cep telefonuyla bir olayı kaydetmek suç değildir. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/bir-cep-telefonu-kaydiyla-hayati-degisti-8-yil-sonra-gelen-adalet_69c9a23b9d931.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Çanakkale Kalem</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/bir-cep-telefonu-kaydiyla-hayati-degisti-8-yil-sonra-gelen-adalet/163246</link>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bursa’da Otobüste Akılalmaz Olay: İki Kadın Yolcu Birbirine Girdi, Şoförün Kolunu Isırdı!</title>
                                    <description>Bursa’da belediye otobüsünde yer kavgasına tutuşan iki kadın yolcu, kendilerini ayırmak isteyen şoföre akılalmaz bir saldırıda bulundu. Diğer yolcuların dehşet dolu bakışları arasında kavgayı sonlandırmaya çalışan şoförün kolunu ısıran kadınlar, toplu taşımada &quot;bu kadarına da pes&quot; dedirten anlara imza attı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa’da belediye otobüsünde koltuk sırası yüzünden birbirine giren iki kadın yolcu, kavgayı ayırmaya çalışan otobüs şoförünün kolunu ısırdı; diğer yolcular gördükleri manzara karşısında donup kaldı.</p>

<p>Bursa’da toplu taşıma araçlarında yaşanan gerginliklere bir yenisi daha eklendi ancak bu kez yaşananlar "bu kadarına da pes" dedirtti. Seyir halindeki bir belediye otobüsünde, iddiaya göre boş koltuk sırası nedeniyle iki kadın yolcu arasında sözlü tartışma başladı. Kısa sürede harareti yükselen tartışma, otobüsteki diğer yolcuların şaşkın bakışları arasında bir anda saç saça baş başa kavgaya dönüştü.</p>

<p>Otobüsün içinde yükselen çığlıklar ve arbede üzerine, aracın güvenliğini sağlamak isteyen şoför otobüsü durdurarak müdahale etmek zorunda kaldı. Tarafları ayırmak için araya giren şoför, hiç beklemediği bir saldırıyla karşılaştı. Öfkelerini kontrol edemeyen kadınlar, kendilerini sakinleştirmeye ve kavgayı sonlandırmaya çalışan şoförün kolunu ısırdı. Acı içinde kalan şoför neye uğradığını şaşırırken, otobüsün içi bir anda panik alanına döndü.</p>

<p><img alt="" class="image-align-left" height="693" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/aw670971-01-69c8d3ace39a5.jpg" width="400" />Olay anında araçta bulunan diğer yolcular, yaşanan akılalmaz şiddet karşısında büyük hayret yaşadı. Şoförün yardımına koşan yolcular, koluna yapışan kadınları güçlükle uzaklaştırabildi. Arbede nedeniyle otobüs seferi bir süreliğine dururken, bazı yolcuların o anlarda yaşananları cep telefonlarıyla kaydettiği görüldü. Şoförün kolunda ciddi ısırık izleri oluşurken, taraflar diğer vatandaşların araya girmesiyle araçtan indirildi.</p>

<p>Yaşanan bu trajikomik ve bir o kadar da şiddet dolu anlar, Bursa’da toplu taşımadaki güvenlik sorunlarını bir kez daha gündeme getirdi. Görevi başındaki şoföre yönelik yapılan bu sıra dışı saldırı sonrası şoförün şikayetçi olup olmayacağı merak konusu olurken, olayla ilgili inceleme başlatıldı. Şiddetin dozunun "ısırmaya" kadar varması, şehirde günün en çok konuşulan konularından biri haline geldi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/post163226_69c8d38468ea1.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/bursada-otobuste-akilalmaz-olay-iki-kadin-yolcu-birbirine-girdi-soforun-kolunu-isirdi/163226</link>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Depremin İzlerini Siliyor: 3 Yıl Odasından Çıkmayan Barış&#039;a Sazlı Sözlü Doğum Günü</title>
                                    <description>Hatay’da deprem sonrası 3 yıl boyunca odasından çıkmayan ve Türkiye’nin gündemine oturan Barış Özbay, 25. yaşını sevdiklerinin sürpriz doğum günü kutlamasıyla karşıladı; türkülerin söylendiği etkinlikte Barış’ın mutluluğu gözlerinden okundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay’da yaşadığı ağır deprem sonrası dünyayla bağını koparan ve yaklaşık 3 yıl boyunca odasından çıkmayarak sadece bilgisayar ve telefonla vakit geçiren Barış Özbay, yeni yaşına sevdiklerinin sürpriziyle girdi. Türkiye’nin "evden çıkmayan genç" olarak tanıdığı Barış, 25. yaş gününde ilk kez bu kadar kalabalık bir ilgiyle karşılaştı. Depremde evini ve yakınlarını kaybeden, üniversite eğitimini yarıda bırakıp sanal dünyaya hapsolan gencin hayatındaki değişim, annesi Semra Özbay başta olmak üzere tüm Türkiye’yi duygulandırmıştı.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/aw670241-02-69c67fb4b7753.jpg" width="1200" /></p>

<p>Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Defne ilçesinde hayata tutunmaya çalışan Özbay ailesi, zorlu bir rehabilitasyon sürecinden geçiyor. Uzun süre kişisel bakımını dahi ihmal eden, duş almayan ve dış dünyayı reddeden Barış için devlet kurumlarının devreye girmesiyle ilk adımlar atılmıştı. Tıraş olup dışarı çıkan ve aylar sonra bir arkadaşının nişanına katılarak sosyal hayata göz kırpan Barış’a, bu kez hayırsever Çilem Artan ve arkadaşları evinde unutulmaz bir doğum günü etkinliği düzenledi.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/aw670241-04-69c67fc057c42.jpg" width="1200" /></p>

<p>Sürpriz kutlama sırasında yine bilgisayar başında oyun oynarken yakalanan Barış, karşısında pasta ve saz eşliğinde türkü söyleyenleri görünce şaşkınlığını gizleyemedi. 26 Mart 2001 doğumlu olan ve 25 yaşına basan genç adam, sevdikleriyle birlikte türküler söyleyerek nadir anlardan birini yaşadı. Kutlama sonrası duygularını paylaşan Barış, ilginin üzerinde olmasından pek hoşlanmasa da mutlu olduğunu ifade etti. "Böyle bir sürpriz beklemiyordum. İlginin bende olmasını sevmiyorum ama biraz mutlu oldum" diyen Barış, sanal dünyaya olan bağlılığının hala sürdüğünü de sözlerine ekledi.</p>

<p>Gündelik yaşamını "Uyanıyorum, bilgisayar başına geçiyorum ve akşama kadar oynuyorum. Dışarı çıkmaya gerek yok, bilgisayar daha iyi oluyor" sözleriyle özetleyen Barış Özbay’ın bu içten ve sarsıcı dürüstlüğü, dijital bağımlılığın ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak annesi Semra Özbay, evladının 3 yıl sonra gülümsemeye başlamasının ve insan içine karışmasının kendisi için en büyük hediye olduğunu belirtti.</p>

<p><img alt="" height="800" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/aw670241-03-69c67fc9f0fa8.jpg" width="1200" /></p>

<p>Etkinliği organize eden Çilem Artan ise Barış’ın her zaman yanında olacaklarını vurgulayarak, "Barış için özel hazırlandık, onun gülümsemesi bizim için en büyük keyif. İyi ki doğmuş, her zaman destekçisiyiz" dedi. Hatay’da depremin izlerini silmeye çalışan Barış’ın, sanal dünyadan gerçek dünyaya dönüş yolculuğu tüm Türkiye tarafından ilgiyle takip edilmeye devam ediyor.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/depremin-izlerini-siliyor-3-yil-odasindan-cikmayan-barisa-sazli-sozlu-dogum-gunu_69c67faaa1d63.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/depremin-izlerini-siliyor-3-yil-odasindan-cikmayan-barisa-sazli-sozlu-dogum-gunu/163181</link>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale’nin Gülen Yüzü Soluyor mu? &quot;Pahalı Huzur&quot; Kıskacında Büyük Test!</title>
                                    <description>Türkiye’nin en yaşanabilir şehirleri listesinde her zaman zirveye oynayan, rüzgarın ve tarihin kenti Çanakkale, bugünlerde kendi içindeki en zorlu sorunun yanıtını arıyor: Gerçekten mutlu muyuz, yoksa sadece &quot;huzurluymuş&quot; gibi mi yapıyoruz? Sokaklardaki o eski, her şeyi zamana bırakan sakinlik, yerini geçim derdi ve kalabalığın getirdiği sessiz bir gerginliğe mi bıraktı? Kentin ruhu ile cüzdanı arasındaki makas açıldıkça, Çanakkale’nin o meşhur gülümsemesi biraz daha &quot;zoraki&quot; hale geliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Göçün Gölgesinde Çanakkale: Yerli mi Mutlu Gelen mi?</strong></p>

<p>Bir yanda boğazın eşsiz maviliği ve Troya’nın mirasıyla beslenen o kadim ruh, diğer yanda her geçen gün kabaran kira makbuzları ve market fişleri... Çanakkale, yıllardır "emekli ikramiyesiyle ev alınıp yerleşilen, ömür uzatan şehir" imajından hızla uzaklaşıyor. Özellikle son beş yılda İstanbul ve Ankara gibi metropollerden gelen beyaz yakalı göçüyle <em>"modernleşen"</em> kent, bu yeni sakinlerine büyük bir kaçış fırsatı sunuyor. Ancak madalyonun öbür yüzü o kadar parlak değil.</p>

<p>Dışarıdan bakıldığında <em>"vaha"</em> gibi görünen bu şehirde, içerideki huzursuzluk dalga dalga büyüyor. Metropolden kaçıp gelenin <em>"burası çok sakin"</em> diyerek yaşadığı taze sevinç, şehrin dokusunun bozulduğunu ve yaşam maliyetinin katlandığını gören yerlinin tükenen sabrıyla çarpışıyor. Bu durum, şehirde iki farklı mutluluk tanımının oluşmasına ve gizli bir sosyal ayrışmanın fitillenmesine neden oluyor.</p>

<p><strong>Kordon’dan Pazara: Yaşam Maliyeti Huzuru Bozuyor mu?</strong></p>

<p><em>"Pahalı huzur"</em> kavramı, bugün Çanakkale sokaklarının en somut gerçeği. Eskiden kordon boyunda atılan turlar saf bir mutluluk ve sosyalleşme kaynağıyken, şimdi esnafın yüzündeki kaygı dolu ifade, üniversitelinin cebindeki kısıtlı harçlık ve emeklinin pazar filesindeki boşluk başka bir hikaye anlatıyor. TÜİK verileri kenti hala <em>"mutlu" </em>kategorisinde tutmaya çalışsa da, bu mutluluğun artık yüksek bir maliyeti var.</p>

<p><img alt="" height="550" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/cocuk-parki-69c3d3ba0f393.jpg" width="1008" /></p>

<p>Şehrin yerlisi; feribot kuyruklarından, bitmek bilmeyen otopark sorunundan ve büyükşehirleri aratmayan fiyat artışlarından şikayetçi. Tarım ve balıkçılık kenti kimliğinden hızla sıyrılıp, kontrolsüz bir<em> "turizm ve öğrenci kenti"</em>ne dönüşme çabası, özellikle orta sınıfın yaşam alanlarını daraltıyor. Evet, dev organizasyonlar şehre dünya çapında bir vizyon katıyor, ancak akşam evine dönen sıradan vatandaşın mutfağındaki gerçeklik, bu parıltılı tablonun dışına taşıyor. Eleştirel bir süzgeçten geçirdiğimizde şunu net görüyoruz: Çanakkale, huzurunu "pazarlamaya" başladığından beri, o huzuru kendi içinde tüketmeye başladı.</p>

<p><strong>Geleceğin Çanakkale’si: Müze Kent mi Yaşayan Kent mi?</strong></p>

<p>Peki, bu gidişatın sonunda Çanakkale bizi nereye götürecek? Sosyologların<em> "soylulaştırma"</em> dediği süreç, Çanakkale’yi sadece belirli bir gelir grubunun nefes alabildiği, yerel halkın ise çeperlere itildiği bir açık hava müzesine mi dönüştürecek?<em> "Yavaş Şehir" </em>ruhu, yerini <em>"hızlı tüketim" </em>hırsına bırakırsa, kentin o meşhur ferahlığı sadece kartpostallarda kalabilir.</p>

<p>Eğer yerel dinamikler ve yönetimsel irade, şehrin bu <em>"insani ölçeğini" </em>ve <em>"erişilebilir huzurunu"</em> koruyamazsa, birkaç yıl sonra sadece nostaljik bir <em>"mutlu şehir" </em>anısıyla baş başa kalabiliriz. Şu an için Çanakkale hala gülümsüyor, sokaklarında hala samimiyet var. Ancak bu gülümsemenin arkasında <em>"Yarın ne olacak?"</em> sorusunun gölgesi her geçen gün daha da koyulaşıyor. Gerçek mutluluk, sadece güzel bir manzaraya bakmak değil, o manzaranın içinde gelecek kaygısı duymadan nefes alabilmektir.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/canakkalenin-gulen-yuzu-soluyor-mu-pahali-huzur-kiskacinda-buyuk-test_69c3d2a141f1a.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Yıldız Sağlam Küçük</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/canakkalenin-gulen-yuzu-soluyor-mu-pahali-huzur-kiskacinda-buyuk-test/163090</link>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Ambulansta Mucize Doğum: Minik Misafir Yolda &quot;Merhaba&quot; Dedi</title>
                                    <description>Ayvacık’ta doğum sancıları başlayan anne adayını hastaneye yetiştirmek için yola çıkan 112 acil sağlık ekipleri, doğumun ambulansta başlaması üzerine harekete geçti; nefes kesen dakikaların ardından dünyaya gelen kız bebek ve annesi, başarılı müdahale sayesinde sağlığına kavuştu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’de akşam saatlerinde nefes kesen, bir o kadar da gülümseten bir yaşam mücadelesi yaşandı. Ayvacık 3 No’lu (Gülpınar) Acil Sağlık Hizmetleri ekibi, saat 21:40 sularında gelen acil çağrı üzerine vakit kaybetmeden harekete geçti. 40 haftalık hamile olan ve doğum sancıları başlayan anne adayına ulaşan ekipler, hastayı hızla ambulansa alarak hastaneye yetiştirmek üzere yola koyuldu.</p>

<p>Ancak minik bebeğin beklemeye niyeti yoktu. Hastane yolunda doğumun başladığını fark eden tecrübeli 112 personeli, ambulansı adeta bir doğumhaneye çevirdi. Yol boyunca annenin ve bebeğin sağlık durumunu anlık olarak takip eden ekiplerin profesyonel müdahalesiyle, doğum sorunsuz bir şekilde ambulansta gerçekleşti.</p>

<p>Dünyaya gözlerini ambulansta açan minik kız bebeği ve annesi, başarılı operasyonun ardından kontrolleri yapılmak üzere Ayvacık Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldı. Hem annenin hem de bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p>

<p>Çanakkale İl Ambulans Servisi Başhekimliği, hayata "merhaba" diyen minik bebeğe sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerken, bu kritik anlarda soğukkanlılıkla görev yapan tüm sağlık personeline özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/post163020_69c2415dae006.jpg</image>
                                <category>YAŞAM,SAĞLIK</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/ambulansta-mucize-dogum-minik-misafir-yolda-merhaba-dedi/163020</link>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Hem Okul Harçlığı Hem Hayaller: Eskişehirli Minik İkiliden Bayram Güzelliği!</title>
                                    <description>Eskişehir&#039;de 11 yaşındaki Yakup Can ve 8 yaşındaki yeğeni Ali, trafik ışıklarını bayram yerine çevirdi. Davul çalıp mani söyleyerek harçlık toplayan miniklerin hedefi hem okul masraflarını karşılamak hem de hayallerindeki telefona kavuşmak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir’in Büyükdere Mahallesi’nde Ramazan Bayramı, 11 yaşındaki Yakup Can ve 8 yaşındaki yeğeni Ali’nin renkli gösterisiyle şenlendi. Millet Caddesi üzerindeki trafik ışıklarını adeta bir sahneye çeviren minik ikili, hem bayram harçlıklarını topladı hem de sürücülere keyifli anlar yaşattı.</p>

<p><strong>Trafik Işıklarında Bayram Mesaisi</strong></p>

<p>Bayramın ikinci gününde ellerinde davullarıyla yola koyulan Yakup Can ve yeğeni Ali, ışıklarda bekleyen araçların arasında maharetlerini sergiledi. Yakup Can usta işi vuruşlarla davul çalarken, küçük Ali ise maniler söyleyerek bayram coşkusuna ortak oldu. İkilinin performansı, özellikle sosyal medyada popüler olan "Kabe'de Hacılar Hu Der" ilahisini seslendirdikleri anlarda sürücülerden büyük alkış ve ilgi topladı.</p>

<p><img alt="" height="900" src="https://www.canakkalekalem.com/images/uploads/2026/03/aw667037-03-69bfd7077021b.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>Hedef: Okul Harçlığı ve Yeni Bir Telefon</strong></p>

<p>Davul çalmayı babasından öğrendiğini belirten 11 yaşındaki Yakup Can, bu yeteneğini sadece bayramlarda değil, Ramazan ayında ve okul gösterilerinde de sergilediğini anlattı. Kazandığı paralarla hem okul harçlığını çıkardığını hem de bir cep telefonu almayı hayal ettiğini söyleyen Yakup Can, "Bana davul çalmayı babam öğretti. Gelecekte ise ya polis ya da futbolcu olmak istiyorum" diyerek hayallerini paylaştı.</p>

<p><strong>Sürücülerin İlgi Odağı Oldular</strong></p>

<p>Caddeden geçen sürücüler, karşılaştıkları bu sempatik manzara karşısında tebessüm etmekten kendilerini alamadı. Bir yandan geleneksel davul kültürünü yaşatan bir yandan da çocuksu enerjileriyle bayramın ruhunu yansıtan Yakup Can ve Ali, Eskişehir sokaklarında günün en çok konuşulan isimleri oldu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.canakkalekalem.com/images/media/2026/03/post162964_69bfd6fb6c9f6.jpg</image>
                                <category>YAŞAM</category>
                <author>Sedanur Arıgün</author>
                <link>https://www.canakkalekalem.com/hem-okul-harcligi-hem-hayaller-eskisehirli-minik-ikiliden-bayram-guzelligi/162964</link>
                <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
