3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla kapsamlı bir rapor yayımlayan Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’deki medya ortamının giderek daraldığını ve yargı sisteminin gazetecileri susturmak için bir araç haline getirildiğini duyurdu. Raporda, özellikle yolsuzluk iddiaları ve kamu yararını ilgilendiren kritik konularda haber yapan basın çalışanlarının sistematik bir baskı altında olduğu vurgulanırken, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın Nisan 2026 verilerine göre 14 gazetecinin cezaevinde bulunduğu hatırlatıldı. Af Örgütü, yetkilileri ifade özgürlüğünü doğrudan ihlal eden bu uygulamalara son vermeye ve tutuklu gazetecileri derhal serbest bırakmaya çağırdı.
217/A ve Diğer Tartışmalı Maddeler Hedefte
Af Örgütü'nün açıklamasında, kamuoyunda "dezenformasyon yasası" olarak bilinen Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 217/A maddesinin basın özgürlüğü önündeki en büyük engellerden biri haline geldiği belirtildi. Maddenin yürürlüğe girmesinin ardından geçen iki yılda, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) verilerine göre 4 binden fazla soruşturma açıldığı ve bu soruşturmaların önemli bir kısmının gazetecileri hedef aldığı kaydedildi. Ayrıca "Cumhurbaşkanına hakaret" (Madde 299) ve "Türk milletini aşağılama" (Madde 301) suçlamalarının da eleştirel sesleri bastırmak için sıklıkla kullanıldığı; sadece 2024 yılında bu kapsamda 55 binden fazla kişi hakkında soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Gazeteciler Cezaevi ve Yargı Kıskacında
Raporda, son dönemde tutuklanan ve yargılanan gazetecilerin durumlarına dair somut örnekler sunuldu:
Tele 1 ve Merdan Yanardağ: Ekim 2025’te kanala kayyım atanmasının ardından Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ "siyasal casusluk" suçlamasıyla tutuklandı. Yanardağ için 20 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Alican Uludağ: Siyasetçi ve bürokratların suç örgütleriyle bağlantılarına dair haberleri ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle Şubat 2026’dan bu yana "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla tutuklu bulunuyor.
İsmail Arı: Cumhurbaşkanı’nın aile üyeleri ve yargıdaki mülakat süreçlerine dair videoları nedeniyle Mart 2026’dan beri "halkı yanıltıcı bilgiyi yayma" suçundan cezaevinde.
Pınar Gayıp: Cumartesi Anneleri’nin cenaze törenini muhabir olarak takip ettiği gerekçesiyle Şubat 2026’dan beri tutuklu yargılanıyor.
Furkan Karabay ve Zafer Arapkirli: Karabay’ın defalarca tutuklanıp ev hapsine maruz bırakıldığı, kıdemli gazeteci Zafer Arapkirli’nin ise tek bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi.
"Dünyanın En Büyük Gazeteci Hapishanesi" Uyarısı
2016 darbe girişimi sonrası kapatılan 156 medya kuruluşu ve iptal edilen 778 basın kartı ile başlayan sürecin devam ettiğini belirten Af Örgütü, RTÜK’ün cezalandırıcı tutumunu ve Açık Radyo’nun lisans iptalini bu baskı sarmalının bir parçası olarak değerlendirdi. Özellikle 2025 yılında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer muhalif belediye yetkililerinin tutuklanmasıyla paralel olarak, medya alanındaki "caydırıcı etkinin" daha da derinleştiği savunuldu.
Uluslararası Standartlara Dönüş Talebi
Af Örgütü, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini hatırlatarak, mevcut kısıtlamaların demokratik bir toplumda meşru ve orantılı olmadığını vurguladı. Raporda yer alan talepler arasında; TCK 217/A, 299 ve 301. maddelerin yürürlükten kaldırılması, yalnızca mesleki faaliyetleri nedeniyle kriminalize edilen gazetecilerin özgürlüklerine kavuşması ve gazeteciler için bilgi edinme hakkının korunduğu elverişli bir ortamın tesis edilmesi yer aldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: