Çanakkale’de 1915 yılında başlayan ve dünya tarihinin akışını değiştiren büyük mücadele, yalnızca denizde kazanılan bir zaferle sınırlı kalmadı. 18 Mart’ta ağır kayıplar vererek geri çekilen İtilaf Devletleri, bu kez hedefini karaya çevirdi. Ancak burada da karşılarında beklediklerinden çok daha güçlü bir direniş buldular.
Aradan geçen 111 yıla rağmen, Çanakkale Kara Savaşları’nın detayları hâlâ hem yerelde hem ulusal ölçekte ilgiyle takip ediliyor. Özellikle Gelibolu Yarımadası’nda yaşananlar, bugün bile hafızalardaki yerini koruyor.
KARADAN GEÇME PLANLARI NASIL BAŞLADI?
İtilaf Devletleri için 18 Mart 1915 büyük bir kırılma noktası oldu. Donanma ile Çanakkale Boğazı’nı geçemeyen kuvvetler, bu kez kara harekâtına yöneldi. Plan netti: Kilit noktaları ele geçirerek boğazın kontrolünü sağlamak ve ardından İstanbul’a ilerlemek.
25 Nisan 1915 sabahı başlayan çıkarma harekâtı, iki ana bölgede yoğunlaştı. Güneyde Seddülbahir, kuzeyde ise Arıburnu hedef alındı. Bu noktaların seçilmesinin nedeni ise bölgedeki hakim tepeleri ele geçirerek stratejik üstünlük sağlamaktı.

İLK SAATLERDE NELER YAŞANDI?
Çıkarma birlikleri sahile ulaşır ulaşmaz yoğun bir direnişle karşılaştı. Türk askerleri, yani Mehmetçik, bölgeyi savunmak için hazır bekliyordu. Özellikle Arıburnu hattında ilerlemeye çalışan Anzak birlikleri, kısa sürede ağır kayıplar verdi.
Sahilden iç kesimlere doğru ilerlemek isteyen birlikler, en fazla Cesaret Tepe civarına kadar ulaşabildi. Ancak bu ilerleme kalıcı olmadı. Siper savaşlarının başlamasıyla birlikte cephe hattı kilitlendi.
Vatandaşlar ve tarihçiler bugün bile o anları “ilk anda her şeyin belirlendiği dakikalar” olarak tanımlıyor.

SAVAŞ NEDEN 8 AY SÜRDÜ?
Çanakkale Kara Savaşları’nın en dikkat çekici yönlerinden biri de süresiydi. Yaklaşık 8 ay boyunca süren çatışmalar, taraflar açısından yıpratıcı oldu. Siperler arasındaki mesafenin yer yer birkaç metreye kadar düşmesi, savaşın şiddetini artırdı.
Bu süreçte yalnızca klasik çatışmalar değil, lağım savaşları gibi farklı yöntemler de devreye girdi. Taraflar, birbirlerinin siperlerinin altını kazarak patlatma girişimlerinde bulundu.
Mayıs ve Haziran aylarında yapılan genel taarruzlar ise beklenen sonucu vermedi. Cephe hattı değişmedi, kayıplar ise giderek arttı.
AĞUSTOS HAREKÂTI HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ Mİ?
İtilaf Devletleri, savaşın gidişatını değiştirmek için Ağustos ayında yeni bir hamle yaptı. 6 Ağustos 1915’te Anafartalar bölgesinde başlatılan çıkarma, savaşın üçüncü büyük cephesini oluşturdu.
Bu harekâtın amacı, cepheyi genişleterek Türk savunmasını zayıflatmaktı. Ancak beklenen sonuç alınamadı. 10 Ağustos’ta Conkbayırı’nda yaşanan süngü hücumu, savaşın en kritik anlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Bu hamleyle birlikte Türk tarafı, cephedeki üstünlüğünü korumayı başardı.

ŞARTLAR NASIL DEĞİŞTİ? GERİ ÇEKİLME SÜRECİ NASIL BAŞLADI?
Sonbaharın gelmesiyle birlikte savaş şartları daha da ağırlaştı. Eylül ayında başlayan yağışlar, Ekim’de sert hava koşullarına dönüştü. Kasım ayında ise kar etkisini göstermeye başladı.
Zorlu doğa şartları, cephedeki askerlerin durumunu daha da zorlaştırdı. Bu süreçte İtilaf Devletleri için savaşın sürdürülebilirliği tartışma konusu oldu.
GERÇEK NE? İŞTE SAVAŞIN SONUNU GETİREN DETAY
Tarihi kaynaklara ve uzman değerlendirmelerine göre, İtilaf Devletleri’nin geri çekilme kararı tek bir nedene bağlı değildi. 8 ay süren başarısız ilerleme girişimleri, ağır kayıplar ve sert kış koşulları bu kararı belirleyen başlıca unsurlar oldu.
Arıburnu ve Anafartalar bölgeleri 20 Aralık 1915’te boşaltıldı. Güneydeki Seddülbahir hattı ise 9 Ocak 1916’da tamamen tahliye edildi.
Böylece Çanakkale’de başlayan kara savaşları da sona erdi. Çanakkale’nin yalnızca denizden değil, karadan da geçilemeyeceği tarihe bir kez daha yazıldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: