Türkiye, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta sadece 24 saat arayla meydana gelen, öğretmenlerin ve öğrencilerin hayatını kaybettiği okul katliamlarının şokunu yaşarken; Çanakkale’de eğitim emekçileri ve demokrasi güçleri dev bir eylemle ses yükseltti. 16-17 Nisan tarihlerinde iş bırakan öğretmenler, kentin simgesi Truva Atı önünde buluşarak iktidarı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı sert bir dille eleştirdi.

"Okullar Nefretin Mekânı Haline Getirildi"
Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Deniz Kaya okudu. Kalabalık bir katılımın gözlendiği eylemde, okulların artık güvenli yerler olmaktan çıktığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Okullar, kapısından girerken gönül rahatlığıyla adım atılması gereken yerlerdir. Oysa bugün nefretin ve şiddetin mekanları haline gelmişlerdir. Her iki olayda da ağır güvenlik ihlallerinin olduğu açıktır. Eğer gerekli tedbirler alınsaydı bu saldırılar engellenebilirdi" denilerek sistemdeki açıklar vurgulandı.

"Şiddet Münferit Değil, Sistematik Bir Sonuçtur"
Açıklamanın en dikkat çekici noktalarından biri, iktidarın "münferit olay" savunmasına verilen yanıttı. Eğitimciler, yaşananların tek başına ele alınamayacağını, okullarda yalnızca son bir yıl içinde can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az beş büyük vaka yaşandığını hatırlattı. Kamuoyuna yansımayan binlerce şiddet vakasının varlığına değinen Deniz Kaya, "Yaşananlar tesadüf değil, çeyrek asırdır sürdürülen yanlış politikaların sistematik bir sonucudur. Gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, şiddet ve suç örgütlenmeleri adeta teşvik edilmektedir. Ekonomik kriz derinleştikçe oluşan boşluk, yeni nesil mafya ve çeteler tarafından doldurulmaktadır" ifadelerini kullandı.

"Yusuf Tekin İstifa" Sloganları Çanakkale Sokaklarında
Basın açıklamasında hedefe Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin koyuldu. Bakanın göreve geldiği günden bu yana eğitimin asıl sorunlarına sırtını döndüğünü savunan eğitimciler; ÇEDES, MESEM gibi projelerle eğitimin piyasaya ve tarikatlara açıldığını öne sürdü. "Bakanını korumayı tercih eden iktidar, çocukların ve toplumun geleceğini gözden çıkarmaktadır" diyen kitle, basın açıklaması sırasında sık sık "Yusuf Tekin İstifa!" sloganları attı. Bakanlığın yayınladığı broşür ve afişlerle şiddetin önlenemeyeceğini belirten protestocular, toplumsal çürümenin ancak köklü bir zihniyet değişimiyle durdurulabileceğini ifade etti.
Öğretmenlerin İş Güvenliği Yok: "Siper Olurken Ölüyoruz"
Açıklamada, öğretmenlerin sadece birer eğitimci değil, artık birer "hedef" haline geldiği vurgulandı. Siverek’te öğrencilerini korumak için sınıfa sokup kendisi yaralanan öğretmenin ve Kahramanmaraş’ta öğrencilerine siper olup hayatını kaybeden eğitimcinin kahramanlıkları anlatılırken meydanda duygusal anlar yaşandı. "Öğretmenler Türkiye’de hayati tehlikesi en yüksek işi yapar hale gelmiştir" diyen Kaya, devletin güvenlik gücünü muhalefeti bastırmak yerine okul kapılarını korumak için kullanması gerektiğini söyledi.

Ekonomik Kriz ve Şiddet Sarmalı
Açıklamada, toplumsal şiddetin ekonomik krizden bağımsız olmadığına da değinildi. Derinleşen yoksulluk ve umutsuzluğun yarattığı boşluğun suç örgütleri tarafından doldurulduğu, gençlerin bu şiddet sarmalının içine itildiği belirtildi. Kamu kaynaklarının ve yargı gücünün muhalefeti bastırmak yerine toplumun güvenliğini sağlamak için kullanılması gerektiği vurgulandı.

Truva Atı Önünde Oturma Eylemi
Basın açıklamasının okunmasının ardından kitle, Truva Atı önünde oturma eylemi başlattı. 16 ve 17 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen iş bırakma eylemlerinin sadece bir başlangıç olduğu, bu sürecin "Yaşam Nöbeti" eylemleriyle devam edeceği duyuruldu. Tüm veliler ve vatandaşlar, çocukların yaşam hakkını savunmak için eğitim emekçilerinin bu haklı mücadelesine destek vermeye çağrıldı.
Açıklamada, "Çocuklarımızın, öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar değersiz değildir! Eğitim; şiddetin değil, yaşamın, eşitliğin ve umudun alanı olmak zorundadır" denildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: