Çanakkale’nin Ezine ilçesinde, antik kentlerin yanı başında ve zeytinliklerin göbeğinde bir dev yükseliyor: AkçanSA. Son günlerde Sabancı Holding’e gelen 1.1 milyar dolarlık bağlayıcı teklif ile gündeme oturan fabrika, sadece ekonomik bir değer değil, aynı zamanda bölge halkı için bir "çevre felaketi" sembolü haline gelmiş durumda.
Köylülerin Çatısında Beton Tabakası: Mahmudiye Köyü Toza Mahkum!
Fabrikanın yıllardır süregelen üretim faaliyetlerinin bedelini en ağır ödeyenlerin başında Mahmudiye Köyü sakinleri geliyor. Bacalardan yükselen tozlar sadece havayı kirletmekle kalmıyor; yağmurla birleştiğinde evlerin çatılarında, zeytin ağaçlarının yapraklarında adeta betonlaşmış bir tabaka oluşturuyor. Köylüler nefes almakta zorlanırken, bölgenin tarımsal can damarı olan zeytinlikler her geçen gün verimini kaybediyor. Acaba, çatılardaki beton görüntüleri içimizi nasıl etkiliyor.
Coğrafya Değişti: Dağ Yok Edildi
Çanakkale - İzmir karayolu üzerinde seyahat edenlerin aşina olduğu, Ezine'den sonra gelen ilk rampadan çıkarken karşılaştığımız görüntü, doğa katliamının en somut kanıtı. Üretime ham madde sağlamak için yürütülen taş ocağı faaliyetleri, koca bir dağı haritadan sildi. Eskiden yeşilin hakim olduğu bu tepeler, şimdi devasa gri çukurlara ve çıplak kayaçlara dönüşmüş durumda. Ana yolun hemen kenarında yükselen bu manzara, bölgedeki ekosistemin nasıl acımasızca "çimentolaştırıldığının" anıtı gibi duruyor.
Su Savaşları: Tarım Bitme Noktasında!
Fabrikanın devasa su ihtiyacı, bölgedeki yer altı su kaynaklarını adeta kurutuyor. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve bölge sakinleri tarafından açılan davalarda vurgulanan en kritik nokta şu: Fabrikanın derin kuyulardan çektiği su, Ezine ve Geyikli ovalarındaki tarımı bitirme noktasına getirdi. 2025 yılında verilen "ÇED Olumlu" kararı, bölge halkı için bardağı taşıran son damla oldu. Su varlıklarının sanayiye peşkeş çekilmesi, sadece bugünü değil, bölgenin gelecekteki gıda güvenliğini de tehdit ediyor.
1.1 Milyar Dolarlık Satış: Kirlilik de Devredilecek mi?
Sabancı Holding’in KAP açıklamasıyla ortaya çıkan 1.1 milyar dolarlık satış teklifi, "bağımsız bir üçüncü taraftan" geldi. Holcim, CRH veya Körfez kökenli fonların adı geçerken, bölge halkının sorusu net: Yeni sahip, bu ekolojik borcu da devralacak mı?
Uzmanlar, 1.1 milyar dolarlık değerlemenin ancak daha fazla üretim ve dolayısıyla daha fazla kirlilikle mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Bölge halkı, satışın ardından kapasitenin daha da artmasından ve doğa üzerindeki baskının katlanmasından endişe duyuyor.
Antik Kentlerin Gölgesinde Sanayi İstilası
Sadece doğa değil, tarih de tehdit altında. Troja ve Alexandras Troias gibi dünya mirası antik kentlerin çok yakınında yürütülen madencilik ve ağır sanayi faaliyetleri, kültürel dokuyu da aşındırıyor. Kazdağları’ndan gelen temiz hava koridoruna saplanan bu hançer, Çanakkale’nin turizm ve tarım potansiyelini "gri bir toza" hapsediyor.
Sermaye Kazanırken Çanakkale Kaybediyor
AkçanSA’daki hisse satışı, finans dünyasında "dev bir anlaşma" olarak kutlanabilir. Ancak Çanakkale halkı için bu durum, sadece "kırbacın el değiştirmesi" anlamını taşıyor. Dağları yok eden, suları tüketen ve köyleri toza boğan bir sistemin, milyar dolarlık pazarlıkların öznesi olması adaleti zedeliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: