Beckham Markası Çatırdıyor: "Sessiz" Savaş Artık Gürültülü
Futbol efsanesi David Beckham ve moda ikonu Victoria Beckham'ın en büyük oğlu Brooklyn ile milyarder varis Nicola Peltz'in 2022'deki görkemli düğünü, başlangıçta iki dev ailenin güç birliği olarak görülüyordu.
Ancak bu peri masalı, kısa sürede yerini karşılıklı suçlamalara ve soğuk rüzgarlara bıraktı. Uzun süredir "gelin-kaynana çekişmesi" olarak magazin sütunlarını süsleyen bu gerginlik, Brooklyn Beckham'ın son çıkışıyla bambaşka bir boyuta taşındı.

Genç Beckham, yıllardır süren suskunluğunu bozarak ailesiyle köprüleri atmaya karar verdiğini ilan etti. Ebeveynlerinin, "Beckham" markasını korumak adına kendisine ve eşine medya üzerinden sistematik bir saldırı düzenlediğini iddia eden Brooklyn, çocukluğunun ağır bir kaygı bozukluğu içinde geçtiğini ve ailesinden uzaklaştığında huzur bulduğunu belirtti.

Düğündeki O "Utanç" Anı ve Kopuşun Miladı
İkilinin arasındaki iplerin kopmasına neden olan olayların başında ise düğün gecesi yaşanan tuhaf bir sahne geliyor. İddialara göre, ünlü şarkıcı Marc Anthony, sahneye çıktığında herkesin beklediği gibi gelini değil, Victoria Beckham'ı "odadaki en güzel kadın" olarak anons etti.

Nicola Peltz'in bu durum karşısında büyük bir hayal kırıklığına uğradığı ve o andan itibaren ilişkilerin geri dönülemez bir yola girdiği iddia ediliyor. Ancak Peltz ailesinin dramatik geçmişine bakıldığında, bu olay buzdağının sadece minicik bir kısmı olabilir.
Milyarder Gelinin Arka Bahçesi: Tütün İmparatoriçesi ve "Yeniden Doğan" Bebek
Nicola Peltz, sadece ünlü bir oyuncu değil, aynı zamanda Wall Street'in korkulan ismi Nelson Peltz'in kızı. Ancak ailenin asıl şaşırtıcı hikayesi, Nicola'nın annesi Claudia'nın kız kardeşi, yani Nicola'nın teyzesi Chandi Duke Heffner'ın hayatında saklı.

Asıl adı Charlene olan Chandi, gençliğinde maneviyata yönelmiş, Hawaii'de dansçılık yapan bir Hare Krishna müridiydi. Kaderi, tütün mirasyedisi ve dünyanın en zengin kadınlarından biri olan Doris Duke ile tanışmasıyla tamamen değişti. Doris Duke, trajik bir hayat sürmüş, 1940 yılında erken doğan kızı Arden'i doğumdan hemen sonra kaybetmişti.

Doris Duke, Hawaii'deki malikanesinde tanıştığı 35 yaşındaki Chandi'nin, yıllar önce kaybettiği bebeği Arden'in reenkarnasyonu (yeniden vücut bulmuş hali) olduğuna kendini inandırdı. Bu inanç o kadar güçlüydü ki, 70'li yaşlarındaki milyarder kadın, yetişkin bir kadın olan Chandi'yi yasal olarak evlat edindi.

Rüya Gibi Başlayan Hayat, Mahkeme Salonunda Bitti
Anne-kız rolüne bürünen ikili, özel jetlerle dünyayı gezdi, gençleşme tedavileri için ülkeler dolaştı ve Doris, Chandi'ye milyonlarca dolarlık mülkler hediye etti. Chandi, kısa sürede Doris'in imparatorluğunun idaresini eline aldı. Ancak bu "ruhsal bağ", Doris Duke'un 1991 yılında, nedeni hala tam bilinmeyen bir sebeple Chandi ile tüm bağlarını koparmasıyla son buldu.
Doris Duke 1993 yılında vefat ettiğinde, vasiyetinde "evlatlık kızına" tek bir kuruş bile bırakmamıştı; tüm servetini hayır kurumlarına bağışlamıştı. Bunun üzerine Chandi, mirastan pay alabilmek için hukuk mücadelesi başlattı.
Yıllar süren ve çirkinleşen dava sürecinin sonunda, Chandi mirastan feragat etmesi karşılığında bugünün parasıyla yaklaşık 125 milyon dolara denk gelen bir tazminat kazandı.
Bugün Hawaii'de hayvanları koruma çalışmalarıyla sakin bir hayat süren teyze Chandi'nin hikayesi, Beckham ve Peltz ailelerinin şu an yaşadığı modern dramaların aslında zenginlik ve güç dünyasında ne kadar köklü ve tekrarlayan bir "lanet" olabileceğini gözler önüne seriyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: