Türkiye’nin en özel coğrafyalarından birine sahip olan Çanakkale, her eğitim-öğretim döneminde on binlerce öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Şehrin lokomotifi olan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), akademik kadrosu ve yerleşkeleriyle dikkat çekse de, asıl belirleyici faktör her zaman "Çanakkale şehri" oluyor.
Gençler tercih yaparken genellikle diplomadan ziyade, kordon boyunda yürümenin, tarihin gölgesinde yaşamanın ve Ege-Marmara geçişindeki uçsuz bucaksız plajların ve o özgür ruhun peşinden gidiyor.
Peki, gerçekler kartpostallardaki kadar toz pembe mi? Hizmet sektöründen ulaşıma, belediye imkanlarından sosyal hayata kadar Çanakkale'de öğrenci olmanın anatomisini çıkardık.
"Üniversite Bahane, Çanakkale Şehri Şahane"
Öğrencilerle yaptığımız görüşmelerde çarpıcı bir sonuç ortaya çıkıyor: Tercih listelerinin ilk sıralarına ÇOMÜ’yü yazdıran şey Üniversitenin başarısından çok, Çanakkale’nin yarattığı "yaşam alanı" imajı.
Gençler, büyükşehirlerin kaosundan kaçıp butik bir şehirde, özgürce denizle iç içe bir öğrencilik hayal ediyor. Ancak kampüse adım attıklarında, şehrin sunduğu imkanların bu büyük beklentiyi ne kadar karşıladığı tartışma konusu.
Çanakkale, öğrenci için bir eğitim merkezinden ziyade, başlı başına bir yaşam tercihi olarak görülüyor. Üstelik; Türkiye'nin en pahalı şehirleri sıralamasında maşallahı var. Bu öğrencinin özgürlüğünü, rahat yaşama hayallerini burnundan getiriyor.
Ulaşım Çilesi: "Tepedeki Kampüse Giden Yollar Neden Bitmez?"
Çanakkale’de öğrenci olmanın en büyük sınavı kesinlikle ulaşım ve hayat pahalılığı. Özellikle Terzioğlu Kampüsü’nün dik yokuşları ve şehrin toplu taşıma sistemi, öğrencilerin en çok dert yandığı konu.
"Çanakkale küçük yer, her yer yürüme mesafesi" efsanesi, otobüs beklerken geçen dakikalar ve kalabalık hatlarla birleşince yıkılıyor. Belediye imkanlarının, hızla artan öğrenci nüfusuna ayak uydurup uyduramadığı sorusu, duraklarda bekleyen her gencin dilinde: Çanakkale’de ulaşım bir konfor mu, yoksa her gün tekrarlanan bir sabır testi mi?
Hizmet Sektörü: "Öğrenci Dostu mu, Öğrenci Müşterisi mi?"
Çanakkale’nin hizmet sektörü, esnafı ve kafeleriyle öğrenciye yaklaşımı madalyonun diğer yüzünü oluşturuyor. Kordon, AVM'lerdeki kafeler, Çarşı Caddesi civarındaki mekanlar, öğrencilere bir nebze olsun nefes aldırsa da, fiyat-performans dengesi gençleri sık sık düşündürüyor.
Birçok öğrenciye göre şehir, "öğrenci dostu" kimliğinden yavaş yavaş uzaklaşıp, öğrenciyi "garanti müşteri" gören bir yapıya bürünüyor. Belediye imkanlarının sosyal alan yaratma konusundaki hızı, özel sektörün ticari kaygılarının gerisinde kaldığında, pişmanlık sesleri yükselmeye başlıyor.
Şehrin güne geç başlıyor olması, hizmet sektörünün pahalı olması, toplu taşıma ve kiraların uçurum yaratması ardarda eklenince öğrenciler için ölümcül pişmanlıklar ortaya çıkabiliyor.
Sosyal Hayat: "Kordondan Başka Kaçış Noktası Var mı?"
Çanakkale’nin en büyük artısı kuşkusuz özgürlük hissi. Gece geç saatlerde sokakta güvenle yürüyebilmek, Boğaz’a karşı bir bankta oturup dertleşmek büyük bir lüks. Ancak sosyal aktivite çeşitliliği dendiğinde, seçenekler kordon boyundaki kafelerle sınırlı kalabiliyor. Gençler, sadece kafe ve restoran odaklı bir sosyalleşme değil; daha fazla sanatsal etkinlik, daha fazla öğrenci odaklı kültürel alan ve belediyenin gençlere yönelik daha aktif projeler üretmesini bekliyor.
Büyük Şans mı, Ölümcül Pişmanlık mı?
Sonuç olarak Çanakkale; doğası, tarihi ve huzurlu yapısıyla bir öğrenci için hala "büyük bir şans" olma potansiyelini koruyor. Ancak bu şansın "ölümcül bir pişmanlığa" dönüşmemesi, şehrin yönetimsel vizyonuna ve hizmet sektörünün samimiyetine bağlı. Eğer beklentiniz sadece huzursa Çanakkale doğru adres; ancak dinamik, ulaşımı sorunsuz ve her anı dolu dolu bir metropol hayatıysa, Terzioğlu’nun yokuşları size biraz dik gelebilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: