ÇANAKKALE: Huzurun ve Kalitenin Yeni Başkenti
Türkiye'nin batısında, büyük şehirlerin arka bahçesi olma yolunda hızla ilerleyen Çanakkale, artık sadece bir geçiş güzergahı değil, nihai bir varış noktası. Uzmanlar, şehrin önümüzdeki yıllarda değerine değer katacağını belirtirken, göçün niteliği de dikkat çekici bir sosyolojik gerçeği ortaya koyuyor.
Sadece Zenginler Değil, "Huzur" Arayanlar Geliyor
Çanakkale'ye yönelen göç dalgası ekonomik sebeplerden ziyade, "yaşam kalitesi" arayışından kaynaklanıyor. Şehir; İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Mersin, Hatay ve hatta Antalya gibi metropollerden yoğun göç alıyor. Ancak bu göçün rotası keskin bir şekilde ayrılıyor:
Eğitimli ve Beyaz Yakalı Göçü: Kırsalı, taş evleri ve doğayı tercih ediyor.
İşgücü Göçü: Ağrı, Kars, Erzurum, Van, Diyarbakır, Trabzon gibi illerden gelenler ise Çanakkale merkezde kalmayı, sanayiden ziyade hizmet sektörünün domine ettiği şehir hayatına tutunmayı seçiyor.
Hizmet Sektörü ve "Yavaş Şehir" Ruhu
Nüfusu nispeten yaşlı ve sakin olan Çanakkale, sanayi baskısından uzak yapısıyla dikkat çekiyor. Yeme-içme kültürü ve hizmet sektörünün ön planda olması, şehri modern bir "emeklilik ve kaçış cenneti"ne dönüştürüyor. Merkezde ikametini dahi buraya aldırmadan yaşayan büyük bir kitle mevcut.
AYVACIK: Midilli Manzarası ve "Milyonluk" Taş Evler
Ege'nin başladığı yer olan Ayvacık, "Assos" markasının çok ötesine geçmiş durumda. Özellikle Midilli Adası manzarasına sahip yamaçlar ve sahil şeridi, her dönem prim yapan bir yatırım aracına dönüştü.

Artık İstanbul'un değil, Çanakkale köylerinin taşı toprağı altın oldu
Turistik Köylerden "Bakir" Köylere Kaçış
Bir zamanların sessiz köyleri Adatepe ve Yeşilyurt, bugün turizm işletmelerinin istilası altında. Yazın yaşanan kalabalık ve astronomik fiyatlar, "gerçek huzur" arayanları yeni rotalara yönlendirdi.
Sahil Şeridinin Gözdeleri: Deniz kokusundan vazgeçemeyenler için Babakale, Kocaköy, Büyükhusun, Kayalar, Behramkale, Kozlu, Ahmetçe ve Sivrice en çok tercih edilen, arazilerin hızla el değiştirdiği bölgeler.
Ünlülerin Gizli Sığınağı: Kitlesel turizmin gürültüsünden kaçan CEO’lar ve ünlüler ise rotayı Kaz Dağları’nın güney yamaçlarına çevirdi. Gözlerden uzak Güzelköy ve Baharlar gibi köylerde restore edilen geniş arazili taş evler, mahremiyetin ve lüksün yeni adresi oldu. Athena Grubunun solisti Gökhan Özoğuz da Kaz Dağlarının güney yamaçlarını tercih edenlerden.
BAYRAMİÇ: Oksijen Deposu ve "Yeşil Deniz"
Ayvacık’ın mavisine alternatif arayanlar, Kaz Dağları’nın kuzey yamaçlarındaki Bayramiç köylerini keşfetti. Burası deniz manzarası değil, uçsuz bucaksız bir "orman denizi" ve zengin su kaynakları vaat ediyor.
Toprağın En Temiz Kaldığı Yer
Bayramiç’in kırsalında, dağılmaya yüz tutmuş ve tarımın terk edildiği köyler, paradoksal bir şekilde bölgenin en büyük hazinesi oldu. Tarımsal ilaçlarla kirlenmemiş bu topraklar, organik sertifikalı üretim yapmak isteyen şehirliler tarafından kapışılıyor. Geniş arazilerin içinde yapılan taş evler, modern çiftlikler ile geleceğini planlayan beyaz yakalılar aynı zamanda sakin bir hayatı burada bulduklarını söylüyor.
"Köylüde Arazi Kalmadı"
Bölgedeki talep o kadar yoğun ki, bazı köylerde yerel halkın elinde satılacak arazi neredeyse kalmadı. Özellikle Çırpılar, Külçüler, Dağoba, Yassıbağ, Tongurlu, Osmaniye, Yanıklar ve Kurşunlu; sırtını Kaz Dağları’nın yeşiline dayamış, oksijen seviyesi en yüksek noktalar olarak öne çıkıyor.
Hatta öyle ki; bazıköylerde muhtarı sonradan gelip yerleşen ve orada yaşamayı seçen beyaz yakalılar seçecek noktaya gelmiş durumda. Köylüler, beyaz yakalıların gelmesiyle köylerinin daha disiplinli, pek sorunu daha kısa sürede çözebildiklerini belirtiyor.
Restore edilerek albenisi yükseltilen taş evlerin 7-8 milyon TL'den başlayan fiyatlarla alıcı bulduğu bu bölge, sadece bir yaşam alanı değil, toprağa dayalı geleceğin de sigortası olarak görülüyor.
Eğer kitlesel turizmin pençesinde yalnızlaşmış köyleri unutup, kendinize dönebileceğiniz, sakin bir hayat istiyorsanız size Bayramiç'in dağ köylerini öneriyoruz. Ulaşım ve yol sorunu olmayan bu köylerde zaman tahmin edeceğiniz gibi daha yavaş akıyor. Keşfetmek için o kadar çok şeye sahip oluyor ki beyaz yakalılar çok iddialı bir şekilde "keşke daha önce burada olsaydık" diyor.
Çılgın ve tarifsiz doğa yürüşleri sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı olacak. Hayatınıza hiç yaşamadığınız kadar güzellik katacak keşifler sizi bekliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: