CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada 2026 yılı bütçesini ve açıklanan asgari ücreti sert sözlerle eleştirdi.
İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine CHP Grubu adına söz alan Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Türkiye’nin ekonomik tablosuna dair çarpıcı veriler paylaştı. Konuşmada şu ifadeler yer aldı:
2026 yılı bütçesi Cumhur İttifakı'nın oylarıyla Meclisten geçti. Bu bütçe Meclisten geçtiği gün yani 1 Ocaktan itibaren bütçe açığı 2 trilyon 700 milyar liraydı. Peki, bu iktidar bu açığı kapatmak için ne yaptı değerli arkadaşlar?
Öncelikle, her zaman yaptığı gibi ilk iş, işçiye, memura ve emekliye hak ettiği ücreti vermek yerine onlardan kesmek olmuştur. Bugün, değerli arkadaşlar, asgari ücret 28.075 lira olarak açıklanmıştır, bu rakam cumhuriyet tarihimizde ilk defa açlık sınırının altında belirlenen asgari ücret olmuştur, bugün açlık sınırı 30.145 liradır.
Buradan ben tüm işçilerimize, memurlarımıza, çalışanlarımıza seslenmek istiyorum: Çok samimi söylüyorum, bu iktidarın hiç umurunda değilsiniz, sizi hiç kale falan aldığı yok, onlar için varsa yoksa saray ve saray etrafındaki o yandaş düzendir. Bakın, değerli arkadaşlar, 2026 yılında ödenecek olan faiz 2 trilyon 740 milyar lira. Peki, bu para kime ödenecek? İşçiye mi ödenecek, memura mı ödenecek, çalışanlara mı dönecek? Bunların hiçbirini ödenmeyecek ama bir avuç ayrıcalıklı kesime, rant kesimine, sarayın etrafındaki zümreye ödenecek ama iş emekliye gelince para yok, işçiye gelince para yok, memura gelince "Bütçe disiplini var." diyorlar.
Bakın, değerli arkadaşlar, bugün en düşük emekli maaşı 18.925 liradır yani 19 bin lira bile değildir. İnsan biraz utanır, gerçekten hani insanın yani bu ücreti verirken biraz Allah korkusu olur ama ben biliyorum sizde Allah korkusu da yoktur. Bakın, iktidara geldiğiniz gün, 2002 yılında, en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı yani 8 küçük altın alınabiliyordu, bugün 1,5 küçük altını ya alabiliyor ya da alamıyor.
Şimdi, emeklilerimiz ne yaptı bu devlete karşı? Devlet ne istediyse onu yaptı; "Gel." dedi, geldi; "Git." dedi, gitti; otuz, otuz beş yıl bu memleket için hizmet verdi. Oysa bunun karşılığında devlet ne dedi? "Artık sen bundan sonra çalışma ve bundan sonra senin iyi bir ücret, iyi bir yaşam sürebilmen için, yaşam kalitesini artırabilmek için ben sana hak ettiğin parayı vereceğim." Ama maalesef ona verilen para ne kadar? 18.925 liralık bir emekli maaşını emeklilerimize reva görmeyelim.
Peki, bunun sorumlusu kim? Elbette bunun sorumlusu yirmi üç yıldan beri bu ülkeyi yöneten tek adam rejimidir, AKP iktidarının kara düzenidir ve onun talimatlarıyla hareket eden TÜİK'tir. TÜİK gerçek rakamları açıklamak yerine sarayın istediği rakamları açıklamakla bir suç işlemiştir değerli arkadaşlar ve bu işlediği suçun karşılığını da yargı önünde halkı verecektir.
Buradan çok açık, net bir şekilde söyleyeyim: Bakın, değerli milletvekilleri, elimizi vicdanımıza koyalım, bu yetkimiz var, bu gücümüz var. Gelin, en düşük emekli maaşını asgari ücret kadar yapalım. Getirin teklifi, hafta sonu da çalışalım, bu yasayı geçirelim. Elbette yeterli olmayacaktır ama en azından emeklilerimiz bir nebze olsun nefes alabileceklerdir. Biz bunu yaparsak emeklimiz için bir iyilik yapmış oluruz. Dolayısıyla her şey bizim elimizde, dediğim gibi, getirelim bu teklifi, bu yasayı çıkartalım. Halka, emeklimize bir müjdeyi buradan vermiş olalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: