Takvimler 8 Mart 1915’i gösterdiğinde, Çanakkale Boğazı’nın karanlık sularında tarihin akışını değiştirecek bir görev icra ediliyordu. Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemisi, düşmanın asla tahmin edemeyeceği bir planı hayata geçirmek üzere sessizce ilerliyordu. Döşenen 26 mayın, yalnızca bir savunma hamlesi değil, Çanakkale Savaşı’nın kaderini belirleyen stratejik bir hamleydi.
18 Mart 1915’te dünyanın en güçlü donanmalarından biri olarak görülen İtilaf armadası Çanakkale’yi geçmek için harekete geçti. Ancak hesapta olmayan bir ayrıntı vardı: Erenköy Karanlık Liman’a bırakılan o 26 mayın…
ÇANAKKALE BOĞAZI’NDA SAVAŞ HAZIRLIKLARI NASIL BAŞLADI?
Çanakkale Boğazı, 3 Kasım 1914’te ilk bombardımanını yaşadı. Osmanlı Devleti’nin savaşa girme ihtimaline karşı 2 Ağustos 1914’ten itibaren bölgede seferberlik ilan edilmiş, savunma hatları hızla güçlendirilmişti. Boğazın en kritik savunma unsuru ise mayın hatlarıydı.
3 Ağustos’tan itibaren İntibah, Selanik ve Nusret Mayın Gemileri tarafından sistemli bir şekilde mayın döşeme faaliyetleri yürütüldü. 8 Mart 1915’e gelindiğinde boğaz içerisinde toplam 10 ayrı mayın hattı oluşturulmuştu. Ancak bu hatlar düşman tarafından kısmen biliniyor, mayın tarama gemileri tarafından temizlendiği düşünülüyordu.
Gerçekte durum çok farklıydı.

ERENKÖY’DE FARK EDİLEN KRİTİK ZAAF
İtilaf donanması, boğazın en geniş noktalarından biri olan Erenköy mevkiine rahatlıkla giriyor, burada manevra yaparak Osmanlı tabyalarını yoğun ateş altına alıyor ve geri çekiliyordu. Baykuş Tabyası ve diğer kıyı savunma noktalarından gelen raporlar, düşmanın bu manevra alanının mutlaka kapatılması gerektiğini ortaya koydu.
Bu stratejik açığı kapatmak için son bir mayın hattı planlandı. Mayın Grup Komutanı Nazım Bey, 6 Mart’ta Hacıpaşa Çiftliği’nde yaptığı görüşmelerin ardından harekât planını netleştirdi. 7 Mart gecesi hazırlıklar tamamlandı ve 8 Mart’ın ilk saatlerinde Nusret görev için yola çıktı.
8 MART GECESİ DÖŞENEN 26 MAYIN
8 Mart 1915 gece yarısından sonra Nusret Mayın Gemisi, Anadolu yakasını takip ederek Erenköy Karanlık Liman’a ulaştı. Buraya 26 adet mayın, diğer hatlardan farklı bir düzende ve kıyıya paralel şekilde döşendi.
Bu yerleştirme biçimi sıradan değildi. Amaç, düşman gemilerinin bombardıman sonrası dönüş manevrasını imkânsız hale getirmekti. İtilaf kuvvetleri mevcut mayın hatlarını biliyor, ancak bu son hattın varlığından habersizdi. Çünkü mayınlar, saldırıdan yalnızca 10 gün önce yerleştirilmişti.
Sabaha karşı görevini tamamlayan Nusret, güvenli geri döndü. Ancak asıl sonuç 18 Mart’ta ortaya çıkacaktı.

18 MART’TA TARİHİN AKIŞI DEĞİŞTİ
18 Mart 1915 sabahı İtilaf donanması, Çanakkale Boğazı’nı geçme planını uygulamaya koydu. Plan basitti: Tabyalar susturulacak, mayınlar temizlenecek ve İstanbul yolu açılacaktı.
Fakat beklenmedik bir gelişme yaşandı.
Fransız zırhlısı Bouvet, Nusret’in döşediği mayınlardan birine çarptı ve yalnızca üç dakika içinde sulara gömüldü. Ardından İngiliz zırhlıları HMS Irresistible ve HMS Ocean aynı akıbeti paylaştı.
Ayrıca HMS Agamemnon, HMS Inflexible, Suffren ve Gaulois ağır hasar aldı. Gün sonunda üç büyük zırhlı batmış, dört gemi savaş dışı kalmış, 800’den fazla mürettebat hayatını kaybetmişti.
BİLİNMEYEN SON MAYIN HATTI
İtilaf Devletleri, boğazdaki bazı mayın hatlarının yerini istihbarat aracılığıyla öğrenmişti. Ancak 8 Mart gecesi döşenen son hat tespit edilememişti. Mayın tarama gemileri bu hattı fark edememiş, asıl darbe dönüş manevrası sırasında gelmişti.
8 MART’IN 18 MART’A ETKİSİ
Askerî tarih araştırmaları, 8 Mart gecesi icra edilen bu operasyonun 18 Mart Zaferi’nin en kritik anı olduğunu gösteriyor. Eğer Erenköy’deki o 26 mayın döşenmemiş olsaydı, İtilaf donanmasının manevra alanı açık kalacak ve sonuç çok daha farklı olabilecekti.
Çanakkale’yi “geçilmez” yapan yalnızca topçu ateşi değil; doğru zamanda, doğru yerde uygulanan stratejik akıl oldu. Küçük bir mayın gemisi, dünyanın en güçlü armadasını durdurdu.
NUSRET’İN TARİHE GEÇEN MİRASI
Nusret Mayın Gemisi, tonaj olarak mütevazı bir gemiydi. Ancak 8 Mart 1915 gecesi attığı adım, dünya savaş tarihinin seyrini değiştirdi. 18 Mart’ta yaşanan kayıplar sonrası İtilaf Devletleri denizden geçiş planını askıya aldı ve kara harekâtına yönelmek zorunda kaldı.
Bu 26 mayın, yalnızca üç gemiyi değil; bir savaş planını batırdı.
Çanakkale Boğazı’nda sessizce başlayan o görev, 18 Mart’ta büyük bir zafere dönüştü. Ve Nusret, adını askeri strateji literatürüne altın harflerle yazdırdı.
Yorumlar
Kalan Karakter: