İstanbul Fatih’te, o hep hayalini kurduğum, direksiyonuna her oturduğumda bana güven veren eski dostum Toyota Land Cruiser'ın motorunu çalıştırdığımda, önümde uzanan kilometrelerin sadece bir asfalt şeridinden ibaret olduğunu sanıyordum.
Sabahın ilk ışıklarıyla hedefim ülkenin diğer ucu; Hakkari, Şemdinli’ydi. Öylesine anlamlı bir yolculuk için, yolların romantizmini, Anadolu'nun değişen yüzünü anlatan sıradan bir yol hikayesi. Ancak çok geçmeden, bu yolculuğun aslında devasa bir dijital panoptikonda hayatta kalma mücadelesi olduğunu tüm çıplaklığıyla fark ettim.
İçişleri Bakanlığı, otoyollara şakası olmayan demirden bir ağ örmüş. Dile kolay; İstanbul'dan çıkıp Kocaeli'deki 5, Sakarya'daki 9 farklı noktayı aşarken ensenizde o soğuk dijital nefesi hissediyorsunuz.
İstanbul'dan Şemdinli'ye uzanan bu uzun hatta tam 30 radar noktası, 43 hız koridoru ve 50 ayrı polis kontrol noktası ve binlerle sayılabilecek EDS var! Toplamda 123 kez süzgeçten geçiyorsunuz. Bakanlığın otoyollara kurduğu, gece gündüz demeden çalışan 120 aktif radar sayesinde, yaklaşık her 30 kilometrede bir denetlenmek, direksiyon başındaki sıradan bir insan için adeta bir sinir harbine dönüşüyor.

Radarlar, hız koridorları, EDS'ler ve trafik kontrol noktalarının yanı sıra gezici radarlar ile sürücüler tam bir kıskaç altına alınmış durumda. Sürücüler sisteme karşı verdiği mücadele yüzünden yolculuğun keyfini süremiyor.
Gözünüz yoldan çok gösterge panelinde. Çankırı'yı, Kastamonu'yu geride bırakırken sağ ayağınıza kramplar giriyor. İnanın bana, gaza basmak değil, gaza basmamak için direnmek yoruyor insanı.
Çorum'da, özellikle Amasya'nın o keskin virajlarına dizilmiş 9 radarlı ve 5 radarsız bölgeden geçerken içinizde hep o aynı paranoyak şüphe yankılanıyor:
"Ya o ağacın, o tepenin ardındaysa?"
Tokat, Sivas ve Erzincan yollarında artık yorgun düşmüş birine dönüşüyorsunuz. Acaba az önce dikiz aynamda beliren o ani parlama sabah güneşi miydi, yoksa cebimi yakacak ceza makbuzunun flaşı mı?
Bu uzun ve yorucu ama bir o kadar heyecan verici yolculuk boyunca gezici gizli radarları saymadım bile...
İnsan unsuru bu işin en dramatik yanı. Sivas'ta durduğum salaş bir dinlenme tesisinde karşılaştığım diğer sürücülerin gözlerindeki o ortak tedirginliği görseniz bana hak verirdiniz. Çayını yudumlayan yorgun bir kamyon şoförü, yanıma yaklaşıp yoldaşça fısıldadı:
"Erzincan çıkışındaki koridora dikkat et beyim, çok can yakıyor."
Birbirini hayatında hiç görmemiş insanlar, bu görünmez kameralara karşı mola yerlerinde gizli bir direniş ve dayanışma örgütlemiş durumda. Çoğu zaman da karşıdan gelen gelen araçlar sellektör yaparak "önünde radar var, polis var" haberini patlatıyor.
Dayanışma dediğiniz böyle olur...

Binlerce, 10 binlerce kameralar nedeniyle her an izleniyoruz. Yer yer gizli gözler, yer yer boy hizamızdaki kameralar ile adeta her hareketimiz denetim altına alınıyor.
Bingöl, Muş, Bitlis derken coğrafya giderek sertleşiyor, dağlar heybetleniyor. "Buraların ıssızlığında radar ne arar" yanılgısına düşen toy sürücüler, Van ve Hakkari sınırlarında o acı gerçekle yüzleşiyor. Çünkü sarp dağların zirvesinde, en ücra virajlarda bile o elektronik gözler sizi dikizlemeye devam ediyor.
Şemdinli'ye, o görkemli dağların eteklerine vardığımda, Land Cruiser'ın kontağını kapatıp ciğerlerime derin bir nefes çektim. 1900 kilometreyi aşan bu devasa mesafeyi o radarlara yakalanmadan, tek bir ceza yemeden gelebilmek...
İşte bu, modern zamanlarda gerçekten bir mucize. Artık sadece manzaraya ve ufuk çizgisine odaklandığınız o eski romantik yolculuklar maalesef tarih sayfalarına karıştı. Hız sabitleyiciye sığınmadan, navigasyonun bitmek bilmeyen uyarılarına kulak kesilmeden bu ülkeyi bir uçtan bir uca geçmek imkansız. Siz siz olun, bir dahaki sefere uzun yola çıkarken valizinizi hazırladığınız kadar, sinirlerinizi de bu kusursuz elektronik ablukaya hazırlayın.
Yolculuğa çıkıyorsanız bilin ki; yüzlerce göz sizi izliyor olacak...
Uzmanlar her zamanki gibi konuşuyor.
Bu yoğun denetimlerin amacı açık: trafik kazalarını azaltmak, can güvenliğini sağlamak. Ancak sahadaki gerçeklik farklı bir tablo çiziyor. Sürücüler artık yola değil, sisteme karşı dikkat kesiliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: