Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili yürütülen yargı sürecinde, otopsi raporunda yer alan çelişkili bilgiler davaya damga vurdu. Yanlış veriler içerdiği belirtilen raporun, olayın oluş şekline ilişkin değerlendirmeleri doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor.
Tuğba Yavaş’ın 30 Ekim 2024 gecesi Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’nde bulunan apartmandaki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirmesiyle ilgili dava, kamuoyunda da yakından takip ediliyor.
OTOPSİ RAPORUNDAKİ BOY VE KİLO HATASI DİKKAT ÇEKTİ
Dava dosyasına giren otopsi raporunda, Tuğba Yavaş’ın boyunun 1.70 santimetre olarak yazıldığı, ancak gerçekte boyunun 1.55 olduğu belirtildi. Ayrıca kilosunun da gerçeğin altında kaydedildiği ifade edildi. Müşteki avukatı Türkan Kara, bu hatanın dosya açısından son derece kritik olduğunu vurguladı.
Avukat Kara, “1.55 boyundaki müteveffayı 1.70 yazdığınız zaman, o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz” sözleriyle rapordaki yanlışlığın, olayın intihar olarak değerlendirilmesini kolaylaştırabileceğini dile getirdi.

OLAYIN GEÇMİŞİ VE YARGI SÜRECİ
Tuğba Yavaş, olay gecesi 5. kattaki dairenin balkonundan park halindeki bir motosikletin üzerine düşerek ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yavaş, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında, Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvuruldu. Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı tarafından iddianame hazırlandı.

SUÇ VASFININ DEĞİŞMESİ TARTIŞMA YARATTI
Hazırlanan iddianamede Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında “başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi” suçlamasıyla dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dosya Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Ancak daha sonra sanık avukatlarının itirazı üzerine sanık tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ve dava yeniden Asliye Ceza Mahkemesi’ne devredildi.
Son olarak görülen 5. duruşmada, mahkeme keşif yapılması ve bilirkişi raporunun yenilenmesi taleplerini reddetti.

“DAVA BİZE GÖRE ŞÜPHELİ BİR KADIN ÖLÜMÜDÜR”
İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat Türkan Kara, davanın başından itibaren şüpheli bir kadın ölümü olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Kara, dosyanın ağır ceza mahkemesinden asliye ceza mahkemesine gönderilmesini hukuki açıdan doğru bulmadıklarını ifade etti.
Kara, tanık beyanları, olayın oluş şekli, evde yaşandığı iddia edilen arbede ve olay öncesine ilişkin bulguların ciddi soru işaretleri barındırdığını söyledi.
“YÜKSEKTEN DÜŞME OLAYLARINDA KEŞİF ŞART”
Avukat Kara, yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde mutlaka olay yerinde keşif yapılması gerektiğini vurguladı. Bu tür dosyalarda düşmenin kaza mı, intihar mı yoksa itme sonucu mu gerçekleştiğinin bilimsel yöntemlerle ortaya konulmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Kara, canlandırmalı keşif ve uzman bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedilmesini hukuki açıdan kabul edilemez bulduklarını dile getirdi.
“HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA TERS”
Otopsi raporundaki yanlışlıkların ve sanık ifadelerinin, hayatın olağan akışıyla örtüşmediğini savunan Kara, balkonun yapısı ve trabzan yüksekliğinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Kara, “Bir yardım almadan ya da itilmeden o balkona çıkabilme ihtimali yok” ifadelerini kullandı.
“MASUMİYET KARİNESİ ESASTIR”
Avukat Kara, kimseyi doğrudan suçlamadıklarını, masumiyet karinesinin esas olduğunu vurgulayarak, tek taleplerinin olayın bilimsel ve objektif biçimde aydınlatılması olduğunu söyledi. Kara, bu şekilde verilecek bir kararın ancak vicdanları rahatlatabileceğini ifade etti.
KADIN ÖLÜMLERİNDE ALGI TARTIŞMASI
Kara, kadın cinayetleri dosyalarında çoğu zaman ölen kadınların yaşam tarzları üzerinden suçlanmaya çalışıldığını, bunun toplumsal bir sorun olduğunu dile getirdi. Bu algının değişmesi için hukuki mücadelenin önemine dikkat çekti.
Yorumlar
Kalan Karakter: