Çanakkale’nin modern yüzünün hemen yanı başında, her gün binlerce kişinin yanından geçip gittiği ama pek azının hikâyesini bildiği tarihi bir miras yatıyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan da günümüze ulaşan ve kentin en köklü yerleşim yerlerinden biri olan Arslanca Mahallesi, ismini bu toprakların sevilen ve sayılan şahsiyetlerinden biri olan Arslanca Dede’den (Arslan Dede Hz.) alıyor. Bugün mahalledeki bir taksi durağının hemen yanında bulunan kabri, bilenler için bir dua ve dilek kapısı olmaya devam ediyor.

Halep’ten Çanakkale’ye Uzanan Bir Tasavvuf Yolculuğu
Tarihi kayıtlara göre Aslan Dede, aslen Halep’te yetişmiş büyük velîlerden biridir. Halk arasında "Meczûb" lakabıyla tanınan bu zat, Allah aşkıyla kendinden geçmiş, dünya malından elini eteğini çekmiş bir evliya olarak bilinir. Doğum tarihi net olarak bilinmese de 1638 yılında vefat ettiği ve hayata gözlerini yumduğunda yüz yaşını çoktan aşmış olduğu nakledilmektedir.
Gençlik yıllarında devrinin usullerine göre ilim tahsil eden ve bir müddet kadı vekilliği gibi önemli resmi görevlerde bulunan Aslan Dede, hayatının bir noktasında tüm mevki ve rütbeleri terk ederek tasavvuf yoluna yönelmiştir. Nefsini terbiye etmek için çetin sıkıntılara katlanan, az konuşan ve vaktinin büyük çoğunluğunu ibadetle geçiren bu zat, yalnızlığı tercih eden ve camilerde veya küçük kulübesinde yaşayan mütevazı bir hayat sürmüştür.
Kent Belleğinde Yaşayan Bir İsim
Çanakkale halkı tarafından çok sevilen ve hürmet gösterilen Arslanca Dede’nin vefatı sonrası mezarı, bugün kendi adıyla anılan Arslanca Mahallesi’ne yapılmıştır. Birçok resmi kayıt ve belgede adı geçen bu mahalle, halkın kendi yakıştırmasıyla bu ismi alarak kent belleğindeki yerini sağlamlaştırmıştır.

Günümüzde Arslanca Mahallesi’nde, günlük hayatın keşmekeşi içinde bir taksi durağının bitişiğinde yer alan kabri, çoğu kişi fark etmeden geçip gitse de mahalle kültürünü yaşatanlar için hâlâ büyük bir öneme sahiptir. Kabirde bulunan özel bölmede yakılan mumlar ve edilen dualar, yüzyıllar öncesinden gelen bu manevi mirasın halk nezdinde sessizce sürmeye devam ettiğini gösteriyor.
Arslanca Dede’nin kabri ve hikâyesi, Çanakkale’nin sadece savaşlardan ve modern binalardan ibaret olmadığını; her sokağında, her köşesinde farklı bir manevi derinliğin ve yaşanmışlığın izlerini taşıdığını bir kez daha hatırlatıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: