Orta Doğu’da tansiyon yeniden yükselirken, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Taşçı, gelinen noktayı “uçurumun kenarında bir süreç” olarak tanımladı.
İhlas Haber Ajansı’na konuşan Taşçı, mevcut gelişmelerin klasik kriz dinamiklerinin ötesine geçtiğini belirterek, sürecin ilk kez bu denli kontrol sınırına yaklaştığını ifade etti. Bölgedeki askeri ve diplomatik hamlelerin, geri dönüşü zor bir eşiğe işaret ettiğini vurguladı.

“KONTROLDEN ÇIKMAK ÜZERE OLAN BİR SÜREÇ”
Dr. Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarının bölgesel dengeleri ciddi biçimde sarstığını belirtti. Sürecin mevcut aşamasını değerlendiren Taşçı, “Şu an itibarıyla kontrolden çıkmak üzere olan, hatta çıkmakla çıkmamanın çok arasında, ilk defa bu kadar uçurumun kenarında olan bir sürecin içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki üç ana aktörün – Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran – hem geçmiş hem de günümüz dış politika pratiklerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini söyleyen Taşçı, mevcut tabloyu anlamak için klasik güç dengesi okumalarının yeterli olmayabileceğini dile getirdi.
GEÇMİŞ POLİTİKA PRATİKLERİNDEN SAPMA
Taşçı’ya göre yaşanan gelişmeler, aktörlerin geçmişteki dış politika reflekslerinden belirgin sapmalar içeriyor. Özellikle ABD’nin tepkisinin tarihsel örneklerle kıyaslandığında farklı bir düzlemde seyrettiğini ifade etti.
“Normal şartlarda ABD’nin Tel Aviv’e yönelik bir saldırı karşısında çok daha sert bir reaksiyon vermesi beklenirdi” diyen Taşçı, geçmiş krizlerde Washington yönetiminin daha agresif askeri pozisyon aldığını hatırlattı. Ancak mevcut süreçte, ortak operasyonlara rağmen tepkilerin geçmiş örneklere kıyasla daha sınırlı kaldığını belirtti.
Benzer şekilde İran’ın da bölgesel dengeler açısından alışılmışın dışında bir çizgi izlediğini ifade eden Taşçı, özellikle Körfez ülkeleri ve bölgedeki diğer aktörlerin İran’a yönelik olası saldırıları engelleme çabalarına rağmen yaşanan gelişmelerin yeni soru işaretleri doğurduğunu söyledi.
MARJİNALİZE REJİMLER VE İÇ POLİTİKA BASKISI
Dr. Taşçı, hem İsrail hem de İran’ın iç politikada sıkışmış yapılar sergilediğini belirtti. Bu sıkışmışlığın dış politikada daha riskli adımların atılmasına zemin hazırladığını ifade etti.
İsrail’in uluslararası arenada giderek daha fazla izole edildiğini, İran’ın ise uzun süredir bölgesel ve küresel yaptırımların baskısı altında olduğunu kaydeden Taşçı, iki ülkenin de dış politik hamlelerle iç kamuoyunda taban konsolidasyonu sağlamaya çalıştığını söyledi.
Bu durumun, askeri gerilimi daha da tırmandırabilecek bir psikolojik ve siyasi ortam yarattığını belirtti.
“3 TEMEL SENARYO ÖNE ÇIKIYOR”
Dr. Ufuk Necat Taşçı, mevcut kriz hattında üç temel senaryonun öne çıktığını vurguladı. Bu senaryoların her birinin geçmiş dış politika pratikleriyle uyumlu olduğunu belirten Taşçı, hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin şaşırtıcı olmayacağını ifade etti.
Birinci senaryoya göre, ABD ile İran içerisindeki bir klik arasında örtük bir anlaşma zemini oluşmuş olabilir. Bu durumda İsrail’in söz konusu diplomatik süreci sabote etmiş olabileceği ihtimali gündeme geliyor.
İkinci senaryo, İsrail’in iç politikada yaşadığı sıkışmışlık üzerinden ABD’yi daha derin bir çatışma denklemine çekmiş olabileceği ihtimaline dayanıyor. Bu çerçevede Washington yönetiminin iç siyasi hesaplarla sürece dahil olmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Üçüncü senaryo ise İran rejiminin, marjinalleşme ve kuşatılmışlık algısıyla daha geniş çaplı ve sert bir karşılık stratejisi benimsemiş olabileceği yönünde. Bu ihtimalde, bölgedeki Körfez ülkeleri ve Avrupa aktörlerinin de risk alanına girebileceği ifade ediliyor.
BÖLGESEL VE KÜRESEL ETKİLER
Taşçı, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa aktörlerinin açıklamalarının da sürecin çok boyutlu bir kriz potansiyeli taşıdığını gösterdiğini belirtti. Doğu Akdeniz ve Körfez hattındaki askeri hareketlilik, krizin sadece üç ülke arasında kalmayabileceğine işaret ediyor.
Mevcut gelişmelerin diplomatik müzakereler devam ederken yaşanmasının ayrıca dikkat çekici olduğunu belirten Taşçı, bu durumun krizin arka planında farklı güç dengeleri ve hesapların bulunduğunu düşündürdüğünü söyledi.
ABD-İsrail-İran hattında yaşanan son gelişmeler, bölgesel dengelerin yeniden şekillenebileceği bir döneme girildiğini gösterirken, üç temel senaryodan hangisinin hayata geçeceği önümüzdeki sürecin seyrini belirleyecek temel unsur olarak değerlendiriliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: