Ekoloji örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde olan milli parklara ilişkin yasa değişikliği teklifine karşı ortak bir deklarasyon yayımlayarak teklifin derhal geri çekilmesi çağrısında bulundu. Aralarında Ekoloji Birliği, Türkiye Ormancılar Derneği ve İklim Adaleti Koalisyonu’nun da bulunduğu çok sayıda kuruluş, düzenlemenin milli parkları koruma alanı olmaktan çıkarıp ticari bir kaynak haline getireceğini vurguladı.
Yayımlanan metinde, yasa teklifinin milli parkları turizm, konaklama ve ticari kullanım ekseninde yeniden tanımladığı ifade ediliyor. Bu durumun ekolojik bütünlüğü esas alan koruma anlayışıyla çeliştiği, doğanın müşterek bir yaşam alanı yerine ekonomik değer üreten bir rant alanı olarak konumlandırıldığı belirtiliyor. Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Ocak ayında değiştirilen Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Yönetmeliği, bu teklifin maddelerinin yönetmelik düzeyinde fiilen yürürlüğe almıştır. Yasama süreci tamamlanmadan idari düzenlemeler yoluyla yaratılan bu fiili durum hukukun hiçe sayılması anlamına gelmektedir.
Yönetmelikte; milli parkların korunmasına ilişkin kurumsal yapı zayıflatılmakta, kurumsal özerklik daraltılmaktadır. Ayrıca avcılığa ilişkin düzenlemeler kapsamında, doğal hayvanların korunmasından sorumlu birimlerin yapısının değiştirilmesi, koruma ilkesini güçlendirmek yerine aşındıran bir sonuç doğurmaktadır.
Öte yandan, Orman Kanunu’nda koruma niteliğini zayıflatan hükümlerin yönetmelik aracılığıyla milli park alanlarına da taşınmaya çalışılması, daha düşük koruma standartlarının uygulanması anlamına gelmektedir. Oysa milli park statüsü, orman rejiminden daha güçlü ve sıkı bir koruma rejimini ifade eder. Bu düzenlemeler, milli park statüsünün fiilen aşındırılması sonucunu doğurmaktadır.
Milli Parklara Müdahale Edilemez
Milli parklar; biyolojik çeşitliliğin, su varlıklarının, orman ekosistemlerinin ve doğal–kültürel peyzajın bütüncül olarak korunduğu alanlardır. Bu alanların varlık gerekçesi, doğayı ekonomik değer üzerinden değil, yaşam üretme kapasitesi ve ekolojik işleyişi üzerinden tanımaktan kaynaklanır.
Bu bağlamda milli parklar; turizm yatırımlarına açılacak alanlar, ticari işletmelerle parçalanacak mekânlar, enerji ve madencilik projelerine tahsis edilecek sahalar, altyapı ve yapılaşma rezervleri, kamu-özel işbirliği modeliyle işletilecek ticari kompleksler, “ekoturizm” söylemi altında kalıcı yapılaşmanın meşrulaştırılacağı bölgeler olarak ele alınamaz. Su havzaları, yaban hayatı koridorları ve karbon yutakları üzerindeki baskı, ekosistem bütünlüğünü geri dönülmez biçimde zayıflatır.
Ekolojik Bütünlük Esastır
Bilimsel raporlar, biyolojik çeşitlilik kaybının kritik eşiklere ulaştığını ve korunan alanların güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye; kuraklık, su stresi ve aşırı hava olaylarının yoğunlaştığı bir ekolojik kırılganlık sürecinden geçmektedir. Bu koşullarda milli parkların yapılaşmaya açılması; su rejimlerini parçalamakta, ekosistem sürekliliğini bozmakta ve iklim krizine karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatmaktadır.
Daha önce koruma statüsüne sahip alanlarda yaşanan dönüşümler, bu sürecin sonuçlarını açık biçimde ortaya koymaktadır. Koruma statüsünün aşındırılması, geri döndürülmesi mümkün olmayan ekolojik kayıplar üretmektedir. Karşı karşıya kalınan kriz, yalnızca çevresel bir sorunla sınırlı kalmamakta; toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bir siyasal-ekonomik boyut da taşımaktadır.
Ortak Çağrı: Yasa Teklifi Geri Çekilmelidir
Deklarasyonun sonunda, bilim insanları, meslek odaları ve yerel toplulukların karar süreçlerine dahil edildiği şeffaf bir mekanizmanın işletilmesi talep ediliyor. Milli parkların yaşam üretme kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayan bileşenler, şu talepleri sıraladı:
"Yasa teklifi TBMM Genel Kurulu’ndan geri çekilmelidir.
Koruma statüleri güçlendirilmelidir.
Şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir karar süreci işletilmelidir.
Bilim insanları, meslek odaları, ekoloji örgütleri ve yerel topluluklar karar mekanizmalarına dâhil edilmelidir.
Milli parklar, gelecek kuşakların yaşam güvencesini temsil eder.
Doğa, ortak yaşamın kurucu zemini olarak korunmalıdır."
Yorumlar
Kalan Karakter: