Çanakkale'nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı'nın su toplama havzasında Koza Altın İşletmeleri AŞ tarafından yapılması planlanan "Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Projesi" ile ilgili yargı sürecinde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Çanakkale 2. İdare Mahkemesi, proje için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının yürütmesini durdurdu.
Karar, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu, Burhaniye Çevre Platformu, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Bergama Çevre Platformu, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile çok sayıda yurttaş tarafından açılan davada verildi. Davacılar, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını "Çanakkale'nin suyu ve yaşam alanları için önemli bir hukuki kazanım" olarak değerlendirdi.
Aynı projeye ilişkin ikinci yürütmeyi durdurma kararı
Söz konusu proje hakkında daha önce de yargıdan benzer kararlar çıkmıştı. Ziraat Mühendisleri Odası'nın Çanakkale 1. İdare Mahkemesi'nde açtığı davada ÇED Olumlu kararı iptal edilirken, Çanakkale Belediyesi tarafından açılan ve yurttaşların müdahil olduğu davada ise yine yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.
Mahkeme: ÇED raporu bilimsel ve teknik açıdan yetersiz
Çanakkale 2. İdare Mahkemesi kararında, bilirkişi raporunda ortaya konulan tespitlere geniş şekilde yer verdi.
Mahkeme kararında, ÇED raporunun teknik ve bilimsel yönden yeterli olmadığı, çevreyi korumaya yönelik tedbirlerin nasıl uygulanacağının açık biçimde ortaya konulamadığı ve bilirkişi raporunda belirtilen eksikliklerin ÇED raporunu hukuken sakatlayan önemli eksiklikler olduğu belirtildi.
Kararda şu değerlendirmeye yer verildi:
"ÇED Raporu’nun teknik ve bilimsel yönden yetersiz olduğu, olası olumsuz etkilere karşı koruma tedbirlerinin nasıl gerçekleştirileceği ile ilgili belirsizlikler içerdiği, bilirkişi raporunda belirtilen eksikliklerin ÇED raporunu, dolayısıyla ÇED olumlu kararını sakatlayıcı nitelikte önemli eksiklikler olduğu anlaşıldığından, dava konusu ÇED olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; dava konusu işlemin uygulanması halinde, projenin çevreye olacak etkileri açısından telafisi güç veya imkansız zararların doğabileceği açıktır. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin;uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 sayılı Kanun'un 27'nci maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına,anılan Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca işbu karara karşı itiraz yolu kapalı olmak üzere (kesin olarak) 25/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bilirkişi raporu çevresel risklere dikkat çekti
Mahkemenin kararında dayanak aldığı bilirkişi raporu ise proje sahasına ilişkin çok sayıda çevresel risk tespiti içeriyor.
Raporda, açık ocak işletmesinde planlanan şev eğimlerinin beyan edilenden fazla olmasının heyelan ve şev kaymalarına neden olabileceği, bunun hem iş güvenliği hem de çevresel açıdan ciddi risk oluşturacağı ifade edildi.
En dikkat çekici değerlendirmelerden biri ise bölgenin jeolojik yapısıyla ilgili oldu.
Bilirkişilere göre proje sahası yoğun fay, kırık ve çatlak sistemleri üzerinde bulunuyor. Bu nedenle ağır metaller içeren olası sızıntıların yeraltı suyu hareketleriyle kontrolsüz biçimde yayılabileceği, kirleticilerin yalnızca proje alanında kalmayıp Atikhisar Barajı'na ve çevredeki diğer içme suyu kaynaklarına kadar ulaşma riski taşıdığı vurgulandı.
Raporda, bu durumun 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'nun temel koruma ilkelerine aykırılık oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi.
Atikhisar Barajı için kritik uyarılar
Bilirkişi raporunda Atikhisar Barajı'nın konumu özel olarak değerlendirildi.
Rapora göre proje alanının, barajın orta ve uzun mesafeli koruma alanları içerisinde bulunduğu belirtilirken, yeraltı suyu ve yüzey akışları yoluyla kirleticilerin taşınma ihtimalinin ÇED raporunda yeterince incelenmediği kaydedildi.
Raporda ayrıca yüksek asit maden drenajı riskine dikkat çekilerek, işletme faaliyetlerinin sona ermesinden sonra bile onlarca yıl devam edebilecek çevresel etkilerin oluşabileceği ifade edildi.
Uzmanlar, mevcut teknik önlemlerin havza su kalitesini korumaya yeterli olduğunun bilimsel olarak ortaya konulamadığını belirterek, geri döndürülemez çevresel etkilerin tamamen ortadan kaldırılabildiğinin ispatlanamadığı sonucuna ulaştı.
Tarım alanları ve doğal yaşam da risk altında
Bilirkişi heyeti yalnızca içme suyu kaynaklarıyla sınırlı kalmadı.
Raporda proje çevresindeki tarım arazilerine yönelik olası etkilerin değerlendirilmediği, üreticilerin karşılaşabileceği zararlar konusunda herhangi bir önlem planının sunulmadığı belirtildi.
Ayrıca bölgedeki sit alanları ve koruma statüsündeki doğal alanlara yönelik etkilerin de yeterince analiz edilmediği ifade edildi.
Ekolojik denge ve yaban hayatına ilişkin değerlendirmelerde ise projenin flora ve fauna üzerinde geri dönülmez etkiler oluşturma riskinin bilimsel olarak ortadan kaldırılamadığı görüşüne yer verildi.
"Projede kamu yararı bulunmuyor"
Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde ise oldukça net ifadeler kullanıldı.
Raporda, ÇED raporunda teknik bilgi gerektiren birçok konuda bilimsel yaklaşım eksiklikleri bulunduğu, koruma tedbirlerinin nasıl uygulanacağının açık biçimde ortaya konulmadığı ve ilgili mevzuata uygunluk açısından önemli yetersizliklerin bulunduğu belirtildi.
Bu gerekçeler doğrultusunda bilirkişi heyeti, projenin mevcut haliyle uygulanmasında kamu yararı bulunmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Davacılar: "Şimdi iptal kararını bekliyoruz"
Kararın ardından davayı açan çevre örgütleri ortak açıklama yaptı.
Açıklamada, Çanakkale 2. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararının kesin olmasının memnuniyet verici olduğu belirtilerek, bundan sonraki duruşmada ÇED Olumlu kararının tamamen iptal edilmesinin beklendiği ifade edildi.
Çevre örgütleri, bilirkişi raporunda yer alan bilimsel tespitlerin son derece açık olduğunu belirterek, proje dosyasının yeniden gündeme getirilmesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
Açıklamada ayrıca şu değerlendirmeye yer verildi:
"Bu kadar açık ve net bilimsel gerçekliğe ve hukuka aykırı olan projenin ve ÇED Raporunun 2009/7 Sayılı Genelge bahanesiyle ısıtılıp geri getirilmesine izin vermeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz."

Yorumlar
Kalan Karakter: