Kaz Dağları’nın puslu zirvelerinde yankılanan, kuşaktan kuşağa aktarılarak kutsal bir anlatıya dönüşen Sarıkız Efsanesi, Anadolu’nun vefa, iftira ve ermişlik üzerine kurulu en hüzünlü hikayelerinden biridir.
Sarıkız efsanesi yöreye göre farklı şekillerde anlatılır. İşte size 3 farklı hikaye.
1. Versiyon: Sadakat ve Mucizenin Zirvesi (Geleneksel Anlatım)
Çok eski zamanlarda, Kaz Dağları’nın eteklerinde, güneşin rengini saçlarında taşıyan Sarıkız adında dünya güzeli bir kız yaşarmış. Köyün tüm gençleri ona sevdalıymış ancak Sarıkız’ın gönlü hiçbirinde değilmiş. Reddedilmeyi gururlarına yediremeyen gençler, "Sarıkız kötü yola düştü" diyerek zehirli bir dedikodu yaymışlar. Babası, çevrenin baskısına ve bu ağır lekeye dayanamayarak kızını öldürmek niyetiyle dağın en yüksek tepesine çıkarmış.
Fakat orada gördüğü manzara karşısında donup kalmış; Sarıkız, yanında kazlarıyla birlikte saf ve huzurlu bir hayat sürmekteymiş. Babası, evladına kıymadan önce son kez namaz kılmak için su istemiş. Sarıkız, elindeki ibriği dağın tepesinden aşağıya, kilometrelerce ötedeki denize doğru uzatmış ve babasına sunmuş. Babası suyun tuzlu olduğunu görünce hayretler içinde kalmış. Sarıkız, "Acele ettin babacığım, denizden alıverdim," deyince kızının ulaştığı mertebeyi anlamış. O günden sonra bu ulu dağa Kaz Dağları, en yüksek tepesine ise Sarıkız Tepesi denmiş.
2. Versiyon: Tabiatın Şifası ve Dönüşüm (Mistik Anlatım)
Güzelliği bir lanet gibi peşini bırakmayan Sarıkız, iftiraların karanlığından kaçmak için Kaz Dağları’nın vahşi doğasına sığınmış. Yanındaki kaz yumurtalarından çıkan yavrular onun tek dostu, dağın sert rüzgarları ise tek sırdaşı olmuş. Bir kış günü, fırtınada yollarını kaybeden iki yabancı bu ıssız zirveye sığınmış. Sarıkız, onları kazlarının yardımıyla bulmuş, şifalı otlarla iyileştirmiş.
Bu yabancılar köye döndüklerinde, "Zirvede nur yüzlü, ermiş bir kız yaşıyor," diye muştulamışlar. Kızlarının ölmediğini ve kutsandığını duyan anne ve babası, pişmanlık içinde dağa tırmanmışlar. Sarıkız onları büyük bir sevgiyle karşılamış. Babası su istediğinde, Sarıkız avuçlarını denize uzatıp suyu denizin kalbinden çekip almış. Anne ve babası, evlatlarının artık bu dünyaya değil, göklere ait bir "eren" olduğunu anlayarak huzurla köylerine dönmüşler.

Sarıkız'ın burada yattığına inanılıyor. Sarıkız Tepesi.
3. Versiyon: Hac Dönüşü ve Ebedi Yalnızlık (Trajik Anlatım)
Sarıkız’ın babası, kutsal topraklara hacca giderken biricik kızını Güre köyünün imamına emanet etmiş. Babasının yokluğunu fırsat bilen müfteriler, kıza türlü oyunlar kurmuş, başaramayınca da adını lekelemişler. Öyle ki, baba hacdan döndüğünde köylüler kıza "bozuk yumurtalar" atarak ona Sarıkız adını takmışlar.
Baba, toplum baskısıyla kızını ölüme terk etmek üzere zirveye çıkarmış. Tepeye ulaştıklarında, kızının denizden su çekerek gösterdiği keramet karşısında kahrolan baba; "Sana inanmamakla en büyük günahı işledim, yüzüne bakacak halim kalmadı," diyerek kızını orada bırakıp uzaklaşmış. O anda dağın üzerine kapkara bir bulut çökmüş, doğa yas tutmaya başlamış. Günler sonra babanın cansız bedeni başka bir tepede (Babadağ) bulunmuş. Sarıkız ise o günden beri kazlarıyla birlikte dağın koruyucusu olarak ebediyete intikal etmiş.
Öte yandan Edremit kaymakamlığı resmi internet sitesinde Sarı Kız efsanesi şu şekilde anlatılıyor.
SARIKIZ EFSANESİ
Sarıkız, Çanakkale iline bağlı Ayvacığın bir köyünde ailesi ile yaşarken,küçük yaşta annesi vefat eder. Babası sarıkıza “biliyorsun anneni çok severdim, burada çok hatırası var, anneni unutmam zor oluyor. Buradan göçelim" der ve Kazdağlarının eteğindeki Güre köyünün yakınlarındaki Kavurmacılar köyüne gelerek yerleşirler. Burada çobanlık yaparak geçimlerini temin ederler. Köyde çok sevilirler. Köyün yaşlıları, gençleri sarıkızın babasına akıl danışırlar. Köylüler onun ermiş olduğunu düşünürler. Aradan yıllar geçer Sarıkız büyür güzel bir kız olur. Babası da yaşlanır. Aklında hep hacca gitme fikri vardır. Hacca gidebilmek için namazında niyazında sürekli Allah’a yalvarır. Sarıkız babasının bu isteğini yerine getirmesi için onu teşvik eder. Babasına artık büyüdüğünü kendisine bakabileceğini, daha fazla yaşlanmadan hacca gitmesi gerektiğini söyler. Babası kızını komşusuna emanet eder, hacca gider. O zamanlar hacca gitmek şimdiki gibi değil, belki altı ay, belki de daha fazla, yaya gidiliyor.

Kaz Dağının eteklerinde Sarıkız'ın köyü Kavurmacılar Köyünden Ege Denizine ve Midilli Adasına bakış.
Babası hacca gittikten sonra, köyün delikanlıları, Sarıkıza talip olurlar. Sarıkız hiçbirine yüz vermez. Onlarda dedikodu yayarak Sarıkıza iftira ederler.
Baba hacdan dönünce kimse yüzüne bakmaz, selamını almazlar. Sarıkızı teslim ettiği komşusuna bunun sebebini sorduğunda, Sarıkızın kötü yola düştüğünü söyler. Baba günlerce düşünür. Adet olan hac hayrını da yapamaz. Köyde yaşayabilmesi için namusunu temizlemesi gerekmektedir. Fakat çok sevdiği kızını öldürmeye kıyamaz. Yanına aldığı birkaç kazla, kızını, kazdağının zirvesine götürüp oraya bırakır. Orada yabani hayvanlara yem olacağını düşünür.
Aradan yıllar geçer. Bayramiç tarafından gelen yolcuların dağda yollarını kaybettiklerinde, darda kaldıklarında kendilerine sarı bir kızın yol gösterdiğini, yardım ettiğini söylerler. Kazlarının olduğunu, hatta bunların bir gün Bayramiç ovasına inerek çiftçilerin mahsülüne zarar verdiğini, köylülerin bu durumu sarıkıza söylemeleri üzerine, Sarıkızın eteğine doldurduğu taşları saçarak, bir avlu oluşturduğunu, kazlarında artık aşağılara inmediğini söylerler. Kaz avlusu diye anılan bu alanın duvar kalıntıları günümüzde bile gözükmektedir.
Bu hikayeleri dinleyen baba, bunun Sarıkız olabileceğini düşünür. Dağın yolunu tutar, zirveye vardığında, duvarlarla çevrili kazların bulunduğu bir alanla karşılaşır. Kızını bugün sarıkız tepe diye anılan yerde bulur. Sarıkız, babasını gördüğüne sevinir. Ona saygı gösterir, hürmet eder. Babası namaz kılmak için abdest almak ister. Sarıkız, abdest alması için babasının eline su döker. Babası suyun tuzlu olduğunu söyler. Sarıkız aceleden yanlışlıkla denizden aldığını söyler ve testisini vadilere doğru uzatır. Yeni doldurduğu suyu babasının eline döker. Babası buz gibi tatlı suyu tadınca kızının erdiğini anlar. O sırada siyah kara bir bulut gökyüzünü kaplar, Sarıkız kaybolur.
Babası kızının erdiğine, sırrının açığa çıkması nedeniylede kaybolduğuna kanaat getirir. Kızına iftira edildiğini anlar ve köylülere beddua eder. Bugün Kavurmacılar köyünde yaşayan kimse kalmamış, muhtar, köy mührünü, yaşayan kimse kalmadığı için Kaymakamlığa teslim etmiş ve köyün adı kütükten silinmiştir. Sarıkızın babası üzüntü ile tepelerde dolaşırken bugün Baba tepe denilen yerde ölür. Yöre halkı Sarıkıza ve babasına dağın yassı taşlarını üst üste koyarak mezar yaparlar. Sarıkızın mezarının olduğu tepeye Sarıkız tepe, Babasının bulunduğu tepeye Baba tepe derler. Yöre halkı her yıl ağustos ayında Sarıkızı ve babasını anmak için buralara çıkarlar.ak
Kaymakamlığın Sarı Kız Efsanesine bakışı bu şekilde.

Sarıkız'ın köyü Kavurmacılar Köyü. Gelin Ağacı.
RİTÜELLER
Kaz Dağları’nın zirvesindeki bu efsane, sadece bir hikaye değil; bölge halkı (özellikle Türkmen köyleri) için yaşayan bir inanç ve her yıl tekrarlanan bir gelenektir. Sarıkız’ın izini sürdüğümüzde karşımıza çıkan somut kültürel veriler şunlardır:
1. Sarıkız Hayırları ve Ritüeller
Her yıl Ağustos ayının son haftasında (genellikle 15-25 Ağustos arası), Balıkesir Edremit ve çevre köylerden binlerce kişi Kaz Dağları’nın en yüksek tepelerinden biri olan Sarıkız Tepesi'ne çıkar.
Kurban ve Yemek: Katılımcılar yanlarında getirdikleri kurbanları keser, dev kazanlarda yemekler pişirilir ve "hayır" duaları edilir.
Adak Taşları: Zirvede Sarıkız’a ait olduğuna inanılan, etrafı taşlarla çevrili bir makam/türbe bulunur. Ziyaretçiler buraya küçük taşlar üst üste dizerek adak adarlar.
Beyaz Giysiler: Geleneksel olarak bazı yörelerde katılımcıların temiz ve beyaz ağırlıklı giyinmesi, saflığı ve Sarıkız’ın masumiyetini temsil eder.
2. Coğrafi İzler ve İsimler
Efsane, Kaz Dağları’nın (Antik adıyla İda Dağı) topografyasına isimlerini vermiştir:
Sarıkız Tepesi : Sarıkız’ın kazlarıyla yaşadığı ve sırra kadem bastığına inanılan zirve.
Babadağ (Kartalçimen): Sarıkız’ın babasının, kızının ermiş olduğunu anlayıp utancından kaçtığı ve hayatını kaybettiği yer olarak bilinir. Burası da kutsal kabul edilir.
Güre Köyü ve Kavurma Hanlar: Efsanenin başlangıç noktası olan meşhur duraklardır.
3. Kazların Sembolizmi
Türk mitolojisinde ve Şamanizm kalıntılarında "Kaz" ve "Kuğu" figürleri kutsaldır. Kaz, ruhun göğe yükselişini ve saflığı temsil eder. Sarıkız’ın yanındaki kazlar, onun sadece bir çoban değil, doğayla ve ruhani alemle bütünleşmiş bir figür olduğunu simgeler.
4. Sosyolojik Boyut: "Namus" ve "İftira"
Efsanenin tüm varyasyonlarında ortak olan tema toplumsal baskı ve iftiradır. Sarıkız’ın denize uzanıp su alması (Tayy-i Mekân/Mesafe), Anadolu kültüründe kadının onurunu kanıtlama biçimi olarak hikayeleştirilmiştir. Toplumun dışladığı bir figürün "ermiş" mertebesine yükselmesi, halkın vicdan azabını ve adaleti doğada arama arzusunu yansıtır.
Sarıkız Efsanesi Hakkında Bilinmesi Gereken 3 Önemli Detay
| Özellik | Açıklama |
| Kutsal Mekan | Sarıkız'ın mezarı olarak bilinen yer aslında bir makamdır; gerçek bir mezar olup olmadığı bilinmez. |
| Gelenek | Bu efsane UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine aday olabilecek kadar güçlü bir halk geleneğidir. |
| Ekoloji | Kaz Dağları'nın endemik bitki örtüsü ve oksijen oranı, efsanenin "şifa verici" yönünü beslemektedir. |
Yorumlar
Kalan Karakter: