Biga’nın sevilen yürüyüş grubu BİGTAY (Biga Tabanvay), nisan ayının gelişiyle birlikte rotasını Marmara’nın eşsiz kıyı şeridine çevirdi. Antik çağın izlerini günümüzün doğal güzellikleriyle birleştiren ekip; Kemer’in tarihi dokusundan Değirmencik’in mikroklima iklimine uzanan, içinde enerji hatlarını, şifalı bitkileri ve masmavi koyları barındıran unutulmaz bir parkuru geride bıraktı.

Parion’un Gölgesinde Başlayan Yolculuk
Yürüyüş, antik Parion kentinin üzerine kurulu olan ve Bigalıların yazlık duraklarından biri olan Kemer-Uzundere mevkiinden başladı. Baharın müjdecisi çiçeklerin açtığı parkurda doğaseverler, cam gibi bir deniz ve yemyeşil bir orman dokusu eşliğinde ilk adımlarını attı. Kıyı boyunca ilerleyen ekip, sadece doğayı değil, aynı zamanda stratejik bir öneme sahip olan TANAP Doğalgaz Boru Hattı ve Türkiye-Yunanistan hattının geçtiği güzergahları da yerinde gözlemleme fırsatı buldu.

Gizli Koylar ve "Sessizlik Molası"
Yürüyüş boyunca Arap Dere, Güzel Koy ve Papazbağları gibi her biri kartpostallık görüntüler sunan koylara uğrayan BİGTAY ekibi, buralarda kısa molalar vererek doğanın tadını çıkardı. Özellikle tatlı suyun denizle buluştuğu Papazbağları koyunda verilen "sessizlik molası" ile katılımcılar sadece kuş seslerini ve dalga hışırtılarını dinleyerek adeta doğayla bütünleşti. Deniz kenarında bulunan ve nesli kritik tehlike altında olan dev midye türü Pina (Pinna nobilis) kabukları ise ekosistemin korunmasının önemini bir kez daha hatırlattı.

Doğanın Şifalı Ellerinde Eğitim
Yürüyüş sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda bir açık hava okuluna dönüştü. Parkur üzerindeki bitki örtüsünü inceleyen ekip, sinir sistemini sakinleştirici özelliğiyle bilinen Karabaş otu (lavanta türü) hakkında bilgilendi. Ayrıca ormanlardaki ağaçları böcek zararlarından korumak için asılan "feromon tuzakları"nın çalışma prensibi katılımcılara anlatılarak, biyolojik mücadelenin doğa üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekildi.

Değirmencik’in Sürprizi: Keçiboynuzu ve Kaktüs Meyvesi
Yürüyüşün son durağı olan Değirmencik köyü, katılımcıları şaşırtan bir iklim yapısıyla karşıladı. Bölgenin mikroklima özelliği sayesinde, Biga’nın genelinden farklı olarak bu köyde keçiboynuzu, narenciye ve hatta kaktüs meyvesinin yetiştirebildiği gözlemlendi. Köy halkıyla yapılan sohbetlerde, bölgenin tarımsal çeşitliliği ve tarihi geçmişi hakkında bilgiler alındı. Bizans dönemine uzanan Pitya Antik Kenti’ne ev sahipliği yapan Değirmencik, sanayi devleri ile kadim tarihin iç içe geçtiği özel bir durak olarak kayıtlara geçti.
Yorumlar
Kalan Karakter: