Emekliler Türkiye Meclisi (ETM), bir sendikal hareket olmakla birlikte, yerel seçimler gibi halkın yaşamını doğrudan etkileyen konulara elbette ki ilgisiz kalmayacaktır. Yerel seçimler konusundaki tavrını, her yerel kendi Emekli Meclisinde tartıştıktan sonra konu bir bütün olarak en yüksek karar organımız olan Emekliler Türkiye Meclisi’nde de tartışılıp kararlaştırıldıktan sonra somut uygulamaya konulacaktır ancak hareketin kuruluş ve işleyiş felsefesini yakından takip eden ve bilen biri olarak konuya ilişkin öngörülerimi sizlerle paylaşmak isterim.
Emekliler Türkiye Meclisi (ETM), yaşam karşısındaki duruşunu “emek ve emekliden, hak ve hakikatten, mağdur ve mazlumdan yana taraf olmak” olarak tanımladığına göre, kendi içinde aday göstereceği veya destekleyeceği adaylardan da aynı özellikleri arayacağı muhakkaktır. ETM aktivistleri bu yerel seçimlerde gözü kapalı bir şekilde takım tutar gibi kendi partisine değil, ön seçimle belirlenmiş ve kendi anlayışından olan ya da bizlerle işbirliği yapacak halkçı ve katılımcı bir yerel yönetim anlayışına sahip adaylara oy verecektir.
ETM nasıl ki “eski” sendikal örgütlenme modeli, mücadele anlayışı ve çalışma tarzından radikal bir “kopuşu” ifade ediyorsa, yerel yönetim anlayışıyla da “eski” anlayış ve uygulamalardan aynı derecede radikal bir kopuşu savunur. Halktan kopuk, bürokratik, kendisini halkın üstünde gören, baskıcı, partizancı ve yandaş kayırıcı anlayışın yerine; KATILIMCI VE HALKÇI bir yerel yönetim anlayışını savunur. Bunun için de halkın yerel yönetime doğrudan ve aracısız katılımını sağlamak için tüm mahallelerde “halk meclislerinin” örgütlenmesini savunur. Yerel yönetim seçimlerinde seçilen muhtar, belediye başkan ve belediye meclislerinin her ay periyodik olarak ayda en az bir (1) kez halk toplantıları düzenleyerek, o yerelin sorunlarını birlikte tespit edip, çözüm yollarını birlikte tartışıp; problemi çözmek için de el birliğiyle harekete geçmenin yol ve kanallarını açmalıdır.
Bu toplantılar, mahallelerde muhtarlar tarafından düzenlenmelidir. Mahallelerdeki halk meclisleri, kendi kalıcı örgütlenmelerini oluşturmak amacıyla mahalle muhtar ve ihtiyar heyeti (azaları) dışında mutlaka günlük rutin işleri ve sekretarya görevini üstlenen bir yürütme oluşturmalıdır. Mahalle meclisleri muhtarlıklardan bağımsız kendi toplantı ve faaliyetlerini yürütecekleri için zaman zaman görevlendirilmiş heyetler vasıtasıyla da mahallenin sorunlarını muhtar ve ihtiyar heyeti ile müzakere eder ve çözüm üretmek için çaba sarf ederler. Mahalle meclisleri, kendi içinde bir emekliler ve yaşlılar kolektifi, bir kadın ve bir de gençlik kolektifini örgütlemesinde yarar görüyorum.
Belediye başkanları, il veya ilçenin büyüklüğü ve halkın toplantılara katılım düzeyine göre ya tüm yerel halkın katılacağı tek toplantı yapar ya da yereli belli bölgelere ayırarak her bölge toplantısını ayrı ayrı yapabilir. Bu toplantılarda halkın çözüm bekleyen öncelikli sorunları konuşulup belirlendikten ve sorunlar listesi oluşturulduktan sonra, ivedilikle çözüm bekleyen sorunların bir sıralaması yapılır. Ondan sonra da her sorunun çözüm yolları, belediyenin ve yerel halkın sorunun çözümüne katkıları konuşulup tartışılır ve görevlendirmeler yapıldıktan sonra da elbirliğiyle üretilen çözüm uygulamaya konulur. Belediyenin yıllık tahmini bütçesi de bu halk toplantılarında tartışılıp oluşturulmalıdır. Halk kendilerinden kesilen paralardan olıuşan belediye gelirlerinin, nereye harcanacağına da kendisi karar vermelidir.
Halkçı ve katılımcı belediyecilik için geçmişte ve günümüzde uygulanmış veya uygulanmakta olan birkaç rol modelimizin olduğunu da belirtelim. Her ne kadar dönemin muktedirlerince kendisine fazla bir yaşam hakkı tanınmamış olsa da Terzi Fikri’nin Fatsa Belediye Uygulamaları bugün de yolumuzu aydınlatıyor. Ayrıca geçmişte Ovacık belediye başkanlığı yapmış ve bugün de halen Tunceli Belediye Başkanlığı görevini sürdüren Fatih Mehmet Maçoğlu’nun belediyecilik anlayışı neyin nasıl olması gerektiği konusunda bizlere önemli deneyimler sunmaktadır.
Yereldeki emekli meclislerine önem veren ETM örgütlenmesi, hiç şüphesiz ki yerel yönetim seçimlerini oldukça önemsemekte ve yaşamımızı doğrudan etkileyen bu olaya hayati bir anlam ve önem yüklemektedir. Bu yüzden de örgütlülüğümüzün güçlü olduğu yerellerde kendi adayımızı çıkarmak ve onun kazanması için çalışmak önemli bir kazanım olacaktır. Gücümüzün yetmediği yerellerde ise adaylar içinde kendi anlayışımıza yakın olan adaylarla görüşüp, bizlerle işbirliği içinde olacak adayları desteklemek yoluna gidilmelidir. Yerel seçimleri kazandığımız yerelleri birer “pilot bölge” olarak belirleyip, halkçı ve katılımcı yerel yönetimciliğin günümüzde nasıl olması konusunda diğer yerel yönetimlere örnek modeller sunmalıyız. Bunu başarabiliriz.
Yorumlar
Kalan Karakter: