Doğanın kış uykusundan uyanışını simgeleyen binlerce yıllık kadim geleneklerden biri olan cemre düşmesi, bugün itibarıyla ikinci aşamasına ulaştı. Halk takvimine göre 19-20 Şubat tarihlerinde havaya düşerek ilk sıcaklık dalgasını başlatan cemre, yedi günlük aranın ardından bugün yani 26-27 Şubat tarihlerinde suyla buluştu. "Suya düşen cemre", toprağın altındaki yaşamın damarlarına su yürümesini, buzların çözülmesini ve nehirlerin daha gür akmasını müjdeleyen o kritik eşiği temsil ediyor.

Anadolu irfanında cemre, sadece bir meteorolojik olay değil, aynı zamanda umudun ve bereketin somut bir göstergesidir. Birinci cemre ile ısınan hava, ikinci cemrenin suya düşmesiyle birlikte denizlerin, göllerin ve akarsuların soğuk direncinin kırılmasını sağlar. Bu dönemde balıkçılar için av sezonunun seyri değişirken, kırsalda yaşayanlar için karların erimesiyle birlikte meraların canlanacağı günlerin yakın olduğu anlaşılır. Suya düşen bu hayali ateş topu, aslında doğanın termometresini yukarı taşıyan görünmez bir el gibidir.

Eskilerin "Kasım Günleri" ile "Hızır Günleri" arasında bir köprü olarak gördüğü bu doğa olayı, tarımsal takvim açısından da büyük önem taşır. Suya düşen cemre, bitki köklerinin uyanması ve toprağın tavına gelmesi için gerekli olan nem dengesinin kurulacağının işaretidir. Çanakkale gibi hem denizle hem de verimli topraklarla iç içe olan coğrafyalarda cemrelerin takibi, çiftçinin ekim zamanını belirlemesinden balıkçının ağ atacağı bölgeye kadar pek çok geleneksel kararı etkilemeye devam ediyor.
Şimdi gözler, yedi gün sonra yani 5-6 Mart tarihlerinde gerçekleşecek olan üçüncü ve son cemrenin toprağa düşmesine çevrildi. Toprağın da ısınmasıyla birlikte kışın sert yüzü tamamen geride kalacak ve bahar, tüm renkleriyle hayatın merkezine yerleşecek. Modern bilim her ne kadar bu ısınmayı güneş ışınlarının açısı ve atmosferik basınçla açıklasa da cemre efsanesi, insan ile doğa arasındaki o kopmaz bağı diri tutmaya devam ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: