Türkiye siyaseti, 2028’e giden yolda belki de en kritik dönemecinden geçiyor. Gazeteci Fatih Altaylı’nın paylaştığı Ankara Araştırma ve Danışmanlık (Ank-Ar) verileri ile Aytunç Erkin’in köşesine taşıdığı kulis bilgileri, Ankara’nın karanlık koridorlarında yankılanan o büyük korkuyu ve umudu aynı anda gün yüzüne çıkardı. Artık mesele sadece bir sandık yarışı değil; mesele, Türkiye sosyolojisinin hangi kanattan kırılacağı meselesidir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun o meşhur, “Biz hata yaparsak kaybederiz” uyarısı, bugün sadece bir temenni değil, anketlerin çıplak gerçeği olarak karşımızda duruyor.
Erdoğan’ın Yenilmezlik Zırhında İlk Çatlaklar
Yirmi yılı aşkın süredir devam eden AK Parti iktidarı, tarihinde ilk kez bu kadar somut bir "algı çöküşü" ile karşı karşıya. Altaylı’nın aktardığına göre, seçmenin yüzde 43,4’ü artık CHP’nin birinci parti olacağına düşünüyor. Bu, psikolojik üstünlüğün el değiştirdiğinin en büyük kanıtı. Ancak rakamların derinliklerine indiğimizde, karşımıza bir "mucize" çıkıyor: Tüm ekonomik yıkıma, enflasyonist baskıya ve toplumsal yorgunluğa rağmen, Tayyip Erdoğan’ın kişisel karizması hala yüzde 30’luk bir kemik kitleyi konsolide etmeyi başarıyor. Bu durum, muhalefetin zafer ilan etmek için henüz çok erken olduğunu, her adımın milimetrik hesaplanması gerektiğini gösteriyor.
Üç Senaryo, Üç Farklı Türkiye
Ank-Ar’ın 2004 kişiyle gerçekleştirdiği ve hata payı yüzde 2,1 olan çalışması, CHP’nin üç potansiyel adayının Erdoğan karşısındaki karnesini önümüze koyuyor. Rakamlar, aday profilinin seçmen geçişgenliğini nasıl dramatik bir şekilde değiştirdiğini kanıtlar nitelikte. Aşağıdaki tablo, muhalefetin içindeki o büyük "ikilemi" tüm çıplaklığıyla özetliyor:
Erdoğan Karşısında Adayların Performansı ve Seçmen Dağılımı (%)
| Seçmen Grubu / Aday | Ekrem İmamoğlu | Mansur Yavaş | Özgür Özel |
| Genel Oy (Kararsız Dağıtılmış) | %55.6 | %56.0 | %50.7 |
| Erdoğan'ın Oyu | %44.4 | %44.0 | %49.3 |
| DEM Parti Desteği | %82.8 | %36.6 | %64.1 |
| İYİ Parti Desteği | %79.6 | %92.9 | %71.4 |
| Yeniden Refah (YRP) | %32.7 | %47.3 | %14.5 |
| Anahtar Parti | %52.1 | %63.2 | %24.7 |
| MHP Seçmeni Geçişi | %2.7 | %4.5 | %0.9 |
| AK Parti Seçmeni Geçişi | %0.7 | %2.2 | %0.4 |

Kürt Seçmen ile Milliyetçi Blok Arasındaki Hassas Terazi
Tabloyu analiz ettiğimizde, muhalefetin "stratejik kör düğümü" hemen göze çarpıyor. Ekrem İmamoğlu, Kürt seçmeni konsolide etme konusunda rakipsiz görünüyor. DEM Parti seçmeninin yüzde 82,8’i İmamoğlu isminde birleşirken, bu oran Mansur Yavaş aday olduğunda yüzde 36,6’ya kadar sert bir düşüş yaşıyor. Yani Yavaş aday olduğunda, Kürt seçmenin bir kısmı sandığa gitmiyor ya da Erdoğan’a yöneliyor (Yavaş karşısında Erdoğan’a giden DEM oyu yüzde 10,3’e çıkıyor).
Ancak hikaye burada bitmiyor. Mansur Yavaş’ın "Anadolu gücü" devreye girdiğinde, İmamoğlu’nun ulaşamadığı milliyetçi-muhafazakâr damar patlıyor. İYİ Parti, Yeniden Refah ve Yavuz Ağıralioğlu’nun Anahtar Parti’si, Yavaş isminde adeta birleşiyor.
İmamoğlu’na yüzde 79 veren İYİ Partili seçmen, Yavaş söz konusu olduğunda yüzde 93’e çıkıyor. Bu, sağ seçmenin Yavaş’ı "kendinden" gördüğünün tescilidir. İşte Aytunç Erkin’in işaret ettiği "Anket Savaşları"nın temel sebebi de bu: CHP, Kürt seçmeni küstürmeden milliyetçi oyları nasıl alacak?
Özgür Özel Senaryosu: Güvenli Liman mı, Riskli Kumar mı?
Anketin en "soğuk duş" etkisi yaratan kısmı kuşkusuz Özgür Özel verileri. Genel Başkan olarak partisini birinci sıraya taşıyan Özel, doğrudan bir cumhurbaşkanlığı yarışında yüzde 50,7 ile adeta bıçak sırtında yürüyor.
Erdoğan’ın yüzde 49,3 aldığı bu senaryoda, herhangi bir küçük hata veya beklenmedik bir kriz, ibreyi anında iktidara çevirebilir. Özel’in hem Kürt seçmenden (İmamoğlu’na göre az), hem de milliyetçi sağdan (Yavaş’a göre çok az) aldığı oyların yetersizliği, onu "kazanma garantisi en düşük aday" konumuna itiyor. Fatih Altaylı’nın da belirttiği gibi, "Özel’in aday olması durumunda Erdoğan bir kez daha kazanır gibi görünüyor."
Ankara’daki "Türkiye İttifakı" Çatlağı
Aytunç Erkin, CHP içindeki bir kanadın, sayısal olarak milliyetçi ve muhafazakâr seçmenin "belirleyici" olmadığını, asıl anahtarın Kürt seçmende olduğunu düşündüğünü aktarıyor. Bu kanat, "Kent Uzlaşısı" modelinin Türkiye geneline yayılmasını ve İmamoğlu (veya o olmazsa Özel) üzerinden bir kampanya yürütülmesini savunuyor.
Ancak Ankara merkezli AREA araştırmasının sonuçları bu tezi sarsıyor. AREA’ya göre; Yavaş aday olduğunda yüzde 36,4 alırken, muhalefetin "diğer" ortak adayı olarak İmamoğlu yüzde 18,8’de kalıyor. Bu rakamlar, İstanbul’un gerçekliği ile Anadolu’nun gerçekliğinin her zaman örtüşmediğini gösteriyor.
Bir Yol Ayrımının Eşiğinde
Muhalefet, tarihinin en büyük fırsatıyla karşı karşıya ancak bu fırsat, aynı zamanda tarihin en büyük "ego ve strateji" sınavına dönüşmüş durumda. Anketler gösteriyor ki; Türkiye artık dev bir muhafazakâr-sağ bloğa dönüşmüş olsa da, bu bloğun içindeki çatlaklar ancak doğru bir aday profiliyle genişletilebilir. İmamoğlu’nun karizması ve Kürt seçmen desteği mi, yoksa Yavaş’ın sağ seçmeni süpüren güven veren duruşu mu?
Fatih Altaylı’nın yazısında bahsettiği o "mucize", yani Erdoğan’ın tüm olumsuzluklara rağmen oyunu koruması, aslında muhalefetin henüz "kazanmış" olmadığının en büyük uyarısıdır. Eğer muhalefet, bu anket verilerini bir "isim savaşına" çevirir ve ortak bir yol haritası belirleyemezse, 2028 gecesi yine aynı hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir. İmamoğlu’nun dediği gibi: “Biz hata yaparsak kaybederiz.” Ve görünen o ki, hata payı artık yüzde 1’in bile altına inmiş durumda.
EDİTÖRÜN NOTU:
Bu tablo ve veriler ışığında netleşen gerçek şudur diyebiliriz; Mansur Yavaş "sağdan oy çalabilen" tek aday, Ekrem İmamoğlu ise "Kürt seçmeni kilitleyebilen" tek liderdir. Özgür Özel ise her iki grubun da "ikinci tercihi" olarak riskli bir adaydır. Seçimin kaderini, bu iki farklı sosyolojik gücü tek bir potada eritecek olan "Türkiye İttifakı"nın kimin liderliğinde kurulacağı belirleyecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: