Optimar Araştırma tarafından Türkiye genelinde 2 bin katılımcıyla gerçekleştirilen son kamuoyu araştırması, Türk siyasetindeki güncel dengeleri ve seçmen eğilimlerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Kararsız seçmen oranının yeniden tırmanışa geçtiği gözlenen ankette, özellikle iktidar ve ana muhalefet arasındaki puan farkı ile partiler arasındaki oy geçişleri siyaset kazanının ne denli hareketli olduğunu bir kez daha kanıtladı. 2026 yılına girilirken seçmenin mevcut partilere olan sadakati ve yeni arayışları, önümüzdeki dönemin siyasi stratejilerini belirleyecek nitelikte veriler sundu.
Zirvede Yarış Kızışıyor: AK Parti ve CHP Arasındaki Makas
Araştırmanın en çok merak edilen bölümü olan "Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?" sorusuna verilen yanıtlar, kararsızlar, oy kullanmayacağını belirtenler ve cevap vermeyenlerin matematiksel olarak dağıtılmasının ardından netleşti. Bu tabloya göre AK Parti, yüzde 34,1’lik oy oranıyla birinci parti konumunu sürdürüyor. Ana muhalefet partisi CHP ise yüzde 29,2 ile ikinci sırada yer alarak takibini sürdürüyor. İki parti arasındaki 4,9 puanlık fark, seçmen kitlesindeki konsolidasyonun devam ettiğini ancak geçişkenliğin de sürdüğünü gösteriyor.
Üçüncü sırada yüzde 9,6 ile DEM Parti yer alırken, Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP yüzde 8,5 ile dördüncü sırada konumlandı. İYİ Parti’nin yüzde 8,0 bandında seyrettiği ankette, Zafer Partisi yüzde 3,1 ile dikkat çeken bir diğer aktör oldu. Listenin devamında Yeniden Refah Partisi yüzde 2,4, A Parti yüzde 1,4, Büyük Birlik Partisi yüzde 1,2 ve Vatan Partisi yüzde 0,9 oranlarıyla sıralandı.

Kararsız Seçmenlerin Gizemli Dönüşü
Anketin en çarpıcı detaylarından biri, kararsız seçmen oranındaki dalgalanma oldu. Dört aylık periyot incelendiğinde, Aralık ayında yüzde 9,7 olan kararsızların oranı, Şubat ayında yüzde 7,6’ya kadar gerilemişti. Ancak Mart ayı verileri, bu kitlenin yeniden yüzde 9,7 seviyesine çıktığını gösteriyor. Siyaset uzmanlarına göre bu durum, seçmenin bir kısmının mevcut politikalardan tatmin olmayarak "bekle-gör" stratejisine geçtiği ve partilerin bu kitleyi ikna etmekte zorlandığı şeklinde yorumlanıyor. Toplamda kararsızlar, oy kullanmayacaklar ve cevap vermeyenlerin oranının yüzde 29 gibi devasa bir rakama ulaşması, sandığın kaderini aslında bu "sessiz çoğunluğun" belirleyeceğini kanıtlıyor.
Seçmen Sadakatinde CHP Lider, MHP ve İYİ Parti’de Hareketlilik Var
Partilerin kendi seçmenlerini ne ölçüde koruyabildiğini gösteren "sadakat oranları" araştırmanın en teknik ve ilgi çekici kısmını oluşturdu. 2023 seçimlerinde CHP’ye oy verenlerin yüzde 74,2’si bugün de tercihlerini değiştirmeyeceklerini belirterek en sadık seçmen kitlesini oluşturdu. Yeşil Sol Parti’den DEM Parti’ye geçişte de yüzde 71,6’lık yüksek bir koruma oranı gözlendi. AK Parti’de ise sadakat oranı yüzde 66,7 olarak ölçüldü.
Geçiş matrisindeki asıl hareketlilik ise MHP ve İYİ Parti seçmeninde yaşandı. MHP’ye oy verenlerin yüzde 47,5’i partisinde kalırken, yüzde 21,2 gibi azımsanmayacak bir kesimin AK Parti’ye yönelmesi dikkat çekti. Benzer bir durum İYİ Parti’de de gözlendi; İYİ Parti seçmeninin yüzde 47,3’ü yerini korurken, yüzde 21,7’lik kesimin CHP’ye, yüzde 12,6’lık bir kısmın ise MHP’ye geçtiği görüldü. Bu veriler, merkez sağ ve milliyetçi seçmen bloğunda partiler arası geçirgenliğin oldukça yüksek olduğunu ispatlıyor.
Küçük Partiler ve Sandığa Küsenler
Anketin son bölümünde ise Yeniden Refah Partisi ve Zafer Partisi gibi yükseliş grafiği çeken partilerin seçmen profili incelendi. Yeniden Refah Partisi seçmeninin sadece yüzde 42,2’si yerinde kalırken, bu kitlenin yüzde 27,7’sinin "oy kullanmayacağım" demesi, muhafazakar seçmenin bir kısmının sandığa küstüğünü ortaya koydu. Zafer Partisi’nde ise sadakat oranı yüzde 53,0 ile daha yüksek bir seviyede kaldı.
Öte yandan, 2023’te oy kullanmayan seçmenlerin yüzde 30,2’sinin bugün de aynı tavrı sürdüreceğini beyan etmesi, siyasetin toplumsal katılımı artırma noktasında hala aşması gereken ciddi engeller olduğunu gösteriyor. Optimar’ın bu son araştırması, kararsızların gücünün arttığı ve partiler arası geçişlerin dinamik kaldığı bir siyasi atmosferde, her bir puanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.
Yorumlar
Kalan Karakter: