Şehrin göbeğinde 10 bin metrekarelik bir alan düşünün. Yıllarca meyve-sebze kasalarının taşındığı, kamyonların gürültüsüyle uyanan o eski hal binası..
Bu günlerde sessizliğe gömülmüş olsa da, kapalı kapılar ardında dönen pazarlıklar o eski gürültüleri aratmayacak cinsten. Belediye, borçlarını ödemek veya yeni projelere kaynak yaratmak için bu "altın yumurtlayan tavuğu" satışa çıkardığında, herkesin gözü iştahla o araziye döndü.
Ama bir sorun vardı: Mania Hattı.
Hafıza Tazeleyelim: 17 Burda Mucizesi
Hikayeyi anlamak için 2010’ların ilk yarısına, eski şarap fabrikasının 36 dönümlük arazisine götüreyim sizi. O zamanlar ulaştırma bakanlığı, havaalanı iniş-kalkış koridorunu gerekçe göstererek "Buraya çivi bile çakılamaz" diyordu.
Kesin karardı, teknik veriler, kanun nizam öyle söylüyordu. Sonra arazi el değiştirdi, Esas Holding devreye girdi ve ne olduysa bir gecede oldu.
Yasalar, yönetmelikler, "asla olmaz" denilen raporlar sihirli bir el tarafından değişti. Çanakkale halkı uyandığında karşısında 17 Burda AVM’yi buldu. İşte o gün, Çanakkale’de şu algı oturdu:
"Eğer doğru kapıyı çalarsan, hava koridoru bile yön değiştirir."
Mandarin Mehmet Sahneye Çıkıyor
İşte inşaat sektöründe "Mandarin Mehmet" olarak tanınan müteahhit dostumuz, ikinci ihalede 143 milyon lirayı teklif ederken tam olarak bu "sihire" güveniyordu.
İlk ihalede Avek’in 80 milyon liraya "kelepir" kapattığı ama tepkiler üzerine -İyi Parti Meclis Üyesi Emirhan Şahbaz'ın emeği çoktur- Muharrem Erkek’in yetkisini kullanarak iptal ettiği o meşhur araziden bahsediyoruz.
Mandarin Mehmet diyeceğim size..
İki satır internete yazarsanız kendisiyle ilgili pek çok haber bulabilirsiniz ama ben o tarafıyla ilgilenmiyorum. İddia o ki; müteahhidimiz 143 milyonu gözünü kırpmadan verirken aklında konut yapmak ya da dükkan açmak yoktu.
Onun hayali çok daha büyüktü: Çanakkale’nin üçüncü özel hastanesini buraya dikmek.
Lojistik olarak kusursuz, konum olarak eşsiz bir yer. Ancak belediye başkanı açık açık uyarmıştı: "Burası havaalanı kurallarına tabi, en fazla iki kat yapabilirsin, inşaat alanın kısıtlı." Mandarin GYO'nun yöneticisi - sahibi bu uyarıları duymadı mı sanıyorsunuz?
Elbette duydu.
İş çevrelerinde konuşulan katakulli iddialarına göre mandarin, Ankara’daki "tanıdıkların" gücüne, 17 Burda’daki o meşhur manevranın bir benzerini yapabileceğine inanıyordu.
Ankara'da Sönen Umutlar
İhaleyi kazandıktan sonra Mandarin Mehmet için mekik diplomasisi başlamış. Edirne - Ankara hattında çok güçlü ilişkileri olduğu iddia edilen bir dayısının diyeyim; kapısını çalmış. Vekillik mi yapmış yoksa vekilmiş mi; o kadarını da siz hayal edin. Bürokrasinin tozunu yutmuş, kapıları "şak" diye açan o isim...
Mehmet Bey, heyecanla projesini anlatmış..
Hastane dikilecek ama öncesinde tıpkı 17 Burda AVM'de olduğu gibi önce rapor değişecek. 140 milyonluk arazinin değeri allah bilir kaça katlanacak. Yani bir gecede yüz milyonların lafı bile olmayacak..
Ancaaak beklediği o "yeşil ışık" bir türlü yanmamış..
Hay Allah..
O güçlü isimden gelen - mealen yazıyorum -
"Mehmet, benim ilişkilerim eskisi kadar güçlü değil, o kapılar artık öyle kolay açılmıyor" cevabını alınca, Mandarin Mehmet elinde kısıtlı imar planı ve 143 milyonluk borç yüküyle baş başa kaldı.
Dereyi görmeden paçaları sıvamış, "hallederiz" siyasetine güvenerek milyonlarını ateşe atmıştı.
Sonuç ne mi oldu?
Para ötdenmedi, ihale iptal edildi.
Çünkü o rapor değişmedikçe, oraya hastane dikmek bir hayalden öteye geçemeyecekti. Eğer o hava koridoru raporunu alabilseydi, bugün bambaşka bir Çanakkale konuşuyor olacaktık. Rantın kazandığı, kuralların eğilip büküldüğü bir hikaye daha eklenecekti bu şehrin zayıf hafızasına.
Velhasıl diyeyim..
Siyasetin inşaatla, inşaatın rantla dansı Çanakkale’de bitmez. Ama bu kez "Mania Hattı"na çarpan sadece bir uçak değil, bir müteahhidin büyük hayalleri oldu.
Yeni Dönem: Semih Başaran
Ve nihayet dördüncü ihale..
Muhammen bedelin 180 milyon olduğu masada, Semih Başaran 183 milyon lira ile ipi göğüsledi. Başaran; otomotivden otelciliğe, konuttan inşaata kadar şehrin her yerinde izi olan eski bir ÇASİAD başkanı.
Şimdi herkesin aklındaki soru şu: Mandarin Mehmet’in kıvıramadığı o bürokratik engeli Semih Başaran mı aşacak, yoksa arazi gerçekten sadece iki katlı, mütevazı bir projeye mi ev sahipliği yapacak?
Bu hikaye bize şunu öğretti: Çanakkale’de gayrimenkul almak sadece toprak almak değildir; aynı zamanda Ankara’daki "kürklü dayıların" gücünü de test etmektir. Mandarin Mehmet bu testten sınıfta kaldı, teminatı bıraktı ve çekildi.
"Şimdi gözler Semih Başaran’da" diyeceğim de konu netleşti. Yani Semih Başaran bir kürklü dayı aramayacak ve planı hazır. Kalem'in sayfaları arasında arazisinin yeni sahibinin ne yapacağı belli.
Ben söylemeyeyim; siz kendiniz görün..
Meraklısana:
Hadi aklından geçeni okuyayım. Bu Mandarin Mehmet'in soyadı yok mu diye merak ediyorsun. Var tabi; olmaz olur mu ?
Çadır devletinde mi yaşıyoruz Allah aşkına. Bila isteyerek ben yazmadım..
Yorumlar
Kalan Karakter: