Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde aylardır süren ve binlerce küçük sarsıntıyla kendini gösteren deprem hareketliliği, gözleri yeniden Türkiye’nin sismik gerçeklerine çevirdi. Konuya ilişkin TGRT Haber’de açıklamalarda bulunan Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Okan Tüysüz, hem Sındırgı’daki depremlerin niteliğini değerlendirdi hem de Türkiye genelinde 7 büyüklüğünün üzerinde deprem beklenen en riskli bölgeleri açıkladı.

Prof. Dr. Tüysüz, Türkiye’nin deprem gerçeğinin altını net ifadelerle çizerek, “Türkiye’de 500’ün üzerinde diri fay var. Türkiye’nin içinde deprem olmayacak bir yer yok” dedi. Açıklamasında özellikle üç kritik noktaya dikkat çeken Tüysüz, 7 ve üzeri büyüklükte deprem beklenen bölgelerin başında Marmara’nın geldiğini vurguladı.

Balıkesir'de deprem sayısı 22 bini geçmiş durumda.
Uzman isme göre bir diğer yüksek riskli alan Bingöl Yedisu Fayı. Tüysüz, bu bölgenin uzun süredir büyük bir deprem üretmediğini hatırlatarak, “Bunlar en iyi bilinen sismik boşluklar” ifadesini kullandı. Ayrıca Bingöl Palu ile Yedisu arasındaki hat üzerinde de 7 büyüklüğünü aşacak depremler beklediklerini dile getirdi.

2023 yılında meydana gelen depremleri gösteren bir harita. Ülkemizin her karış toprağında toplam 155 bin depqrem meydana gelmiş.
Sındırgı özelinde ise daha temkinli ama önemli bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Okan Tüysüz, bölgede yaşanan yoğun sismik hareketliliğin nedenine ilişkin bilimsel çalışmaların sürdüğünü belirtti. “Neden olduğuna dair çalışmalar hâlâ devam ediyor. 1-2 sene bu araştırmalarla uğraşırız” diyen Tüysüz, kamuoyunu rahatlatan şu ifadeyi kullandı:
“Bu depremler rahatsızlık yaratsa da bölgede büyük bir depreme yol açmayacağı kanaatini taşıyorum.”

Bu açıklama, Sındırgı’daki deprem fırtınasının kısa vadede yıkıcı bir ana depreme dönüşme ihtimalinin düşük olduğu yönünde bilimsel bir görüş olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, Türkiye genelinde diri fayların bulunduğu her bölgede yapı güvenliği, zemin etütleri ve afet bilincinin hayati önem taşıdığını vurgulamaya devam ediyor.

Diğer yandan her deprem uzmanının açıklamalarında farklılıklar bulunması nedeniyle vatandaş hem endişe duyuyor hem de hangisine inanacağını bilmiyor. Hocaların farklı açıklamaları kafa karıştırıcı olarak yorumlanıyor. Bu da "hangisine inanalım" refleksi geliştiriyor ve önlem almayı zayıflatıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: