Çanakkale’nin kalbinde, sessizliğin ortasında yükselen bu ahşap mucize, hem mimari yapısıyla hem de çevresindeki gizemli hikâyelerle tam bir keşfedilmeye değer yer.
Ormanın Gölgesinde Bir Ahşap Mucize
Çanakkale’nin Yenice ilçesi, Seyvan, Nevruz ve Çakıroba köylerinin kesişim noktasında, asırlık meşe ağaçlarının koruması altında sessiz bir bekçi duruyor.
Adı üstünde: Issız Cuma Seyvan Camii. Bölgenin en eski ibadethanesi olma özelliğini taşıyan bu yapı, sıradan bir cami değil; Türklerin Anadolu’daki yerleşim stratejilerinin ve ahşap mimari dehasının yaşayan bir kanıtı.
Gazi Osman Paşa’nın Rivayeti ve Kayıp Kitabe
Caminin tam olarak ne zaman yapıldığına dair yazılı bir kitabe bulunmuyor. Ancak yerel rivayetler, yapının 1335 yılı civarında, bir Osmanlı paşası olan Gazi Osman Paşa tarafından inşa ettirildiğini fısıldıyor.
Mimari detaylar ise bizi daha da eskiye, Karasi Beyliği dönemine, 13. yüzyılın sonlarına kadar götürüyor. Türklerin bölgeye ilk ayak bastığı yılların izini süren Issız Cuma Seyvan, bölgedeki Çan Şerbetçi ve Kumarlar camileriyle benzer bir genetiğe sahip.
Çivisiz ve Süslemesiz: Kaba Ama Mağrur Bir İşçilik
Caminin en büyüleyici özelliği tamamen el emeği ile ahşaptan yapılmış olmasıdır. Dikdörtgen planlı yapının çatısını, dışarıda 5, içeride ise tam 7 adet heybetli meşe direği taşımaktadır. Üst örtüden mahfile, minberden kürsüye kadar her nokta meşedir.

Görmeye, kuş ve ormanın seslerini dinlemeye değer bir keşif noktası Issız Cuma Seyvan Camii
Göz alıcı altın varaklar veya karmaşık süslemeler burada yerini "sade ve kaba" bir işçiliğe bırakmıştır. Bu sadelik, yapının inşa edildiği dönemin dervişane ruhunu ve Türkmen geleneklerini yansıtıyor. Kuzeybatı köşesinde sadece kaidesi kalan minaresinin de vaktiyle tamamen ahşaptan olduğu tahmin edilmektedir.
Mezarlık Camiye mi Geldi, Cami Mezarlığa mı?
Issız Cuma Seyvan Camii, devasa bir mezarlık alanının tam kalbinde yer alır. İlginç olan ise yapılan araştırmaların, cami ilk inşa edildiğinde burada bir mezarlık olmadığını göstermesidir. Zamanla cami etrafında toplanan bu sessiz cemaat, yapının ruhaniyetini katlamıştır. Mezarlıktaki en eski tarihli taş M. 1763 (H. 1176) yılını gösterse de, tarihsiz taşların çok daha eskiye, 17. yüzyıl ortalarına ve ötesine uzandığı düşünülmektedir.
Günümüzde Issız Cuma Seyvan
1969 yılında geçirilen son onarımla orijinal yapısına sadık kalınarak restore edilen cami, eskiden üç köyün ortak bayram ve cuma namazı merkeziyken, bugün sadece Nevruz köylüleri tarafından kullanılmaktadır. Ancak o, hâlâ Yenice’nin en ilgi çekici dini ve tarihi durağı olmayı sürdürüyor.
Kimbilir belki de önümüzdeki Ramazan Bayramında tıpkı eskiden olduğu gibi yine üç köy ortak bayram ve cuma namazlarını burada kılar.
Eğer yolunuz Yenice’nin meşeliklerine düşerse, durun ve bu ahşap direklerin sesini dinleyin. Orada sadece bir bina değil, koca bir tarih göreceksiniz. Keşfetmeye değer bir eserin kapısı açık belki de iki rekat namaz kılarsınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: