10 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yeni ilke kararı, Türkiye genelinde korunması gerekli kültür varlıklarının çevresinde yapılacak uygulamalarla ilgili önemli düzenlemeler getirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, sit alanı dışında bulunan ve korunma alanları henüz belirlenmemiş tescilli taşınmazların çevresinde yapılacak uygulamalara ilişkin yeni bir ilke kararı aldı.
Ankara’da gerçekleştirilen 133 numaralı kurul toplantısında alınan ve 4032 sayılı karar olarak kayıtlara geçen düzenleme, özellikle tescilli kültür varlıklarının komşu parsellerinde yapılacak yapılaşma ve uygulamaları doğrudan ilgilendiriyor.
KORUNMA ALANLARININ İVEDİLİKLE BELİRLENMESİ KARARI
Alınan ilke kararının ilk bölümünde, korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiş ancak henüz korunma alanı belirlenmemiş taşınmazlarla ilgili önemli bir adım atıldı.
Karara göre, bu tür taşınmazların korunma alanlarının ivedilikle belirlenmesi için gerekli işlemlerin yapılması kararlaştırıldı. Bu kapsamda, ilgili çalışmaların 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında yürütülmesi gerektiği belirtildi.
Kanunun 8’inci maddesi doğrultusunda, söz konusu alanların korunma sınırlarının belirlenmesi için ilgili Koruma Bölge Kurulları tarafından gerekli değerlendirme ve tespit süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor.
Uzmanlara göre bu düzenleme, özellikle tarihi yapılar ve kültürel değeri bulunan taşınmazların çevresindeki kontrolsüz yapılaşmanın önüne geçmeyi amaçlıyor.
KOMŞU PARSELLERDEKİ UYGULAMALARA YENİ SINIRLAMA
Yayımlanan ilke kararının en dikkat çekici bölümü ise tescilli kültür varlıklarının çevresinde yapılacak uygulamalara yönelik getirilen yeni zorunluluk oldu.
Buna göre sit alanı dışında bulunan ve korunma alanı henüz belirlenmemiş kültür varlıklarının bitişik parsellerinde ve doğrudan etkileşim alanında yer alan parsellerde yapılacak uygulamalar için ilgili Koruma Bölge Kurulu’ndan görüş alınması zorunlu olacak.
Kurul görüşü alınmadan bu alanlarda herhangi bir uygulama yapılmasına izin verilmeyecek.
Bu karar, özellikle tarihi yapıların hemen yanında gerçekleştirilen inşaat ve yapılaşma faaliyetlerinin denetlenmesini amaçlıyor.
TARİHİ YAPILARIN SİLÜETİ VE GÖRÜNÜMÜ KORUNACAK
İlke kararında vurgulanan bir diğer önemli konu ise tescilli kültür varlıklarının silüetinin ve görsel bütünlüğünün korunması oldu.
Kurul kararında, tescilli taşınmazların yakın çevresinde yapılacak uygulamaların tarihi yapıların silüetini bozmayacak şekilde planlanması gerektiği belirtildi. Ayrıca bu yapıların vista noktalarından bakıldığında görünen genel görünümünün olumsuz etkilenmemesi gerektiği de vurgulandı.
Bu kapsamda çevrede yapılacak yapılaşmaların tarihi yapıların mimari ve estetik değerlerini gölgelememesi gerektiği ifade edildi.
YAPIlaşMA BASKISININ ÖNÜNE GEÇİLMESİ AMAÇLANIYOR
Yeni düzenlemenin temel amaçlarından biri de kültür varlıklarının yoğun yapılaşma baskısı altında kalmasının önüne geçmek olarak gösteriliyor.
Kurul kararında, tescilli kültür varlıklarının çevresinde plansız veya kontrolsüz yapılaşmanın ileride geri dönüşü mümkün olmayan hukuki ve kamusal sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi.
Bu nedenle komşu parsellerde yapılacak uygulamaların önceden değerlendirilmesi ve gerekli görülen durumlarda müdahale edilmesi için Koruma Bölge Kurullarının görüşünün alınmasının zorunlu olduğu belirtildi.
Bu uygulamanın özellikle tarihi yapıların çevresinde oluşabilecek yüksek katlı veya uyumsuz yapılaşmaları önlemeye yardımcı olacağı değerlendiriliyor.
TÜRKİYE GENELİNDE GEÇERLİ OLACAK
Resmî Gazete’de yayımlanan ilke kararı Türkiye genelinde sit alanı dışında bulunan ancak korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenmiş taşınmazları kapsıyor.
Bu kapsamda tarihi konaklar, anıt yapılar, kültürel değere sahip eski yapılar ve benzeri taşınmazların çevresinde yapılacak uygulamalar artık daha sıkı bir denetim sürecine tabi olacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: