8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, Türkiye’de kadın cinayetleri tablosu dijital bir utanç vesikası olan Anıtsayaç verileriyle bir kez daha sarsıcı bir boyuta ulaştı. 2025 yılının tamamında 457 kadının yaşam hakkı ellerinden alınırken, şiddetin hızı 2026 yılının ilk aylarında da kesilmedi.

Yalnızca 2026 başından 6 Mart tarihine kadar geçen kısa sürede 68 kadın cinayeti kayıtlara geçti. Bu rakamlar, her gün birden fazla kadının en yakınındaki erkekler veya cesaret alan failler tarafından katledildiğini gösteriyor. Özellikle 2-8 Mart haftası, Kadınlar Günü kutlamalarına hazırlanılan bir dönem olmasına rağmen şiddetin gölgesinde kaldı. Bu bir haftalık süreçte 6 kadın daha hayattan koparıldı.
Son bir haftada isimleri Anıtsayaç’ın listesine eklenen kadınlar arasında Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler de bulunuyor. İstanbul Zeytinburnu sahilinde cansız bedenlerine ulaşılan anne ve kızının ölümü, koruma mekanizmalarının ve adaletin işleyişine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Haftanın diğer kurbanları olan Dilafruz Chulieva, Ceren Kıvrak ve Mizgin Karademir ile birlikte Fatma Nur Çelik’in ismi, 8 Mart’ta meydanlarda yükselecek olan "Yaşamak İstiyoruz" çığlığının birer simgesi haline geldi.
Dünya Kadınlar Günü'nde bu veriler, kutlamadan ziyade acil önlemlerin ve caydırıcı politikaların gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor. Anıtsayaç’taki rakamlar sadece birer istatistik değil; her biri yarım kalmış bir hayatı, parçalanmış aileleri ve son bulmayan bir şiddet sarmalını temsil ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: