Bence anladınız

KALEM Farkıyla...

Bence anladınız

Bence anladınız

Uyanır uyanmaz telefonuna baktı Sami, ‘’8 Cevapsız Arama’’… Ustası ısrarla aramış, ne yazık ki sonuca ulaşamamıştı. Oysa 50 kere tembihlemişti ‘’Sabah sıraları kalabalık oluyor, yapma gözünü seveyim,’’ diye. Dolmuş Ostim’e çalışıyor zaten, Ostim sanayi bölgesi. Sabah tutturabilirlerse iki sıra, akşam iki sıra iş oluyordu. Diğer sıralarda ustasının tabiriyle ‘’Turist gezdirir gibi gidip geliyorlardı,’’.
İşe gidip gitmeme arasında kararsız kaldı. Arayıp ‘’Ben gelmeyeyim bugün usta,’’ diyecek gibi oldu, vazgeçti. ‘’Ayıp olmasın, gideyim. Yevmiyeden keserse de ses etmem,’’ dedi.
İşe yetişme ihtimali olsa üç dakikada hazırlanırdı da o tren çoktan kaçmıştı, acele etmedi. Kendine bir güzellik yapıp elini yüzünü yıkadı. Kaç gündür giydiğini unuttuğu kot pantolonunu giydi. Dolaptan temiz de bir tişört geçirdi sırtına. Kahvaltı yapmıyordu sabahları, vakit olsa da bir şey yiyesi gelmiyordu. Annesi her gün ‘’Aç karnına içme şu mereti,’’ dese de evden çıkar çıkmaz cebine davrandı.
Durağa yürüyerek gidiyordu yolda çakıl taşlarını tekmeledi, her çukurunu ezberlediği yolları iyice süzdü. Durakta diğer muavinlerle şoförler çay içip boş muhabbet ediyorlardı. Sami’yi görünce 2055’in Şoförü Ayhan ‘’Ooo günaydın beyefendi, genel müdürler öğle yemeğine çıktı,’’ diye laf attı. Sami gülüp başını çevirdi. Tam elini cebine atacaktı ki ustasının köşeden döndüğünü gördü, vazgeçti. 2817 yanaştı ustası kapıyı açtı. Cengiz, Sami’den 8 yaş büyüktü. Hayatı hiç acelesi yokmuş gibi yaşardı. Ufak tefek aksaklıklara takılmaz ‘’Bu da böyle oluversin,’’ derdi.
Sami’nin bugün de uyuyakaldığına ses etmedi, bahsini bile açmadı.’’Arka dörtlüye sefer tasından yemek dökmüşler, şuna bir bak,’’ deyip durağa yöneldi. Başka zaman olsa Sami kendi kendine söylenirdi ama bugün üstündeki mahcubiyetle sesini çıkarmadı. ‘’Tamam usta,’’ dedi.
Sıraları gelince hareket ettiler, işler kesattı. Cengiz ara ara ‘’Parası olan tatilde, olmayan köyünde. Sana kaldı buralar Sami,’’ gibisinden laflar atıyor, Sami pek oralı olmuyordu. Ostim durağında on dakika kadar bekleyeceklerdi. Sami arabayı süpürürken orta yaşlı bir kadın yaklaşıp ‘’Oğlum, memlekete döneceğim 30 liram eksik, sende varsa hayrına versen,’’ diye bir zarf attı. Sami dayanamadı, gelirken topladıkları paradan bir 30 lira kadına verdi.
Vakit gelince tekrar yola çıktılar, iki indi üç bindi derken kendi duraklarına sokuldular. 5367’nin muavini Fırlama Serkan Sami’yi görünce ‘’Gel hele bir tavla atalım çayına,’’ dedi. Sami’nin pek gönlü yoktu ama ‘’Tırstı,’’ demesinler diye oturdu tabureye. İkinci marsa sokulurken oyun adisyona daha dikkatli bakmaya başladı. Yancılarınkiyle birlikte 27 lira tutmuştu hesap. Onu da ödedi.
Akşama doğru iki sıra iyiydi. Son sıradan dönünce benzinliğe uğradılar. Cengiz ‘’ Arabayı sabah yıkarsın, paraları toparla kendine de 60 lira al,’’ dedi. Yevmiye zaten 90 liraydı. 30 lirayı, sonradan üç kağıtçı olduğunu öğrendiği kadına çarpılmıştı. 27 lirayı tavladaki hesaba vermişti. 30 lirayı da Cengiz kesince Sami’ye 3 lira kaldı. Kendi kendine ‘’Ah ulan Sami zorun neydi? Madem vaktinde kalkamadın yatıp uyusaydın ya!’’ diye söylendi.
Almadı kalan üç lirayı da, ‘’Tamam usta,’’ dedi. Parayı uzattı.
Bu haftayı da Oğuz Atay ile noktalayalım kıymetli okur,
‘’Anlamadım Olric.
Anladınız efendimiz. Anlamaktan korkuyorsunuz sadece.’’
Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu haftalar dilerim.
Kalın sağlıcakla.

Düşünceleriniz...

Hakan Gülhan

Hakan Gülhan

Özel Eğitim Uzmanı Eğitim Koordinatörü

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST