Çanakkale imgeleri

KALEM Farkıyla...

Çanakkale imgeleri

Çanakkale imgeleri

Çocukluğumdaki ile şimdiki Çanakkale imgeleri çok farklı. Değişen sadece Çanakkale değil elbette. Ben değiştim. Benimle birlikte seçkilerim, algılarım, algılayarak seçtiklerim hep değişti. Şehrimiz büyüdüğü halde küçüldü mesela. Çocukluğumda sahile yakın bir yerde şimdiki barlar sokağı yakınlarında balıkhane vardı. Kırk yılda bir, özel bir iş için veya sağlık sebebiyle geldiğimiz Çanakkale’de babam beni o balıkhaneye götürürdü. Yok balık almaya filan değil. Gezmeye. Balık görmeye…’Bakalım koca balık gelmiş mi?’ derdi babam. Beni heveslendirmek heyecanlandırmak istediği kadar kendisi de bir çocuk gibi hayretle büyük ton balıklarına bakar, görüyor musun dilimleyerek satıyorlar o kadar büyük ki diyerek efsaneleştirirdi. Babamın bu merakının av merakından geldiğini çok sonra anladım. Babam yıllar sonra Çanakkale’ye benim için kız istemeye geldiğinde “burası İstanbul olmuş, çok büyümüş ben burada yolumu bulamam” diyerek şaşkınlığını ve hayretini gizleyememişti.

Bence Çanakkale yatay bir şehir. Saat kulesi gibi dikey imgeleri olmasına rağmen yatay bir şehir. Boğazda gemiler, karşı kıyı, kordonda balıkçılar hep yatay çizilmiş. Yatay bir şerit içine hepsini sığdırabilirsiniz. Karşı kıyıya varmış ya da karşıdan bu tarafa doğru hareket etmiş veya boğazdan geçen gemileri beklemek için gemilerin paralelinde kendini akıntıya bırakmış bir feribot olmazsa olmaz. Hafta sonu gezmeleri dendi mi kordonda tur atılır. Bir şeyler yiyip içmek için değil, tur atmaya gezmek der çoğu Çanakkaleli. Şimdilerde yeni tercihleri avm’ler. Ama hiç biri kordon gezmesinin yerini tutamayacak. Hele hele yaz akşamlarında… Martılar ve köprüler de imgesi Çanakkale’nin. Ben küçük köprüyü severim. Merkezi Barbaros’a bağlayan tahta köprü mesela… Bisikletimle Cuma pazarına giderken balıkhane yanından inip Sarıçay boyundaki bisiklet yolunu kullanıyorum. Çayın kirliliğine rağmen seyirli bir yer. Bir gün çay boyunda çilingir sofrası kurmuş romanların arasına katılmam şart. Pazardan gelirken aldığım meyveleri masaya koyup sofraya oturmalı. Belki de bir şarap götürmeli giderken. Çetmi köyünden gelen pazarcılardan aldığım taze yer fıstıklarının yarısıyla o şarabı içeriz tanışıp sohbet ederiz. Merkeze doğru gidildikçe imgelerde değişmekte. Sanıyorum sırf bu imgeleri yazmakla bitiremem. İyisi mi burada keselim şimdilik. Hoşça kalın.

Düşünceleriniz...

Ahmet Sayar

Ahmet Sayar

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST