Henüz küçücük bir çocukken, büyüklerin o klasik "Büyüyünce ne olacaksın?" sorusuna hiç duraksamadan, gözlerindeki o büyük tutkuyla "Ressam olacağım!" yanıtını veren bir kız çocuğu düşünün.
O çocuk, büyüdü, hayaline sadık kaldı ve Türkiye’nin en saygın plastik sanatçılarından biri oldu. Sanat serüveni çocukluk yıllarının o saf hevesiyle başlayan, hayatı boyunca fırçasını ve yeteneğini insanların iyiliği, ruhsal şifası için kullandığını söyleyen Ressam Emine Yedikuvvet, artık sanatsal enerjisini Çanakkale’den dünyaya yayacak.
Şehrin kültürel çıtasını yukarı taşıyacak bu taşınma, sadece bir adres değişikliği değil; Çanakkale’nin son yıllarda iyi yetişmiş, yüksek bilgi birikimine sahip entelektüeller tarafından bir çekim merkezi olarak tercih edilmesinin en somut kanıtı.
Kültürel Dokuyu Değiştiren Nitelikli Göç ve Çanakkale’nin Yeni Havası
Son dönemde Çanakkale, sadece doğasıyla değil, Türkiye'nin entelektüel sermayesini kendine çekmesiyle de kabuk değiştiriyor.
Bilgi birikimi yüksek, sanata ve hayata yön veren elit zihinlerin bu kadim coğrafyayı kalıcı bir yaşam alanı olarak seçmesi, şehrin sosyal havasını, estetik algısını ve yaşam biçimini derinden besliyor.

İşte bu rafine göç dalgasının en nitelikli temsilcilerinden biri olan Emine Yedikuvvet; Süleyman Saim Tekcan ve Muhsin Kut gibi Türk resminin efsane isimleriyle sergiler açmış, Çağdaş Sanatçılar Derneği’nden “Şükran” plaketi almış bir deha.
Sanat eleştirmenlerinin “Yaşayan Sanatçılar” ve “İstanbul’un 100 Cam Sanatçısı” kitaplarında başköşeye koyduğu usta isim, tüm bu devasa kültürel mirasıyla birlikte artık Çanakkale’nin bir parçası.
Sınırları Aşan Vitraylar ve ABD Konsolosluğu’na Giden Eser
Emine Yedikuvvet’in disiplinli sanatı hiçbir zaman tek bir tuvalin içine sıkışıp kalmadı. Gülhane’deki tarihi otellerin duvarlarından Kütahya ve Aksaray Tarihi Adliye Saraylarına, İstanbul Şirinevler Ulu Cami’den devasa malikanelere kadar pek çok mimari yapının ruhuna vitray çalışmalarıyla imza attı.
Bu sıra dışı emeğin yankıları avrupanın kapılarından girdi ve Macaristan, İsviçre gibi ülkelere uzandı. Üstelik, plastik sanatlar alanındaki bu disiplinli duruşu, ona son olarak 30. Troya Kültür Sanat Ödülleri'nde "Plastik Sanatlar Ödülü"nü getirdi.
Sanatçının 2008 yılındaki Kapadokya Uluslararası Sanat Kampı’nda ürettiği bir eseri ise büyüleyici tarzıyla dikkat çekerek doğrudan ABD Konsolosluğu tarafından kalıcı koleksiyona dahil edilmek üzere satın alındı.
Dünyada Bir İlk ve Şahmeran’ın Gizemi
Peki, Emine Yedikuvvet’i sanat tarihinde bu kadar benzersiz kılan ne?
Sanatçı, usta ressam Muhsin Kut’un yönlendirmesiyle odaklandığı kadim "cam altı resim" tekniğine tamamen çağdaş, sürrealist ve mizahi bir soluk getirdi.
Kültürlerin buluşma noktası olan mitolojiyi camın arkasına hapsederken, Türk geleneğinin en mistik figürü olan Şahmeran’ı ezberleri bozarak ilk kez "ayakta" yorumlayan tasarımcı oldu.

Daha da önemlisi, dünyada bir ilke imza attı: “Tanrıça Athena ve Melekler” adlı eserinde, dünyada ilk kez bir resimde mozaik sanatı ile cam altı sanatını aynı kompozisyonda bir araya getirdi.
Sanatın tüm dallarının birbirinden beslendiğine inanan ve bir süredir Geyikli ve Dalyan bölgelerindeki Troya antik kazı alanlarında kültür mirasımızı belgeleyen çok özel resim çalışmaları yürüten sanatçı, artık tamamen Çanakkaleli.
Büyük Buluşma Önümüzdeki Aylarda: Kentin Yeni Sanat Hafızası
Hayatı boyunca insanların iyiliği için üreten ve şimdilerde evini de atölyesini de Çanakkale’ye taşıyan Yedikuvvet, önümüzdeki aylarda şehirde açacağı kapsamlı sergi için gece gündüz çalışıyor.
Bu sergi, hem dünya çapında ses getiren sıra dışı teknikleri yerel sanatseverlerle buluşturacak hem de Troya topraklarından aldığı yeni ilhamları gözler önüne serecek.
Şimdiden büyük bir merak uyandıran bu buluşma, iyi yetişmiş insanların Çanakkale’ye kattığı o vizyoner ruhun en güzel meyvesi olmaya aday.
Hoşgeldin Emine Yedikuvvet...
Yorumlar
Kalan Karakter: