Çok çalışmak da yetmiyor

KALEM Farkıyla...

Çok çalışmak da yetmiyor

Çok çalışmak da yetmiyor

Rüstem ağabey alt komşumuzdu, bir garip adamdı vesselam. O kadar çalışmaya ne kafa dayanır, ne vücut… Ama Rüstem ağabey dayanırdı. Onun bu çalışkanlığı yalnız benim değil; tüm mahallelinin dikkatini çekerdi. İhtiyarlar ‘’Maşallah şu oğlana ne gayret, ne kuvvet ya Rabbim… Affedersiniz katır olsa çatlar şu vakte,’’ derler, gençler ise ‘’Şu Rüstem’in de gözünü para doyursun, çuvala mı basacak bu kadar parayı?’’ diye eğlenirlerdi.
Annemle, Rüstem Ağabey’in hanımı iyi geçindiklerinden biz de sık sık çayıydı, kahvesiydi birbirimize gider gelirdik. Nurten Yenge çok tutumlu kadındı, israfa asla tahammülü olmazdı. Makarna haşladığı suyu soğuyunca çiçeklere döker, misafirliğe gideceği zaman kumandanın pilini çıkarır, fırını bir kere çalıştırdıysa soğumadan bir orduya yetecek kadar kek, poğaça pişirip buzdolabına atardı.
Kocası ile de en çok bu konuda anlaşamazlardı. Rüstem ağabey, parayı kazanmasını iyi bilirdi ama harcama konusunda çok başarılı değildi. Kötü huyu yoktu, zaten bu çalışmayla kötülük yapacak bir zamanı da kalmıyordu ya orası ayrı. Gel gelelim nerede yaş tahta varsa ona basmayı bırakın üzerinde vals yapardı Rüstem ağabey…
İyi bir demir doğrama ustasıydı, çok sipariş alır zamanında yetişsin diye gece gündüz uğraşırdı. Kazandığı paranın büyük kısmına Nurten Yenge el koyar, geri kalanını da havai işlerde Rüstem ağabey çar çur ederdi. Misal bir dolandırıcı aynı dükkânı beş kişiye sattıysa eğer, beşincisi kesin Rüstem ağabeydi. Tavuk çiftliğine ortak olsa tavuklar telef edilir, peşin para aldığı malların tamamı hiçbir zaman teslim edilmez, bir plaka da ben alayım dediği taksi durağı yıkılırdı.
O, bu talihsizlikleri hep üzerinde bir nazar olduğuna yorardı ‘’Biz çalışıyoruz millete dert oluyor canım, bizim insanımız kimsenin iyi olmasını istemiyor, göze geliyoruz işte,’’ diye makul bir çıkar yol arardı. Nurten yenge de ‘’Kendi kafasızlığım diyemiyor da göz diyor, nazar diyor, nazar sana kadar düştü mü,’’ diye paylardı Rüstem ağabeyi.
‘’ Para, pul kazanılırdı elbette ama kandırılmak adamın zoruna gidiyordu işte,’’ dermiş hep Rüstem ağabeyin babası. Akşam oturmalarında hep babasını anlatırdı bize ‘’Aksi adamdı, aslında kocayınca aksileşti,’’ derdi. Kandırılmak soylarında var herhalde diye düşünürdüm bende, inşallah o da kocayınca aksileşmez yoksa vay Nurten yengenin haline, derdim.
Bu kazanmalar, kandırılmalar yıllar yılı sürdü. Bir ara Rüstem ağabey uzunca bir süre eve para getirmeyince Nurten Yenge durumdan işkillenmiş, altından girmiş üstünden çıkmış konuşturmuş Rüstem ağabeyi. Falanca yerde araba galerisi varmış da, çok kazanıyorlarmış da, işleri büyütmek için ortak arıyorlarmış… Bu ortak adayının kim olduğunu siz çok iyi bildiniz. Nurten yenge müsaade etmemiş tabi. ‘’Şoförlüğü zar zor öğrendin, senin alıp satacağın araba şöyle dursun,’’ deyip bu girişimi savuşturmuş. Üstünden az bir zaman geçince ilçe emniyetindeki komiser olan yeğenine bu galericileri sormuş da ‘’Onlar yeni çıktı içeriden hala, tekin adam değiller araba falan mı alacaktınız? Aman uzak durun,’’ demiş. Tabi Nurten yenge ‘’Dolandırılacaktık yavrum,’’ diyememiş.
Bu son macera girişiminden sonra Nurten yenge Rüstem ağabeyi çekip güzelce konuştu. ‘’Bak Rüstem’im emeklin var, çok da çalışıp yoruldun. Milletin de gözü üstümüzden inmiyor. Dükkanı devredelim köyümüze bir ev yapalım, kazancımızdan biriktirebildiğim kadarıyla da iki daire parası toparlanır, bu evle beraber üç ev kirası, bir de emeklin bize yeter de artar,’’ dedi. Rüstem ağabey kabul etti bu teklifi, sakin sakin, tane tane konuşulunca Rüstem ağabeyin kabul etmeyeceği pek bir şey yoktu zaten. Dükkan devredildi, köye ev yapıldı, birikmişlerle daireler alındı, kiraya verildi.
Taşınacakları gün kamyon apartmanın kapısına yanaştı. Konu komşu el birliğiyle eşyalar yüklendi. Yılların komşuluğu elbet herkes birbirine sarıldı, ağladı. Kamyon hareket etti, arkasından Nurten yenge arabalarına bindi. Rüstem ağabey, Nurten yengenin kapısını açıp elindeki poşeti uzattı, ‘’Kamyona koymadım bunu Nurten, kırılır falan maazallah baba yadigârı ,’’ dedi.
Nurten yenge ‘’Bıktım sizin bordo makinenizden,’’ deyip aldı poşeti…
Bu haftayı da Stefan Zweig ile noktalayalım kıymetli okur;
‘’Seninle yaşadığım hiçbir şeyi unutmadım..’’
Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu haftalar dilerim.
Kalın sağlıcakla.

Düşünceleriniz...

Hakan Gülhan

Hakan Gülhan

Özel Eğitim Uzmanı Eğitim Koordinatörü

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST