KALEM Farkıyla...

Davetiye

Davetiye

Yahveh; “Göğe bak ve yıldızları say” demişti İbrahim’e. İnsanoğlu çok eski zamanlardan beri göklerebakmakta, kendisinden başkalarının oralarda, başka kürelerin üstünde var olup olmadığını merak etmektedir. Mantık veolasılık matematiği evet cevabını dayatıyor olsa da astronomlarevrenin başka yerlerindeki başka güneşlerin çevresinde dönenbaşka gezegenleri gerçekte ilk kez olarak, vurguluyorum, ilk kez olarak ancak 1991’de buldular.

Aslında Temmuz 1991’deki bu ilk keşfin tam olarak doğru olmadığıortaya çıktı. Bir İngiliz astronom ekibi tarafından yapılan buaçıklama beş yıllık gözlemlere dayanmaktaydı.Pulsar 1829-10olarak adlandırılan hızla dönen bir yıldızın Dünya’nın on katıbüyüklüğünde bir gezegen boyutunda refakatçiye” sahip olduğusonucuna varmışlardı. Pulsarların şu veya bu nedenlekendi içlerine çöken yıldızların olağanüstü yoğun çekirdeklerioldukları varsayılmaktadır. Delicesine bir hızla dönen pulsarlarsaniyede birkaç kez düzenli atımlarla radyo enerjisi yaymaktadırlar. Astronomlar Pulsar 1829-IO’ın çevresiniher altı ayda bir dolaşan bir gezegenin bu iniş çıkışlara sebepolabileceği ve bu durumu açıklayabileceğini varsaydılar. Ancak sonradan anlaşıldı ki İngiliz astronomlar birkaç ay sonra hesaplamalarınınkesin olmadığını, dolayısıyla 30.000 ışık yılıuzaklıktaki pulsarın gezegen benzeri bir uydusunun olduğunailişkin çıkarımlarını destekleyemeyeceklerini kabul etmişlerdi.Ancak o sırada bir Amerikan ekibi PSR 1257+12 adı verilen, bizdenyalnızca 1.300 ışık uzaklıkta çökmüş bir güneş olan dahayakındaki bir pulsara ilişkin benzer bir keşif yapmıştı. Astronomlarbunun ancak bir milyar yıl kadar önce patladığını veçevresinde dönen kesinlikle iki, belki de üç gezegene sahip olduğunutahmin ediyorlardı. Kesin olan ikisi güneşlerinin çevresindeMerkür’ ün bizim güneşimize olan uzaklığı kadar bir mesafededönmekteydiler, olası üçüncü gezegen ise dünyamızın güneşe olan uzaklığı kadar bir mesafede yörüngedeydi.
İlginizi çekti mi? Biraz daha…

John NobleWilford,The New York Times’ın 9 Ocak 1992 tarihlisayısında, “Bu keşif gezegen sistemlerinin yalnızca hayli yaygınolmakla kalmayıp çok farklı koşullar altında da meydanagelebildiğine ilişkin spekülasyonları alevlendirdi,” diyordu.

Firavunlar haklı mıydılar?Firavunlar ve Piramit Metinlerinden çok uzun zaman öncekadim bir uygarlık, aslında insanoğlunun bilinen ilk uygarlığıileri bir kozmogoniye sahipti. Astronomların 1990’larda keşfettiklerini altı bin yıl önce kadim Sümer’ de bilinmekteydi. Yalnızcakendi güneş sistemimizin (en uzaktaki gezegenler de dahil)gerçek yapısı ve birleşimi değil evrende başka güneş sistemlerininmevcut olduğu ve yıldızlarının (güneşlerinin) içe çökebildiğiveya patlayabildiği,gezegenlerinin rotalarından çıkabildiği, aslında yaşamın bir yıldız sisteminden bir diğerine böylecetaşınabildiği gibi fikirler de bilinmekteydi. Bu kozmogoni ayrıntılarıylayazıya dökülmüştü.Yedi tablet üzerine yazılmış uzun bir metin bize daha sonrakiBabil versiyonları aracılığıyla ulaşabilmiştir. Yaratılış Destanıdenilen ve açılış dizeleri Enumaeliş ile tanınan bu metin, ilkbaharın ilk gününe denk gelen Nisan ayının ilk gününde başlayan yeni yıl bayramı sırasında halka okunurdu.Güneş sistemimizin ortaya çıkış sürecinin ana hatlarını verenbu uzun metin Güneş’e (Apsu) ve onun habercisi Merkür’e(Mummu) ilk olarak Tiamat adlı eski bir gezegenin nasıl katıldığını anlatmaktadır. Sonra Güneş ile Tiamat arasında Venüs ve Mars adlı (Lahamuve Lahmu) bir çift gezegenin oluşup birleştiğini, bunların ardından Tiamat’ın ötesinde Jüpiter ile Satürn (Kişar ve Anşar)ve Uranüs ile Neptün (Anu ve Nudimmud) adlı çiftlerin nasılortaya çıktığını tarif etmektedir. Bu son iki gezegen çifti 1781 ve1846’da modern astronomlarca keşfedilene kadar bilinmiyorlardıama binlerce yıl önce Sümerler tarafından bilinmekte ve tarifedilmekteydiler.

Siz hala Davutoğlu’nun partisinin adını ne olacak diye mi meraktasınız? Hadi biraz daha…
Bu yeni oluşan “göksel tanrılar” birbirini itelerve çekerken bazılarından uydular, yani Ay’cıklar filizlendi. Budengesiz gezegen ailesinin ortasındaki Tiamat tam on bir uyduoluşturmuştu ve içlerinden “Kingu” denilen birinin boyutu okadar büyüdü ki kendi başına bir gezegen, “göksel tanrı” olmaözelliğini edinmeye başladı.
Modern astronomlar bir gezegeninbirden çok uydusu olması ihtimalinden habersizdiler. Ta ki Galileo1609’da bir teleskop yardımıyla Jüpiter’in en büyük dört ayını keşfedene dek. Oysa ki Sümerler binlerce yıl öncesinde bu fenomendenhaberdardılar. Bahsettiğim binlerce yıllık Yaratılış Destanına göre bu dengesiz güneşsistemine dış uzaydan gelirmiş görünen bir istilacı dalıverir.Bubir başka gezegendir, Apsu ailesinden değildir, başka bir yıldızailesine aittir ve uzayda gezinmek üzere dışarı fırlatılmıştır.

Sanırım dünya Ak Parti’den ibaret değil, siyasetten hiç bahsetmeden yedi tabletin özeti ile siyasetin önemsizliğini kavramaya çalışıyor muyuz? İngiltere, Almanya, Fransa ve Şahsım sözünün edilebildiği çağımızda aslında insan ömrü dünyaya sahip olunamayacak kadar kısa, öyle değil mi? Türkiye Cumhuriyeti’ni YOK sayan bir Cumhurbaşkanı zihniyetine bu gün 5 bin yıl önce yazılan tabletler nasıl da gülmekteler, farkında mısınız?
Modernastronomi pulsarlardan ve çöken yıldızlardan haberdar olmadanbinlerce yıl önce Sümer kozmogonisi başka gezegen sistemlerinive çökerken veya patlarken gezegenlerini dışarı fırlatanyıldızları çoktan tahayyül etmişti bile. “Böyle reddedilmişve bizim güneş sistemimizin dış sınırlarına ulaşan bir gezegen” der Enumaeliş, sistemin ortalarına çekilmeye başladı.Dış gezegenlerin yanından geçmekteyken modern astronomlarıbugün bile şaşırtan pek çok bilmeceyi açıklayan değişimleresebep oldu: örneğin Uranüs’ün bir yana yatıklığı, Neptün’ün en büyük Ay’ı Triton’un ters yörüngede yol alışı, aslındabir Ay’cık olan Plüton’u yerinden edip garip yörüngeli bir gezegenhaline getiren bir güç olduğu.

İstilacı gezegeninuydularının tekrar tekrar Tiamat’a çarptığı bir dizi çarpışmadansonra bu eski gezegen ikiye ayrıldı. Bir yarısı parçalara ayrılıp(Mars ile Jüpiter arasındaki) Asteroit Kuşağını ve çeşitli kuyrukluyıldızları oluştururken yaralı ama parçalanmamış halde kalandiğer yarısı Dünya (Sümerce “Ki”) dediğimiz gezegeni oluşturmaküzere yeni bir yörüngeye itildi. Bu kürenin ayı ise Tiamat’ınen büyük uydusu oldu. İstilacının kendisi de Güneş etrafındaçok uzun bir yörüngeye oturup güneş sistemimizin onikinci üyesi haline geldi (Güneş, Ay ve on gezegen). Sümerler ona Nibiru, yani “Geçiş Gezegeni” diyorlardı. Babilliler ona kendi ulusal tanrıları onuruna Marduk adını verdiler. Destanın önesürdüğüne göre işte bu Göksel Savaş sırasında Nibiru tarafındanbaşka bir yerden getirilen “yaşam tohumu” Yerküreye geçmişti.

İnsanlık bunca yıl önce günümüz teknolojisinin üzerinde bir teknoloji ile tanışmışken hayat bir anda adeta sıfırlandı ve kendisini ölmez sananlara mezar oldu. Kibir felakete davetiye çıkartır. Bunu unutmamak gerekir.

Düşünceleriniz...

Ufuk Cankaya

Ufuk Cankaya

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST