Eşlerin mal rejiminden kaynaklanan hukuki işlemlerine getirilen sınırlamalar

KALEM Farkıyla...

Eşlerin mal rejiminden kaynaklanan hukuki işlemlerine getirilen sınırlamalar

Eşlerin mal rejiminden kaynaklanan hukuki işlemlerine getirilen sınırlamalar

Evlilik birliği içerisinde eşler malvarlıklarına ilişkin kendi aralarında ve 3. Kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilmektedir. Bu konuya ilişkin Türk Medeni Kanun’nun 223/1 hükmünde “Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.” Yer verilmiş olup bu hükme göre her eş, diğer eşin onayına ihtiyaç duymadan malvarlığı değerinde istediği gibi hukuki işlem yapabilir. Bu hüküm ayrıca edinilmiş mallara katılma rejimi bakımından da eşlerin malvarlığı değerlerini yönetme yetkisi açısından bir sınırlama yapmamıştır. Eşlerden her biri, izne gerek duymadan edinilmiş veya kişisel malları kullanabilecek, işletebilecek ve koruyabilecektir.

Eş, diğer eşin edinilmiş malları iyi yönetemediği ve/veya tasfiye sonrasında doğacak katılma alacağının olumsuz etkileneceği iddiasıyla eşin yönetim şekline müdahalede bulunulmasını kural olarak isteyemez. Ancak bunun tek bir istisnası vardır o da TMK m.229/1-2 kapsamında yapılan hukuki işlemlerdir.

TMK. m.223/2 Hükmünden Kaynaklanan Sınırlama

Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında eşlerin tasarruf yetkisine getirilen en önemli sınırlama TMK m.223/2 hükmü olup bu hüküm eşlerin paylı mülkiyetine ait malvarlığı değerlerine yönelik sınırlama getirmiştir. Peki paylı mülkiyet nedir?

Paylı mülkiyet kavramı TMK m.668’de düzenlenmiş olup; birden çok kişinin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olması demektir. Aksine anlaşma olmadıkça, paylar eşit sayılmaktadır. Kural olarak, paydaşlardan her biri kendi açısından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur, pay devredebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından rehnedilebilir.

Ancak eşlerin mal rejiminde paylı mülkiyet konusunda bu genel hükümden ayrı bir düzenleme yapılmıştır. TMK m.223/2’ye göre “Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta bulunamaz.” Denilmiştir. Buna göre eş, ancak diğer paydaş eşin iznini alarak tasarrufta bulunabilecektir. Bu sınırlamanın nedeni; diğer eşin rızası olmadıkça 3. Kişilerin bahse konu paylı mülkiyet olan malda hak elde etmemesi içindir. Diğer eşin vereceği rıza, herhangi bir şekle tabi değildir. Bu sınırlandırma sadece eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimine tabi paylı mülkiyet konusu mallar için geçerlidir ve satış, rehin, ipotek tesis etme gibi hakları malike veren tasarruf yetkisiyle ilgilidir. Yani sadece tasarruf işlemlerine ve diğer eşin sağlar arası yaptığı işlemlere yöneliktir, borçlandırıcı işlemler ve paya ilişkin cebri icra işlemleri, ölüme bağlı tasarruf işlemlerine dayanan tasarruf işlemleri bakımından diğer eşin rızasının aranması şeklinde bir sınırlama söz konusu değildir.

Ayrıca bu hükmün uygulanabilmesi için paylı mülkiyet konusu mal üzerinde 3. bir kişinin payı olmamalıdır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyi yapmasındaki amaç, öncelikle ailenin huzurunu korumak ve birlikteliğini sağlamaktır. Çünkü, eşlerin ortak hayatlarını sürdürebilmeleri bakımından, konutun ve kişisel kullanıma yarayan bu eşyaların izinsiz devri diğer eş açısından sorunlara yol açabilmektedir.

Paylı mülkiyet konusu pay üzerinde eşin rıza göstermemesi için geçerli bir nedenin varlığı da aranmamaktadır. Rıza göstermeyen eş, niçin rıza göstermediğini de açıklamak zorunda değildir. Tabi diğer yandan hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kurallarına ilişkin hükümler gözetilecektir.

Diğer eşin rızası alınmadan yapılan işlemler hukuken kesin hükümsüzdür ve bu hükümsüzlüğü, rıza vermemiş olan eş başta olmak üzere, herkes ileri sürebilir, hakim de resen göz önünde bulundurabilir. Diğer eşin rızası alınmadan paylı mal üzerinde tasarrufta bulunan eşin hukuki işlemine karşı 3. Kişinin iyi niyeti korunmamaktadır. Örnek verecek olursak, diğer eşin açık ya da örtülü rızası olmaksızın tapu kütüğüne borçlandırıcı işlemin tarafı 3. Kişi adına yapılacak ayni haklara ilişkin tescil, yolsuz bir tescil olacaktır. Bu durumda 3. Kişiye karşı açılacak tapu kütüğünün düzeltilmesi davasıyla yolsuz tescilin düzeltilmesi sağlanabilir. Ancak adına yolsuz tescil yapılan 3. Kişiden, tapu kütüğündeki söz konusu yolsuz tescil kaydına iyi niyetle güvenerek ayni hak edinen diğer kişilerin bu iktisapları TMK m.1023 ve 1025/2 kapsamında korunmaktadır.

Düşünceleriniz...

Ezgi Engin

Ezgi Engin

Avukat Ezgi Engin

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST