Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayımladığı yeni yönetmelik değişikliği, Türkiye’de inşaat ve gayrimenkul sektöründe yeni bir dönemin kapısını araladı. 16 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile birlikte “düşük karbonlu bina” ve “bina yaşam döngüsü analizi” kavramları resmen mevzuata girdi.
Özellikle büyük konut projeleri, AVM’ler, kamu binaları ve yüksek metrekareli yapılar için getirilen yeni kurallar dikkat çekerken, sektör temsilcileri düzenlemenin önümüzdeki yıllarda konut piyasasını doğrudan etkileyebileceğini değerlendiriyor.
“DÜŞÜK KARBONLU BİNA” DÖNEMİ RESMEN BAŞLADI
Yönetmelikle birlikte artık bazı binalar için “Düşük Karbonlu Bina Belgesi” düzenlenecek.
Yeni sisteme göre;
- Sera gazı emisyon sınıfı en az “B”,
- Enerji performans sınıfı ise en az “C”
olan yapılar için düşük karbonlu bina belgesi verilebilecek.
Belge, BEP-TR sistemi üzerinden Enerji Kimlik Belgesi düzenlemeye yetkili uzmanlar tarafından hazırlanacak.
Uzmanlara göre bu düzenleme, özellikle çevre dostu projelerin ön plana çıkmasına neden olabilir. İnşaat firmalarının da artık sadece estetik ve maliyet değil, karbon salınımı kriterlerini de dikkate almak zorunda kalacağı belirtiliyor.
10 BİN METREKARE ÜZERİ BİNALAR İÇİN ZORUNLU OLACAK
Yönetmelikte en dikkat çeken detaylardan biri ise büyük projelere getirilen yeni zorunluluk oldu.
Buna göre yapı ruhsatı alacak ve yapı inşaat alanı 10 bin metrekareyi aşan binalar için “Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi” hazırlanması zorunlu hale getirildi.
Bu belge olmadan yapı kullanma izin belgesi süreçlerinde işlem yapılamayacak.
Söz konusu analizde;
- İnşaatta kullanılan hammaddeler,
- Nakliye süreçleri,
- Yapım aşaması,
- Bakım ve onarım giderleri,
- Yıkım sonrası oluşacak atıklar,
- Geri dönüşüm süreçleri,
- Sera gazı emisyonları
gibi çok sayıda kriter hesaplanacak.
Uzmanlar, bu sistemin özellikle büyük şehirlerdeki dev projeleri doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
İNŞAAT MALİYETLERİ ARTAR MI?
Yeni düzenlemenin ardından vatandaşların en çok merak ettiği konulardan biri de maliyetler oldu.
Uzmanlara göre yaşam döngüsü analizleri ve düşük karbon kriterleri ilk etapta projelerde ek maliyet oluşturabilir. Ancak uzun vadede enerji tasarrufu sağlayan yapıların hem çevresel hem ekonomik avantaj sunabileceği belirtiliyor.
Bazı sektör temsilcileri ise özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların yeni sisteme uyum konusunda zorlanabileceğini düşünüyor.
2027 DETAYI DİKKAT ÇEKTİ
Yönetmelikte yer alan geçici madde de dikkat çekti.
Buna göre 1 Ocak 2027 tarihinden önce kamu kurum ve kuruluşlarınca ihale kararı alınmış yapılar için yeni yaşam döngüsü analizi şartı uygulanmayacak.
Bu detayın özellikle devam eden kamu projeleri açısından önemli olduğu belirtiliyor.
UZMANLAR NE DİYOR?
Enerji verimliliği uzmanları, Türkiye’nin Avrupa’daki yeşil dönüşüm sürecine uyum kapsamında bu tür düzenlemelerin kaçınılmaz hale geldiğini ifade ediyor.
Özellikle karbon salınımının azaltılması, enerji tüketiminin düşürülmesi ve sürdürülebilir şehirleşme hedefleri kapsamında yeni belgelerin önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacağı belirtiliyor.
Vatandaşlar ise şimdi şu sorunun yanıtını merak ediyor:
“Yeni dönemde düşük karbonlu olmayan binalar ikinci planda mı kalacak?”
Bu sorunun cevabı ise önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek projelerle birlikte daha net ortaya çıkacak gibi görünüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: