Hırsızım ama para bende

KALEM Farkıyla...

Hırsızım ama para bende

Hırsızım ama para bende

Gün geçmiyor ki gayrimenkul sektöründe arkadan dolan emek hırsızlarıyla karşılaşmayalım. Daha önce yazmıştım İstanbul’da bu işi yaparken de ara ara bu tip durumlarla karşılaşıyordum ancak Çanakkale bu konuda beni neredeyse her hafta beni şaşırtmaya devam etme potansiyelini koruyor. Her hafta en az bir kere ama mutlaka bir mal sahibimiz bizi arayıp bir utanmazın kendisini arayıp bizi aradan çıkarmak istediğini söylüyor. Allahtan arkamızda dimdik duran, hakkımızı yedirmeyen mal sahiplerimiz var da bu durumlara gülüp geçiyoruz. Tabi bu emek hırsızlarını bu köşede yazmadan da edemiyorum.

 

Yine bir gayrimenkul gösterimi, yine daha daireye girmeden yer gösterme formunu uzattığımız anda “ne gerek var buna, daha daireyi görmedim, ilk defa sizde gördüm böyle bir kağıdı” martavalı ve istemeye istemeye imza sonrası daireyi göstermemiz. Ardından “tek başıma çocuk bakıyorum, bütçem kısıtlı, benden para almasanız ya da alacaksanız da az bir şeyler alsanız da sayenizde ev sahibi olsam” teranesi. Sonrasında “ben bir düşüneyim, hesap kitap yapayım, sizi arayayım” yalanı ve gayrimenkulden ayrıldıktan 3-4 saat sonra mal sahibimizin bizi arayıp “……. Hanım beni aradı, sizi aradan çıkartmak istiyor” telefonu.

 

Bu sektöre girdikten sonra hep merak etmişimdir; “bu yüzsüzlük, bu utanmazlık nasıl bir insanda vücut bulabiliyor?” Sana hizmet veren bir gayrimenkul emekçisinin ardından apartmana geri dönüp, kapı kapı zilleri çalıp mal sahibinin telefonunu isteyebilmek; ardından utanmazca mal sahibini arayıp “emlakçıyı aradan çıkaralım” diyebilmek. Ve ben telefon açıp “mal sahibimiz bizi aradı, nasıl yardımcı olabilirim” diye sorduğumda bin bir türlü yalan ile cevap verebilmek; “kesinlikle sizi aradan çıkarmak gibi bir niyetim yoktu”. Kesinlikle bundan başka bir amacın yoktu. Bu zihniyetteki insanları incelenmesi gereken bir sosyal vakanın figüranları diye düşünüyorum. Biraz kafa patlatınca bu insanlar yeri geldiğinde “dürüstlükten, dinden, imandan, mertlikten” bahsederken kendilerini tüm bu kavramların en üstünde anlatma potansiyeline hayran kalıyorum. Kendisini överken bir rol model gibi anlatanlardan hep çekinmişimdir bu sektöre girdikten sonra. Çünkü tecrübe ettiğim şey çoğunlukla bu tipteki yaşam formlarının aslında kendisinde olmayanları kendisindeymiş gibi anlatabilme potansiyelinin tehlikeli bir mental problemin işareti olduğu yönündedir. Tabi bu konu aslında psikologların ve sosyologların iş sahasına giriyor ama naçizane kendi sektörümde gördüğüm gerçeğin basitçe bundan ibaret olduğuna inanıyorum.

 

Kendi durumunu önce kendilerine acındırarak kendilerini ikna etmeleri ve akabinde bu yalana sonuna kadar inanarak be sektörün çalışanlarının emeğini çalmaya teşebbüs etmeleri, hırsızlığına kılıf uydurabilmeleri ve ola ki başarıya (!) ulaşırsa bu hırsızlık ile gurur duyabilmeleri. Gerçekten çok enteresan bir ruh hali. İşin yine güzel taraflarından biri de bu yaşam formları suçüstü yakalanınca dönüp etraflarına “emlakçı yüzünden ev alamadım” diyebilmeleri. Emlakçı yüzünden değil, bilakis emlakçıya rağmen kendinden sebep o evi alamadın. Emeğe saygı göstermeyi başarabilse alamadığı gayrimenkulü alabilecek o kadar insan var ki piyasada. Tabi sonrasında bunlar gidip kendileri gibi bir emlakçı bulup, 300 liralık yeri 350 liraya alıp mutlu olmayı da başarabiliyorlar ki o hepten ayrı bir hikaye.

 

Tabi bu durum bir yandan da oldukça üzücü. Çünkü bahsettiğim kişiler ipsiz sapsız kimseler de değil; sözüne değer verilen bir esnaf, koskoca bir albay, saygıdeğer bir doktor veya önünde ceket iliklenen bir müdür. Yani kısaca uzaktan bakınca oturduğu koltuktan dolayı değerliymiş gibi duran ama koltuktan kalkınca asıl değeri ortaya çıkan birçok farklı figür. Neyse ki herkes bu anlattığım derecede değil elbette. Çünkü yine sık sık yazılarımda bahsettiğim gibi çok düzgün, emeğe ve emekçiye saygılı, sözünün eri, dik durmayı sözde değil özde başarabilen mal sahiplerimiz ve müşterilerimizin sayısı bu yazının konusu olanların kat ve kat üzerinde. Ancak yadsımamamız gereken bir gerçek ise biz buyuz, ülkemizin içinde bulunduğu durumun sebeplerinden biri de bu zihniyet. “Hep bana, Rabbena” ile bir toplum gelişmez, gelişemez. Her şeye rağmen bize değer veren ve bizim de kendilerini tanımaktan büyük mutluluk duyduğumuz mal sahiplerimiz ve müşterilerimizden ötürü;

 

Bu Şehri ve Bu İşi Çok Seviyoruz…

Düşünceleriniz...

Özgür Demirci

Özgür Demirci

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST