Kendi sesimizi duyunca neden şaşırırız?

KALEM Farkıyla...

Kendi sesimizi duyunca neden şaşırırız?

Kendi sesimizi duyunca neden şaşırırız?

Sesimiz, iç kulağımıza iki farklı yol izleyerek ulaşır. Bu yollar bizim ses algımızı etkiler. Hava yoluyla iletilen (dış çevreden alınan) ses, dalgalar halinde yayılır ve dış kulak yolu ile orta kulaktaki kulak zarına, oradan da iç kulaktaki kokleaya ve iç kulaktaki sıvı dolu kanallara taşınır. Ancak kemikyoluyla iletilen ses, kafamızdaki dokular aracılığıyla direkt olarak kokleaya ulaşır. Ancak sesinizi kaydedip dinlediğinizde, kemikyoluyla  iletilen ve “normal” sesiniz gibi duymanıza sebep olan yol devreden çıkmış olur. Ses kombinasyonunuzun yalnızca hava yoluyla iletilen parçası ile gelen sesinizi duyarsınız. Yani aslında ses kaydından dinlediğiniz ses, sizin diğer insanlar tarafından duyulan sesinizdir.

KONUŞMADA ELLERİ DEVREYE SOKUN

İnsan beyninde Broca Alanı denilen bir bölge vardır. Fransız cerrah Broca’nın 1864 yılında sol şakaklarımızın yakınında tespit ettiği beynin iki küçük bölümünden biridir.  Bu bölge dilin konuşma fonksiyonundan, konuşma sırasında cümlelerin gramer yapılarından sorumludur. Beynin alın (frontal) kısmının korteksinin arka tarafında bulunur. Broca alanı bu düşüncelerin kelimelere dökülmesinde ve bu dizilmiş kelimelerin ses tellerimize iletilmesinde rol alır.Konuşmak ile ilgili olan bu merkez, sadece konuştuğumuzda aktive olmaz.Ellerimizi hareket ettirdiğimizde de aktive olur. Jestler konuşmakla bağlantılıdır. Jestler sergileyerek aslında kendi düşünme eylemlerimizi güçlendirebiliriz. Jestleri kullanarak daha net düşünceler oluşturabilmekte ve daha net bir dil ile konuşabilmektedirler.O halde ne yapıyoruz? Konuşmada bu alanı çalıştırmak için elleri devreye sokuyoruz.

 

 

SESİNİZDEN MEMNUN DEĞİL MİSİNİZ?

 

Geçtiğimiz hafta bir dost telefonda sordu. “Sesim çok ince. Rahatsız oluyorum. Sesimi değiştirebilir miyim?” Sesin ameliyat ile değiştirilebilmesi mümkün. Sesinizin tonunda değişiklik yaptırmak olanaklı. Üsküdar Üniversitesi bu konunun uzmanı. Hem ses teli ameliyatları, hem de ses terapisi yapabiliyor. Bunun yanında erken evrede tespit edilmiş gırtlak kanserlerinde de boyundan kesi yapmadan ve boyuna delik açmadan ağız içerisinden lazer ile kanser tedavisi yapabiliyorlar.

 

OBEZ ÇOCUKLA NASIL KONUŞMALI?

Türkiye’de okul çağındaki her 5 çocuktan biri obez. Aman onları suçlu hissettirmeyin ve suçlamayın. Bu durum kendilerini motive etmediği gibi rahatsız eder. “Obezite ile İlgili Çocuklar ve Ergenlerin Yaşadığı Damgalanmalar” araştırmasını yürüten ekibin lideri Beslenme ve Diyet Uzmanı StephenPont’abunları ifade ediyor. Hatta “obez” ya da “yağ” gibi terimler yerine, “ağırlık” ya da “vücut kitle endeksi” gibi kelimeler kullanılmasını öneriyor. Ayrıca dışlamak yok. Obez, şişko gibi tanımlamalar yok. Aksini yaparsak daha fazla yemeğe sarılıyorlar. Bu bilimsel bir araştırmanın sonucu. Çocuğunuzla kilosu ile ilgili konuşurken başta obezitenin zararlarından genel olarak bahsetmekle başlayabilirsiniz. Yanlış mesajlar, alaycı tavırlar, diğer çocuklarla kıyaslamalar ters etki yaratır.

 

SES TONUNUZU AZALTIN

 

Konuşmaya başlamadan önce veya önemli bir telefon konuşması yapmadan önce, sesinizin rahatlamasına izin verin. Ses terapistleri ağzınızı kapatıp, dudaklarınızı birleştirip “um hum, um hum, um hum” seslerini çıkartarak bir teknik uygulatırlar. Bu tekniği uygulamak sesinizi optimal seviyeye getirir. Kendi kanaatinizi ortaya koyduğunuz anlarda ise, otoriter bir ses kullanmalısınız. O zaman sesinizi yükseltebilirsiniz. Sözünüzü bitirirken de tekrar optimal düzeyinize dönersiniz.

 

HAYYAM BUGÜN ÖLDÜ

İranlı matematikçi, astronom, şair ve filozof Ömer Hayyam’ınrubailerini oldum olası çok etkili buldum. Bir ton laf edeceğine bir dörtlüğünü söylemek yeterli. İşte onlardan çok beğendiğim iki tanesi

“İçin temiz olmadıktan sonra

Hacı hoca olmuşsun, kaç para!

Hırka, tespih, post, seccade güzel;

Ama Mevla kanar mı bunlara?”

 

 

Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:

Senden ayığız bu sarhoş halimizde.

Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:

İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?”

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

“Mehmet  Akif Ersoy’un; Baytar Mektebinde hitabet dersi verdiğini biliyor muydunuz?

 

ZARİF KONUŞMAK BİR MEZİYET

1950’li yıllarda, Mülkiye Mektebi’nde, diplomat olmaya niyetlenmiş öğrencilere “edepli lisan” incelikleri anlatılırmış. Kırmadan konuşmanın usulü öğretilirmiş. Üslup kavratılırmış. Hitabet dersini konservatuar hocası Nurettin Sevin ve Avukat Ulvi Erbay verirmiş. Bu eğitimden geçmiş çok sayıda vali, büyükelçi, siyasetçi ve üniversite hocası, en kaba niyetleri bile en ince dille anlatmanın başarısını öğrenmiş. Nerde şimdi böyle bir zarif dil, nerde şimdi öyle bir eğitim. Zarif konuşma deyince de hemen aklıma Zeki Müren gelir.

 

HATİP BABANIN HATİP OĞLU

Sesi ve hitabet yeteneğiyleve özellikle Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal’e hitaben yaptığı konuşmasıyla tanınan Hikmet Boranın oğlunun,Türkiye’nin ilk stand-up’çısı, sunucu Orhan Boran olduğunu biliyor muydunuz?

 

 

Düşünceleriniz...

Gökhan Bayram

Gökhan Bayram

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST