Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Çanakkale Şubeler Platformu, ülke genelinde gerçekleştirilen iş bırakma eylemi kapsamında bugün sokağa çıktı. Çanakkale Valiliği önünde toplanan çok sayıda kamu çalışanı, artan hayat pahalılığına, düşük maaş zamlarına ve vergi adaletsizliğine karşı tepkilerini dile getirdi.

KESK Çanakkale Şubeler Platformu, Türkiye genelinde alınan karar doğrultusunda bugün (14 Ocak 2026) bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Çanakkale Valiliği önünde bir araya gelen sendika üyeleri, "Geçinemiyoruz!" diyerek basın açıklaması düzenledi.
KESK tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında g(ö)revdeyiz!
Geçinemiyoruz! Çünkü:
TÜİK’in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sıralamasında dünya 5. siyiz
Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara 1. yiz.
AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece 1 ayda yaşanıyor.
Maaşlarımız Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminine, TÜİK’in sahte verilerine göre arttırılıyor.
Maaşlarımız Ocak ayından itibaren enflasyon farkı dahil %18,60 aratacak. Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri 6’şar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar.
Gerçek tablo şudur: Kamu emekçileri 2026’ya taban aylığa 1.000 TL seyyanen artış dâhil %12,5 zamla giriyor.
Buna karşın, 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme en az %25, kiralara ortalama %35 zam yapıldı.
Tablo çok net: Maaş zammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı da adaletsiz gelir vergisi dilimleriyle lime lime edilecek, vergiye gidecek, buharlaşacak.
“Toplu sözleşme” adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor.
Bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır.
Yandaş konfederasyon sözcüleri 2025 Ağustos’unda, KESK olarak yıllardır söylediğimiz gibi “Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz. Hakeme başvurmayacağız” demelerine rağmen, çağrılır çağrılmaz soluğu Hakem Kurulu toplantısında aldılar. “Toplantı yeter çoğunluğunu sağlayıp masadan kalkma” madrabazlığı yaptılar. Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, kamu emekçilerinin ortak talepleri için birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar.
Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu ittifakının ortak eseridir.
Hangi sendika üyesi olursak olalım günden güne daha fazla yoksullaşırken, iktidar sözcüleri bozuk plak gibi “İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz”, “Eski Türkiye devri bitti, artık Yeni Türkiye’deyiz” nakaratını tekrarlıyor.
Oysa, emeğiyle geçinen tüm kesimler eski günlerdeki “alım gücünü” arar haldedir.
Geldiğimiz noktada asgari ücret yanında en düşük memur emeklisi aylığı da ilk defa açlık sınırının altında kaldı. Ortalama maaşlarımız yoksulluk sınırının yarısına geriledi.

Ne zaman emeğimizin karşılığını istesek, ülkeyi yönetenler yıllardır “kaynak yok, bütçe imkânlarımız kısıtlı” diyorlar. Oysa sorun kaynak değil, kaynakların kimin için harcandığı sorunudur. Son bütçede bir kez daha gördük. Tüm vergi yükünü yine bizlerin omuzlarına yıktılar.
Bizden, halktan toplanan her 100 TL verginin:
20 TL’si yabancı ve yerli mali oligarşiye faiz olarak,
5 TL’si patronlara teşvik, prim desteği, katkı olarak,
En az 16 TL’sini silah tüccarlarına, tekellerine “savunma ve güvenlik harcaması” olarak,
3 TL’si ise yandaş müteahhitlere dolar cinsinden hazine garantisi olarak gidecek.
Öte yandan, her 100 TL verginin; sadece 4 TL’si yoksullukla mücadeleye, 3 TL’si istihdama, 3 TL’si tarıma, sadece 62 Kuruşu hukuk ve adalete, 11 Kuruşu bağımlılıkla mücadeleye, 6 Kuruşu kadının güçlenmesi programlarına gidecek.
Yerli ve yabancı sermayeye dakikada tam 186 asgari ücret tutarında faiz verecekler.
Hazineden sermayeye, patronlara teşvik olarak dakikada tam 70 emekli aylığı verecekler.
Bütçeden savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya dakikada tam 66 memur maaşı harcayacaklar.
Bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil, bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılmaktadır.
Yıllardır bizi yoksullaştıranlar, bir avuç azınlığı zenginleştiriyor. Hem de bunu bizim vergilerimizle, bizim soframızdan çalınanlarla yapıyorlar.
Antidemokratik uygulamalarla, baskıyla, yasakla, korkuyla bu düzene razı olmamızı istiyorlar. Biat eden modern kölelere dönüştürmeye çalışıyorlar.
Bir avuç azınlığın lehine olan bu tabloyu biz yaratmadık. Kapıkulu değil, kamu emekçisiyiz!
Tüm baskılara karşı emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur demenin zamanıdır.
İşte bunun için;
Maaşlarımızda hemen şimdi ek %20 artış yapılmasını,
2023 Temmuz’dan itibaren hayata geçirilen ilave seyyanen ödeneğin taban maaşlarımıza yansıtılmasını,
Verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini, tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge, ilave seyyanen ödeneğin emekli aylıklarına eklenmesini, mülakatın kaldırılmasını,
4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın, Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini,
En geç Haziran sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulmasını,
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, kira, kreş ve yol yardımı istiyoruz.
Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan emekçi sınıflar, sefalete itilenler, ötekileştirilenler; yoksulluk, güvencesizlik ve baskıdan başka bir şey vaat etmeyen bu düzenden bıkmış, usanmış durumda.
Milyonlar bu baskı ve sömürü düzenin değişmesini istiyor. Etrafını bu umutla izliyor. Oysa sadece istemek, umut etmek yetmez, aslolan değiştirmek için mücadele etmektir.
Bunun için tüm kamu emekçilerini hepimize dayatılan yoksulluğun ortağı olmamak için mücadele alanlarına, KESK’te örgütlenmeye çağırıyoruz.
İşçisinden emeklisine, asgari ücretlisinden gencine, kadınına kadar tüm kesimleri insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza vermeye davet ediyoruz.
Bugün susarsak yarın geç kalırız! Bugün durursak yarın yok sayılırız! Kurtuluş yok tek başına!
Ya hep beraber ya hiçbirimiz! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yorumlar
Kalan Karakter: