KALEM Farkıyla...

Melisa

Melisa

Bu haftaki yazım için defterimi karıştırırken küçük bir melisa dalı geçti elime. Bir şeyin yerini kaybetmemek için koymuş olmalıyım. Melisanın çayını yapıp içerseniz sakinleştirir ve uyuturmuş. Bende pek bir işe yaramadı. Babamın her gün çalıştığı bahçesinde çok güzel bir melisa ağacı var. Bu küçük dal da oradan. Yanından geçerken fesleğene çarpar gibi dokunursanız güzel kokusuyla üzerinizi kaplar. Sanırım ben ne zaman bir melisa görsem hep o bahçeyi hatırlayacağım. Kimi anılar belli bir şeye tutunup sırf onu temsil etmek için var sanki. Çok önce bir yerde okumuştum: bazen bir yerde kuşlar havalanır, hiç biri de biz görelim diye değil…
Totaliter, bencil aydınlanmacı düşünüş şeklinin eleştirisi diye yorumlamıştım. Kendimi ne zaman bir şeylerin merkezinde görsem aklıma o kuş gelir. Öylece havalanıyor. Ve hiç kimsenin onun varlığından bile haberi yok.
İhtiyar bir Arnavut’tan duymuştum. (Arnavut dede derlerdi.) İnsanların hayvan tipli olduğunu. Aslında şöyle bir düşününce herkesi bir hayvana benzetmek kolay. Sevdiğiniz biriyse eğer sevimli bir hayvana benzetiriz. Güçlü kudretli hayvanları biz pek bir severiz. Atalarımız da kutsal saymış kadim zamanlarda. Birini, o kudretli hayvanlardan birine benzetecek olursanız buna pek kızacağını sanmam. Bizim bir enişte var kesinlikle eşek tipli. Lafınıza aldırış etmez, kendi bildiğini okur. Yemek yerken etrafını görmez. Çoluk çocuk aç mı tok mu umurunda olmaz. Bir de dürtünce kulaklarını sallasa tamamen eşeğe benzeyecek. Bana göre insanlar bitkilere de benziyor. Kokusuyla, yabanlığıyla, heybetli ve zayıf görüntüleriyle… Bütün her şeyi uzun zamandır paylaştığımızdan tekleşmiş olmalıyız. Bazı bitkiler belli mevsimlerde mi yetişir, yoksa o yetişti diye mi mevsim gelir bilmem. Ama ben bazen ikincisine inanmayı severim. Kasımpatı sonbahardır mesela. Bir yerde onu görürseniz son bahar nerede olursa olsun hemen yetişir. Şu günlerde kendini hissettirmeye başladı bile. Bunaltıcı sıcaktan kurtulduk da uykular rahat uyunur hale geldi. Üstümüz başımız uzun kollu olur yakında. Okul sesleri yükselir her yerden. Uzaktan zil sesleri duyulur. Trafik yoğunlaşır. Bir telaştır başlar. Sonra soğuktan da şikayet etmeye başlarız. Bazı bitkilere ve hayvanlara benzesek de insanız sonuçta. Çiğ süt emmişiz. Ne demiş şair: “insan çektik kurayı olmazlara meylim var. Ne kalp isterdim ne baş üstelik bir dilim var” hoşça kalın.

Düşünceleriniz...

Ahmet Sayar

Ahmet Sayar

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST