Ne kazanırsan lira

KALEM Farkıyla...

Ne kazanırsan lira

Ne kazanırsan lira

Sabah evden tok çıkıp akşam eve aç giriyoruz. Cebimizde soygun var. İnsanlar açlıktan ve çaresizlikten çöpten ekmek toplasa, “geri dönüşümde duyarlılık arttı” manşetleri atılacak; kıyafet alamadığı için önüne yaprak bağlayıp dolaşsa, “organik giyime ilgi çoğaldı” yazıları süsleyecek. Şarlatanlık altın günlerini yaşıyor. Orköy üretimi desteklemek için traktör kredisi veriyor. Borçlanarak traktör sahibi olmak isteyen çiftçinin birde kefil bulması gerekiyor. Kefil de başka bir çiftçi… Bu projelerden verim alan çiftçi tanıdığınız var mı? Ya da üretimi ihracat yapacak refaha taşıyan? Mesela, Kumkale’ de yıllardır üzerinde tarım yapılan arazilerini, borçlarını kapatmak için kaybeden çiftçiler var. Destek ve teşvik adı altında satılan ithal koyunların veba salgınına sebep olduğunu hatırlıyorsunuz. Benzer bir destekleme de koyun ve keçi sütüyle yapılan Ezine peynirinin marka değerini korumak için yapılmıştı. Ezine, Ayvacık ve Bayramiç ilçelerinde ki çiftçiler teşvik edilerek hayvanların sayısı çoğaltıldı. Hayvan sayısı çoğalınca süt üretimi de arttı. Geldiğimiz noktada süt üretimi fazla diye geçen yıldan itibaren pandemi bahane edildi, mandıralar sütleri almadılar. Yapılan teşvik çiftçiye para kazandırmıyor. Pandemi sürecince, devlet halkına da bakamadı ama halk, 8-10 yerden maaşlarını vererek devletimizi yönetenlere çok iyi baktı. Vatandaş sokakta çocuğuna yemek dilenirken; bakanlık görevinden alınan bakana, diğer maaşlarının yanında bir de her ay 40.000 lira Huzur Hakkı verilmesi kimseyi rahatsız etmiyor mu?
Nedir bu huzur hakkı? Ömrü dağlarda terörle mücadeleyle mi geçmiş? Ameliyathanelerde mi tükenmiş ömrü? Yıllarca ücra dağ köylerinde sefalet içinde öğretmenlik mi yapmış? Maden ocağında kanser mi olmuş? Nedir bu? Niye milletin huzuru 4.250 lirayken bunlarınki 40 bin? 45 milyonu aşkın yurttaş yoksulluk yaşıyor. En yüksek gelire sahip imtiyazlı yüzde 1’lik kesim, tüm ülkenin toplam gelirinin yüzde 23’ünü kasasına koyuyor. Eşitsizlik her geçen gün derinleşiyor.
Köprü için araç başına, devletten şirkete 15 Euro+KDV olmak üzere günlük 45 bin araç garanti verilmişti. Açılıştabu geçişücretiotomobiliçin200 lira olarak belirlendi. Devletin, milletin cebinden beş kuruş çıkmayacak dediği bu garantinin hesabı 2016’ da yapıldı. Nasıl? Şöyle altyapı projesi inşa edilirken, ihtiyaç duyulan finansmanı şirket sağlar, krediyi bulur. Projeyi bitirince bu finansman hepimizin cebinden fazla fazla çıkar. Yıllarca ödemek zorundayız. Kamu ve özel sektör işbirliği de tam olarak bu mu demektir? Tabi bu finansman, garanti ödemeleriyle vatandaştan tahsil edilirken, sözleşmeler vatandaştan gizleniyor. E hani kamu?
Sonuç olarak, bu sistemde köprüden geçersen eksiye düşüyorsun, köprüden geçmezsen de eksiye düşüyorsun.
İyi haftalar.

Düşünceleriniz...

Hanife Erkan

Hanife Erkan

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST