Rapsot’tan söylence

KALEM Farkıyla...

Rapsot’tan söylence

Rapsot’tan söylence

Şimdi bakınca boğaza, oraya buraya. Dalgaların en uçlarına, yakınlara, kordondaki banklara… Oturan birileri vardı. Beni görünce ayağa kalkan, yanındakinden utanmalı eski sevgili… Çok mu zaman aşımı bunca birikmiş imgelerimiz? Bu ilde doğduğumu bilenler var. Ben bilmem. Epeyce geçmiş üstünden. Ben sonradan duydum. Destanlar söylenmiş kanatlı sözlerle görkemli. Rahat uyusun diye sakinleri hayat ödeyenler olmuş tam adasına, yarım adasına küçük şehrimizin. Hep yıpratmak hep üzmek mi gelmiş elinden insan oğlunun İlyon’u?
Şimdi bakınca uzaktan yabancılar anı için tahta at başında elleri fotoğraf makinalı . Belli tarihinde yılın, sokaklar dolusu öğrenciler her yerinde minicik şehrin. Yaşanmış anı ararken bıraktıklarından habersiz. Sen içinden boğaz geçen Troia’nın şehri. Çok küçüksün sen şehirden göçenlere bir tutam sayfiye huzuru için. Senin sokaklarından başka köylerine de doluştu insancıklar bir nebze doğal toprak başlangıcı için. Ne çok geliş gidişli bayram kalabalığı arabalar birikir ta caddelerine kadar. Ne derdin konuşsan? Hangi zamanlardan hangi gördüklerinden dem vururdun acaba? Dolu testili, ümit kesmeli türkülerini söyler durur bayramlarda her gelen. Oysa umut denize bırakılan kağıt bir gemi şimdi. Ve yahut bir şişe içinde, engine bırakılmış bir rulo yazılı kağıt. Kiminin hamasi arka bahçesi oldun eksik manalarını tamlamak için, bazılarına da kale oldun “ilerici” ideolojileri için. Kimin kahraman, kimin asil, kimin sahte, kimin riyakar olduğunu tekmil bilirsin sen en görkemli vakur benliğinde.
Gene de içim el vermez yıpratmalarına seni durmadan. Çıkarları için her yerini didik didik etmelerine üzülür kanar yüreğim. Bu yüzden söylerim bu söylenceyi aktarılsın diye dilden dile. Hiç bir art niyetli, yok sayamasın da nesilden nesile aktarılsın diye söylerim bunları. Geçenlerde saat kulesinin üstüne denk bir yerden baktım da her yeri pejmürde yapılar kaplamış. İlk binaların ara mahallelerde kalmış metruk ve bakımsız. Kimi cenahlar, yıkılsın veya yansın da yerine çürük yapılar yapalım diye bekler durur.
Ben Çanakkaleli rapsot hepsini bir bir bilir ve takip ederim. Kimler kirletir denizini sokaklarını, en güzel peynir nerededir kim yetiştirir en sulu domatesin hasını, en doğal otları sebzeleri kimler getirir pazara. En şirin tenha yerlerde neler saklıdır, Sırası geldiğinde tekmil sayıp dökeceğim önünüze bir bibir. Hoşça kalın.

Düşünceleriniz...

Ahmet Sayar

Ahmet Sayar

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Köşe Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST