Çanakkale'nin değişmeyen yüzlerinden biri
Bazı insanlar vardır, bulundukları yere kimlik kazandırır.
Çanakkale'nin eski Hükümet Sokağı'nda, Kordon'a açılan noktada yıllardır duran Mehmet Sayar da onlardan biri.
Mehmet Sayar'ı tanıyor musunuz ?
Yaz sıcağında terliği ve şortuyla (bazen kışın bile terlik ve şort ile) dükkânının önünde görüldüğünde kimse şaşırmıyor. Çünkü onu tanıyanlar biliyor; Mehmet Sayar'ın gösterişle, tabelalarla, reklâmlarla işi yok. O, tam 43 yıldır aynı sokakta, aynı sadelikle, aynı samimiyetle çay demliyor., yanında dostluk.
Belki de bu yüzden çay ocağının bir adı yok.
Ama herkes nerede olduğunu biliyor.
Çaydan önce gelen şey: İnsanlık
Mehmet Sayar'ın müşterileri arasında memur da var, emekli de, esnaf da, öğrenci de.
Ancak onu farklı yapan şey sadece çayı değil.
Parası olmayanı geri çevirmiyor.
Bir bardak çay isteyen ama cebinde para bulunmayan biri için hesabın hiçbir zaman önemi olmamış.

Çünkü Mehmet Sayar'ın anlayışında önce insan geliyor.
Bugün birçok işletmenin maliyet hesaplarıyla boğuştuğu bir dönemde o hâlâ "bir çayın hatırı vardır" sözünü yaşatmaya çalışıyor.
Belki de müdavimlerinin yıllardır buradan kopamamasının nedeni tam olarak bu.
Müşterisinin çayını söylemeden hazırlıyor
43 yıl aynı yerde durmanın insana kazandırdığı şeylerden biri de güçlü hafıza.
Mehmet Sayar, müdavimlerinin çoğunu ismiyle tanıyor.
Kim şekersiz içer...
Kim açık sever...
Kim demli ister...
Kim ikinci çayı beklemeden üçüncüyü söyler...
Bunların çoğunu artık sormasına gerek kalmıyor.
Müşteri masaya oturduğunda çayı çoktan hazırlanmış oluyor.
Bu yüzden buraya gelenler kendilerini müşteri gibi değil, ev sahibi tarafından ağırlanan misafir gibi hissediyor.
Gazeteler hâlâ burada okunuyor
İçeriye girildiğinde ilk dikkat çeken ayrıntılardan biri duvardaki gazete rafı.

Ulusal gazeteler...
Yerel gazeteler...
Günün manşetleri...
Mehmet Sayar hâlâ gazete satın alıyor.
Çünkü insanların haber okumasını istiyor.
Sadece okumak da değil.
Gazetelerin yanında her zaman bir kalem ve not kâğıdı bulunduruyor.
Bir haber dikkat çekerse not alınsın diye.
Bir fikir akla gelirse unutulmasın diye.
Dijital çağın hızla tükettiği alışkanlıklar arasında bu küçük ayrıntı, aslında büyük bir kültürü yaşatıyor.
Her sabah sokağını süpürüyor
Belki de hikâyenin en etkileyici kısmı burada başlıyor.
Çay ocağının önünden geçenler sık sık Mehmet Sayar'ı elinde süpürgeyle görüyor.
Sadece kendi dükkânının önü değil.
Sokağın tamamı.
İnsanların yere attığı sigara izmaritleri...
Rüzgârın sürüklediği çöpler...
Kaldırımlarda biriken küçük atıklar...
O bunları toplamayı yıllardır sürdürüyor.

Çünkü ona göre temiz sokak belediyeden önce o sokakta yaşayanların sorumluluğu.
Bugün birçok kişinin yaşadığı mahallenin çöpünü görmezden geldiği bir dönemde Mehmet Sayar'ın bu tavrı ister istemez aynı soruyu akla getiriyor:
Keşke herkes kendi sokağına bu kadar sahip çıksa.
Kordon'da 15 liraya çay içilebilen son adreslerden biri
Çanakkale Kordonu'nda oturup çay içmenin maliyeti her geçen yıl yükselirken Mehmet Sayar fiyatlarını mümkün olduğunca erişilebilir tutmaya çalışıyor.
Kendi ifadesiyle:
"43 yıldır buradayım. Buraya gelen herkes benim dostum. Müdavimlerimi ismen tanırım. İşimi düzgün yapıyorum. Fiyatlarımı da günün koşullarına göre sınırda tutuyorum."
Belki de bu yüzden yıllardır aynı masalarda aynı insanlar oturuyor.
Gazeteler okunuyor.
Çaylar tazeleniyor.
Sohbetler uzuyor.
Ve şehir değişirken bazı şeyler yerinde kalmaya devam ediyor.
Bir çay ocağından daha fazlası...

Çanakkale'nin merkezinde, manolya ağacının karşısında, DenizBank'ın arka sokağında bulunan bu mütevazı mekân aslında bir çay ocağından çok daha fazlası.
Burası, insanların birbirini ismiyle çağırdığı günlerin küçük bir hatırası.
Burası, mahalle kültürünün hâlâ yaşadığı bir köşe.
Ve Mehmet Sayar, 43 yıldır o kültürün sessiz bekçisi.
Şehirler büyüyor, insanlar değişiyor, alışkanlıklar kayboluyor.
Ama bazı insanlar, bir kentin hafızası olarak yaşamaya devam ediyor.
Mehmet Sayar da onlardan biri.
Yorumlar
Kalan Karakter: