Silgi Diye Bir Şey İcat Edilmiş Asırlar Önce

KALEM Farkıyla...

Silgi Diye Bir Şey İcat Edilmiş Asırlar Önce

Silgi Diye Bir Şey İcat Edilmiş Asırlar Önce

Okuma yazma öğrettiğim öğrencilerimin derslerinde karşılaştığım bir sorun var: Silgi kullanmamaları… Elbette hata yapıyorlar ama yanlış yazdıkları harfi birkaç inatçı kalem darbesiyle istenene dönüştürüveriyorlar. Tamam, bazıları sırıtmıyor da bir ‘’ç’’ harfi ‘’k’’ olmaya zorlanınca hoş olmuyor mesela. Böyle durumlarda ‘’Üşenme çocuğum, bak silgi diye bir şey icat edilmiş asırlar önce ,’’ diyorum. Onların bu üşengeç tavırları kendi çocukluğumu hatırlatıyor sonra.
Ortaokul son sınıfın yaz tatilinde dayımın çay bahçesinde çalışıyordum. Genellikle meydancılık yapar, Metin Ağabey’in uyanamadığı sabahlarda ya da kimselere haber vermeden kafa izni yaptığı zamanlarda yedeğe, yani çay ocağına da bakıyordum. Müşterilerimiz belli başlı kimselerdi. Perşembe günleri ve namaz çıkış saatlerinde yoğunluk olurdu. Herkesin ne zaman ne içeceğini, nasıl içeceğini ezberlemiştik.
Ormancı amca yaz kış salep içerdi mesela. Salebi de biraz onun için alıyorduk zaten toptancıdan. Yine bir ikindi sonrası Ormancı amca salep istedi. Bizim kavanoz boşalmış yeni paketi de açıp boşaltmamıştık. Bıçakla köşesinde bir parça kesip bardağa hafifçe döküverdim. Ben hafifçe döküverdim amma salep paketin içinde topaklandığından biraz da dökülsün diye uğraşınca bizim bardak neredeyse toz saleple doldu. ‘’Kim uğraşacak şimdi bardak yıkamayla,’’ deyip bir iki damlada üzerine su ilave edip servis ettim. Ormancı amca, içine iki de şeker atınca ortaya mükemmel bir karışım çıkmış oldu. Uzaktan birazda muzipçe izlerken masayı, el etti ‘’Yavrum sizde bunun içilen soyundan yok mu?’’ diye sorunca tutamadım kendimi. Bir yandan gülerek ‘’Bugün torpilli oldu salep yiyiver gitsin,’’ dedim.
Bu üşengeçliğim belki tatlı bir sonla neticelendi ama üşenmek sanırım insanoğlunun doğasında var. Çocukken başlayan bu serüven bir ömür devam ediyor. İki nokta arasında L şeklinde bir yol varsa eğer tam çaprazdan kestirme bir patika oluşturulduğunu muhakkak görmüşsünüzdür. Emniyet kemeri takmayan sürücülerin büyük bir çoğunluğunun bahanesi de bu üşengeçlik. Ödev yapmayan öğrencilerin sıraladıkları temelsiz bahaneler yumağının altındaki gerçek de bu üşengeçlik.
Orta noktayı bulmakta da zorlanmıyor değiliz. Hem çevremizdekilerin üşengeçliklerinden şikâyet edip hem de bir hedef uğruna çok zaman harcamışlarsa ‘’Üşenmedin mi? ‘’ diye de sorabiliriz.
Üşenmeyip buraya kadar okuduysanız hepinize teşekkür ederim, çakın bir beşlik…
Bu haftayı da Ahmet Muhip Dıranas ile noktalayalım kıymetli okur,
‘’Baksan bir uzaklık var hangi yana,
Hangi eşyaya dönsen boş bir ayna;
Varmak istediğim uzak limana
Gemiler beni almadan kalkıyor.’’
Herkese sağlıklı, huzurlu, mutlu haftalar diliyor; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramlarını kutluyorum.
Kalın Sağlıcakla.

Düşünceleriniz...

Hakan Gülhan

Hakan Gülhan

Özel Eğitim Uzmanı Eğitim Koordinatörü

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST