Sınıfta kalma

KALEM Farkıyla...

Sınıfta kalma

Sınıfta kalma

“Bir insanda insanın bütün halleri vardır” denir. Derinlemesine, olayların iç yüzüne inildiğinde, neredeyse herkesin bir roman kahramanı olduğunu ve hayat hakkında veriler barındırdığını düşünüyorum. Bunda elbette, yıllar sonra karşılaşılan bir dostla karşılaşmış ve konuşur gibi, tekrardan Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşlerini okumaya başlamamın payı büyük. Kendi iç çatışmalarını kahramanlarına yaşatmasını, en güçlü, zeki kahramanlarının da genellikle kendisinin katılmadığı argümanları öne sürmesini ve bunu yaparken de hayret verici bir biçimde üç boyutlulukla inşa etmesini özlemişim doğrusu. Bir röportajında, “Şu yılda doğdum, şu yılda annem öldü, filanca yılda Dostoyevski okudum. O günden beri huzurum yok” diyen Cemal Süreya’yı anmasam olmazdı.
Dostoyevski’nin her kişiye ve olaya roman penceresinden bakıp hikaye haline getirebileceğini düşünürdüm önceleri. Halen öyle düşünüyorum. Ücra ve tenha bir balıkçı kahvesinde, telefonda konuşurken etrafında kendisini şaşarak izleyenlere aldırmadan ağlayan o adamı bir kaç gün sonra parkta yürüyüş yolunda bir kadınla el ele yürüyüş yaparken gördüm. Adamın gururlu, kibirli, rahatlamış tavrından hemen anladım o telefonda konuştuğu kadın olduğunu. Yanında hayat kadını görünümlü, pejmürde, yürüyüş yolunda küstah tavırlarla sigara içen o kadının gerçeğinin farkında olmadığını, aşktan gözünün kör olduğunu düşündüm. Eksikliğini, yetersizliğini unutmanın yolunu o sayede bulan adamın hikayesini hayal etmemim sebebi de Dostoyevski’dir. Bunca saklı korkuları olan, kendilerine bile çekinmeden yalan söyleyen, acizliğine garanti olsun diye kendi çocukları arasında bile tercih yapanlar bana neler yapmazlardı ki… Diğergamlı, ahlaklı, duyarlı insanların olması gerektiğini, sorumluk duygusunun yüceliğini, bir insanın işlediği suçta tüm insanların sorumluluğu olduğunu ve daha birçok şey söyler Dostoyevski.
Yeni akım medyadaki programda bir psikiyatrist, şu dönemde insanlığın bazı ahlaki değerler açısından sınıfta kaldığını ima edince, Dostoyevski’nin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gördüm. Nasıl mı? Pandemide eğer mesele, insanlığı bir virüsten kurtarmak olsaydı, aşının formülünün her ülkeye verilip herkesin acilen aşılanıp kırandan kurtulması sağlanırdı. Oysa bu melun malum durum, rant ve çıkar sağlamak için bulunmaz bir fırsat haline getirilip kullanıldı. Bir tek insanın bile hayatına paha biçilemezken bir çok insan ölmeye devam etti ve ediyor. Sıska, aç, ölmek üzere olan bir Afrikalı çocuğun yanında ölmesini bekleyen akbabayı izlemekten ne farkı var bunun… Bence farksız. Ortak felaket yaşandığı anda el birliği yapıp tek vücut olamayan insanlık, aynı sınıfta uzun süre pinekleyeceğe benzer. Siz ne dersiniz?

Düşünceleriniz...

Ahmet Sayar

Ahmet Sayar

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST