KALEM Farkıyla...

Tanrılar

Tanrılar

Sümerler, Nibiru’nun güneş sisteminin on ikinci üyesi olduğunu, gök bandının bu yüzden on iki eve, yılın bu yüzden on iki aya bölündüğünü anlamışlardı. Dünya (dışarıdan içe sayınca) güneş sisteminde ki yedinci gezegendi; dolayısıyla on iki kutsal göksel sayı ve yedi ise kutsal arz sayısıydı Sümerler için. Sayısız Sümer tabletinde defalarca yazılıdır ki; Anunakiler Tufan’dan çok uzun zaman önce dünyaya gelmişlerdi. Nibiru’nun bir yılı, dünya yılı ile 3600 yıla denk gelmekte.
Yine Sümerler dediniz değil mi? Evet, yine Sümerler. Sümerleri öğrenmedikçe, anlamadıkça hiçbir şeyin farkındalığına varamayacağız çünkü. Mustafa Kemal’in de istediği buydu halkından. O yüzden bize SÜMERBANK’ı miras olarak bıraktı. Göbeklitepe’nin bir uzay istasyonu olduğu gerçeğini görmemiz için Sümer Tabletlerini iyi anlamalıyız. ZecheriaSitchin, SamuelNoahKramer ve Muazzez İlmiye Çığ yol göstericilerimiz olmalı. Onların bulgularını ileriye taşıyacak çalışmalar içerisinde olmalıyız. Yazmanlar incelenmeli, Sümer okulları iyi anlaşılmalı, ENKİ’nin mirası olan kil tabletler doğru anlaşılmalı. Nuh Tufanı diye anılan tufan doğru yorumlanmalı. Niçin altın dünyanın en kıymetlisi, bu çok doğru yorumlanmalı. Yapılabiliyor mu? Evet, yapılabiliyor bu doğru yorumlar ve bu doğru yorumlara sadece algımızı açarak yaklaşmak yeterli doğruyu bulmak için.
Öyle bir medeniyetten bahsediyoruz ki; halen onların bulduğu burçlar ve burç figürlerini kullanıyoruz. Korkunç gelmesin size yada inanılmaz gelmesin, inanın çünkü onlar göksel varlıklarla birlikte yaşıyorlardı. Nefilimler, Anunakiler, İgigiler… Hep birlikteydiler, Mars ve Ay birer ara uzay istasyonuydu ve dünya Nibiru’nun ihtiyacı olan “ALTIN” madenini sağlıyordu onlara. Evet, altın…
Ölümsüzlük bitkisinden yaptıkları ekmeği yiyorlardı ve üzüm şarabi içiyorlardı ekmeğin yanında. Bira ve şarap baş içecekleriydi göksel varlıkların. Şarkılar söylüyorlar hatta dans ediyorlardı. Tıpkı insanda olduğu gibi tüm amaçları cinsel hazdı… Evet, insan bu gerçeği saklasa da doğrusu bu ve onlar bu gerçeği saklamıyorlardı.
Şimdi, birçok spiritüel insanın dediği gibi yine o 3600 yıllık döngü yaklaştı. Bunu Maya Takvimi de doğrulamakta. Dünyanın yeni bir 3600 yıl aralığına girmesi için sayılı yıllar kaldı. Yeniden yıkımlar başlayacak ve Einstein’ın izafiyet kuramı devreye girecek. Dünya önemli değişimlere uğrayacak ve insanlık bir kez daha sıfırlanacak. Bu kez tabletlerin yanı sıra bizim bilgisayarlarımız, disklerimiz, flash belleklerimiz çıkacak toprak altından. Müzeler kurulacak bir kez daha. İnsan geçmişini arayacak. Bulduklarını tanrılaştıracak, kendince dinler icat edecek. Uzun bir 3600 yıllık yolculukları olacak. Bir kez daha, bir kez daha tufanlar alacak, Nibiru geldikçe, yörüngesi Mars ile Dünya arasından geçtikçe.
Yine mitoloji hortlayacak, belki de bu kez geçmişte adı en çok geçenler Tanrılaşacak. Teacher, Trump, Churchill, ATATÜRK, Maradona, Muhammed Ali, Paris Hilton… Olamaz mı? Olabilir. Daha önce olmadı mı? Oldu.
Bu satırları yazdığımda aslında aklımda olanı daha aktarmadığımı fark ettim. Aslında buraya kadar aktarmalıydım ama neyse, şimdi aktarayım.
Hiç düşündünüz mü? Dünya tufanlarla sarsılsa bile bundan etkilenen sadece insanoğlu. Çünkü insan dediğimiz biz varlıkların bu yer küre ile uzak yakın bir ilgisi bulunmamakta. Ne uzun tırnaklarımız var, ne kesici dişlerimiz, ne hızlıyız ne de uçabiliyoruz. Kaslarımız da neredeyse tüm hayvanlara oranla daha güçsüz. Yani, diğer hayvanlarla tabiatta baş başa yalnız kalsak şu ana kadar neslimiz tükenmişti ama bu olmadığı gibi tabiatın en vahşi canlısı haline geldik. Nasıl mı? Bakalım…
Bir aslan düşünün, antilop avladı ve gereken miktarda diğer aslanlarla birlikte antilopu afiyetle yedi, bir kenara çekildi. Kurtlar geldi, çakallar, sırtlanlar ve belki de tilkiler. onlar da sebeplenip antilopu terk edince akbabalar, leş kargaları… İnsan ise hiçbir özelliğe sahip olmadığı için en son sırada o leşin yanına korkarak geldi ve kemiklerle yetindi. Avcı toplayıcı bu demekti işte avcıların artıklarını topluyordu. Ancak, burada insan bir keşif yapıyor ve kemiğin içinde ki iliğe erişmek için taş kullanıyor. Kullandığı taş ile kemiği kıran insan besine ulaşınca doğanın gücünü tüm doğaya karşı kullanmayı keşfediyor ve sonuç günümüz.
Unutmayalım ki, son zamanlara denk geldi hayatımız ve belki biz göreceğiz belki de çocuklarımız.

Düşünceleriniz...

Ufuk Cankaya

Ufuk Cankaya

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST