Temel beceri endeksi

KALEM Farkıyla...

Temel beceri endeksi

Temel beceri endeksi

Bu hafta gayrimenkulün dışına çıkalım ve daha genel bir konu üzerinde duralım; Temel Beceriler ve bunun bir ülke açısından önemi. Her yıl bir takım kuruluşlar binlerce araştırma yayınlıyor ve ülkeleri, coğrafyaları, insanları, olayları karşılaştırıyor. Bunlar üzerine yorumlar yapıyor ve daha ne yapılabilir veya ne yapılmalı üzerine kafa patlatıyor. Bu çalışmalardan biri de temel beceri endeksidir ki aslında bir ülkenin ne durumda olduğunu en net gösteren endekslerden biridir.

Nedir “Temel Beceri Endeksi”? Bir kişinin dört işlem gibi işlemleri yapabilmesinden basit problemleri çözebilmesine, okuduğunu anlamasından aklındakileri söze veya yazıya dökebilmesine, konular arasında doğru bağ kurabilmesinden neden sonuç ilişkilerini doğru konumlandırabilmesine kadar normal bir insanın rahatlıkla yapabilmesi gereken becerilerin binlerce kişi üzerinde test edilmesi ve bunların ülke bazında karşılaştırılması ile ortaya çıkan sıralamanın adıdır temel beceri endeksi. Bu çalışmalar neticesinde ülke olarak nerede olduğumuz ise işin acı kısmıdır. Niye derseniz çıkan sonuçlardan biri ülkemizdeki her 100 kişiden 39’unun temel becerilere sahip olmadığıdır ki zaten şu an içinde bulunduğumuz durumun sonucu değil bilakis sebebi olarak bu oran göze batmaktadır. Düşünsenize her gün 100 kişi ile konuşmaya kalksanız bunların 39 tanesi ile anlaşabilmeniz mümkün değil ve bu 39 kişinin içinden bazıları sizin komşunuz, iş yerinde arkadaşınız veya amiriniz, devlet kurumunda bir çalışanınız, trafikte karşılaştığınız kişi, herhangi bir müşteriniz ve düşünebildiğiniz her ortamda karşınıza çıkabilecek birisi veya birileri. Ve hatta belki de biz o 39 kişinin içindeyizdir de farkında değilizdir. Coğrafya kaderdir derler de işte tam bu sebeple coğrafya aslında kaderdir çünkü ne yaparsanız yapın bu denklemi bozmanız kolay değildir. Bu denklemin iyileşmesi ise onlarca yılı alan bir süreçtir tıpkı bu denklemin bozulmasının onlarca yılı alması gibi.

Şöyle bir düşünün sosyal medyadaki arkadaşlarınızın paylaştıklarını veya sohbet etmeye çalıştığınız bazılarının hayata bakışlarını. Adam yurtdışından geliyor, Avro bozduruyor ve her gelişinde eline daha çok Türk Lirası geçtiğinden dolayı bizim burada ekonomimizin iyiye gittiğini düşünüyor, düşünmesi yetmiyor birde bizi ikna etmeye uğraşıyor. Bir diğeri ekonomi ile ilgili bir eleştiri yapanı görünce “çıkar telefonunu” diyerek muazzam bir neden-sonuç ilişkisi kurabiliyor. Öbürü güzel bir manzarayı paylaşırken “Burası Paris olsa herkes beğenirdi ama burası Sapanca” diyerek kendince güzel ama özünde saçma sapan bir saptama yaptığı için kendisiyle gurur duyabiliyor. Bir diğeri ise Ukrayna’daki savaşta ailesini kaybetmiş bir çocuğu, yine ailesini kaybeden Müslüman bir çocukla kıyaslayıp neden Ukrayna’ya üzüldüğümüzü sorgulayabiliyor. İşte bunlar ve buna benzer saçmalıkların, zeka yoksunluğunun özünde bu temel becerilere sahip olamamanın verdiği cehalet var çünkü normal bir insanın kurgulayamayacağı neden sonuç ilişkilerini bu 100 kişinin 39’u çok rahatlıkla kurgulayabiliyor. Hadi bunlar normal ve temel becerilere sahip olmayanlar da bunların seçtiği vekiller, bakanlar, belediye başkanları ve diğerleri çok mu farklı? Açın Milletvekili Yeliz’in kendi ismiyle cismiyle yaptığı konuşmaları katlanabilirseniz birkaç dakika izleyin. Koskoca başkentimizin eski belediye başkanının açıklamalarını okuyun ya da dinleyin.

Ha bu arada eğitim başlı başına bu problemi çözmüyor çünkü temel beceriler üniversitede kazanılan şeyler değil. Kişinin eğitimi, ünvanı, pozisyonu, parası temel becerilere sahip olmayı garanti etmediği gibi hiç ummadığınız kişilerin temel becerileri çok iyi noktalarda olabiliyor. Ve bu noktada düşününce insan şuna ikna oluyor ki gerçekten çok zor ve her geçen gün hayatımızı daha da zorlaştırmaya çalışanların yönettiği bir ülkede rüzgara göre savrulurcasına yaşamaya çalışıyoruz. Bir şeyler değişmedikçe bu bahsettiğimiz temel beceri endeksinde diplerde sürünmeye, endeksin diplerinde sürünürken de normal hayatta sürünmeye devam edeceğiz. O yüzden kim gelecek, kim gidecek, yerine adam mı var kadın mı var demeyi bırakıp en baştan temizliğe başlarken kendimizi de değiştirmeye niyetlenmek ve harekete geçmek belki de en doğru çözüm olacaktır.

Kendimizi nasıl değiştireceğiz peki? Onu da Amerikalı yazar ve felsefeci Jim Rohn basitçe sözcüklere dökmüş; “insan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalaması kadardır”… Kendimizi değiştirmeye başlayacağımız nokta belki de tam olarak burasıdır…

Düşünceleriniz...

Özgür Demirci

Özgür Demirci

Tüm Yazıları

Son Yazıları

Arşiv

Takipte Kalın

Çanakkale'nin En Popüler Yerel Gazetesi Kalem, IOS & Android'de...

Kalem gazetesi artık IOS & Android cihazlarınızda. İndirin, seçkin yazarlardan etkin yorumlar, gündem yaratan haberler artık parmaklarınızın ucuna gelsin.

Uygulamayı ücretsiz indirebilir, bir hafta boyunca ücretsiz kullanabilirsiniz. Deneme süresinin sonunda satın alma seçeneklerimizi kullanarak gazeteye sahip olmaya devam edebilirsiniz.

ÜST