Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde (TİM) geçtiğimiz günlerde düzenlenen panelde, küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazanan kritik madenler konusu ele alındı. Panelde “ABD’nin Kritik Madenler Politikaları ve Türkiye’nin Jeoekonomik Pozisyonu” başlığı altında kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Program, iş dünyası temsilcileri, hukukçular ve sektör paydaşlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti.
Etkinlik; TABA-AmCham ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) ev sahipliğinde düzenlenirken, toplantıya Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ev sahipliği yaptı. Panelde, küresel rekabetin merkezine yerleşen kritik minerallerin jeopolitik ve ekonomik boyutları detaylı biçimde masaya yatırıldı.

ABD’NİN KRİTİK MADEN STRATEJİSİ MASAYA YATIRILDI
Panelde ABD’nin kritik madenlere yönelik stratejik yaklaşımı, tedarik zinciri güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve yeni ortaklık modelleri çerçevesinde ele alındı. Kritik minerallerin savunma sanayii, yüksek teknoloji üretimi, enerji dönüşümü ve elektrikli araçlar açısından taşıdığı önem vurgulandı.
ABD’nin son yıllarda yürürlüğe koyduğu politika belgeleri, yatırım teşvikleri ve uluslararası iş birlikleri üzerinden şekillenen stratejisi; küresel güç dengeleri bağlamında değerlendirildi. Kritik madenlerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda “yüksek politika” alanı olduğu ifade edildi.

TÜRKİYE’NİN JEOEKONOMİK POZİSYONU TARTIŞILDI
Panelde Türkiye’nin sahip olduğu maden rezervleri, coğrafi konumu ve üretim kapasitesi çerçevesinde jeoekonomik avantajları değerlendirildi. Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasındaki stratejik konumu, tedarik zincirlerinde üstlenebileceği rol açısından ele alındı.
Türkiye’nin hızla harekete geçmesi gereken alanlar; mevzuat düzenlemeleri, yatırım ortamının güçlendirilmesi, arama ve işleme teknolojilerinin geliştirilmesi ve uluslararası ortaklıkların artırılması başlıkları altında incelendi. Kritik madenler alanının, uzun vadeli ve bütüncül bir strateji gerektirdiği vurgulandı.

ÖZEL SEKTÖRÜN STRATEJİK İLGİSİ DİKKAT ÇEKTİ
Panele katılan dinleyicilerin saatler süren kesintisiz ilgisi ve yönelttiği sorular, Türk özel sektörünün konuya stratejik perspektiften yaklaştığını ortaya koydu. Program boyunca küresel rekabet, yatırım riskleri, finansman modelleri ve hukuki altyapı gibi başlıklar gündeme geldi.
Özellikle kritik madenlerin enerji dönüşümü ve savunma sanayiiyle bağlantısı, katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği konular arasında yer aldı. Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini değerlendirebilmesi için kamu-özel sektör iş birliğinin önemine dikkat çekildi.

PANELDE KİMLER YER ALDI?
Programın moderatörlüğünü maden hukuku uzmanı Av. Zeynep Hilal Doy üstlendi. Hukuki çerçeve, ruhsat süreçleri ve uluslararası sözleşmeler bağlamında değerlendirmeler yapıldı. Ayrıca tecrübelerini paylaşan Zuhal Mansfield, uluslararası perspektiften kritik maden politikalarına ilişkin görüşlerini aktardı.
Panelde yapılan sunumlar ve karşılıklı değerlendirmeler, kritik madenlerin yalnızca bir ticaret konusu değil; aynı zamanda jeopolitik güç mücadelesinin önemli bir unsuru olduğunu ortaya koydu.

KRİTİK MADENLERDE YENİ DÖNEM
Küresel ölçekte artan talep, yeşil dönüşüm hedefleri ve yüksek teknoloji yatırımları, kritik madenleri ülkelerin stratejik gündeminin üst sıralarına taşıyor. ABD başta olmak üzere birçok ülke, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek ve güvence altına almak için yeni politikalar geliştiriyor.
Türkiye’nin sahip olduğu rezervler ve sanayi altyapısı, bu yeni dönemde önemli fırsatlar barındırıyor. Ancak uzmanlar, zaman kaybetmeden uzun vadeli bir strateji oluşturulması gerektiğine dikkat çekiyor.
TİM’de düzenlenen panel, kritik madenler alanında kamu, özel sektör ve hukuk dünyasının ortak bir perspektif geliştirmesi açısından önemli bir platform olarak kayda geçti. Programda yapılan değerlendirmeler, Türkiye’nin küresel kritik maden rekabetinde nasıl bir yol haritası izleyebileceğine dair önemli ipuçları sundu.
Yorumlar
Kalan Karakter: