Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Jeofizik Mühendisleri Odası'nın mesleki faaliyet alanlarını ilgilendiren önemli bir değişiklik Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 20 Haziran 2026 tarihli düzenlemeyle birlikte, yapıların güvenliği ve mevcut durumlarının incelenmesine yönelik bazı uygulamalar Jeofizik Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri, Büro Tescil ve Meslekî Denetim Yönetmeliği kapsamına dahil edildi.
Deprem kuşağında bulunan Türkiye’de yapı güvenliği konusu her geçen gün daha fazla önem kazanırken, Resmî Gazete’de sessiz sedasız yayımlanan bu değişiklik dikkat çekti.
DEPREM RİSKİ OLAN BÖLGELERİ DE YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR MU?
Türkiye'nin birçok bölgesi aktif fay hatlarının etkisi altında bulunuyor. Uzmanlar uzun süredir mevcut yapıların yalnızca dış görünüşleriyle değil, bilimsel yöntemlerle incelenmesinin önemine dikkat çekiyor.
Yeni düzenleme ile birlikte mevcut yapıların bazı teknik özelliklerinin belirlenmesinde kullanılacak yöntemler yönetmelik kapsamına alınmış oldu. Bu durum özellikle eski yapı stokunun yoğun olduğu kentlerde dikkatle takip ediliyor.
Vatandaşlar ise “Binalarımızın güvenliği nasıl anlaşılacak?”, “Hangi yöntemler kullanılacak?” gibi soruların yanıtlarını araştırmaya başladı.
HANGİ YÖNTEMLER YÖNETMELİĞE EKLENDİ?
Yönetmeliğin 5'inci maddesine eklenen yeni hükümler kapsamında jeofizik mühendisliği hizmet alanlarına beş yeni uygulama dahil edildi.
Bunlardan ilki, mikrotremor yöntemi kullanılarak mevcut yapıların periyot özelliklerinin belirlenmesi oldu. Bu yöntem sayesinde yapıların deprem davranışlarına ilişkin önemli veriler elde edilebiliyor.
Bir diğer düzenleme ise sismik ve sonik yöntemlerle yapıların taşıyıcı sistemlerinin incelenmesini kapsıyor. Böylece kolon, kiriş ve taşıyıcı elemanlar üzerinde bilimsel analizler yapılabilmesinin önü açılıyor.
Yapı radarı yöntemiyle taşıyıcı sistemler ve temellerin incelenmesi de yeni yönetmelikte yer aldı. Özellikle dışarıdan fark edilmeyen bazı yapı özelliklerinin tespit edilmesinde bu yöntemlerin önemli rol oynadığı belirtiliyor.
GÖZLE GÖRÜLMEYEN SORUNLAR NASIL ORTAYA ÇIKACAK?
Yeni düzenlemede dikkat çeken başlıklardan biri de kazık bütünlük deneyleri oldu. Buna göre, betondaki sismik hızların belirlenmesi amacıyla ultrasonik ve sonik yöntemlerden yararlanılabilecek.
Ayrıca özdirenç yöntemi kullanılarak donatı ve etriye elemanlarında oluşabilecek nemlilik ve korozyon durumlarının belirlenmesi de yönetmelik kapsamına alındı.
Uzmanlar, zaman içerisinde yapıların içerisinde meydana gelen bazı bozulmaların dışarıdan fark edilmesinin zor olduğuna dikkat çekiyor. Bilimsel yöntemlerle yapılacak incelemelerin yapı sağlığı konusunda önemli veriler sağlayabileceği ifade ediliyor.
DEĞİŞİKLİK NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRDİ?
Resmî Gazete'nin 20 Haziran 2026 tarihli ve 33286 sayılı nüshasında yayımlanan düzenleme, yayımlandığı gün itibarıyla yürürlüğe girdi.
Yönetmelik hükümlerinin uygulanması ve yürütülmesinden ise Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu sorumlu olacak.
Sessizce yürürlüğe giren düzenlemenin en dikkat çeken ayrıntısı ise, bugüne kadar farklı teknik uygulamalarla gerçekleştirilen bazı yapı inceleme yöntemlerinin artık resmî olarak Jeofizik Mühendisleri Odası'nın mesleki hizmet alanları arasında açık şekilde tanımlanmış olması oldu. Özellikle mikrotremor, yapı radarı, ultrasonik ve özdirenç yöntemleri gibi beş farklı uygulama ilk kez yönetmelikte ayrı başlıklar halinde yer aldı. Bu değişiklik, deprem gerçeğiyle yaşayan Türkiye’de yapı güvenliği alanında yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek düzenlemeler arasında değerlendiriliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: