Son yıllarda “metabolizma yaşı” kavramı, tartı sonuçlarından sohbet konularına kadar hayatımıza girmiş durumda. Ancak şu soruyu sormadan geçiyoruz: Metabolizmanın gerçekten ölçülebilen bir yaşı var mı, yoksa bu sadece sayılara yüklediğimiz bir anlam mı?Önce işin bilimsel kısmını netleştirelim. Tıpta ya da fizyolojide “metabolizma yaşı” diye tanımlanmış, standart bir kavram yok. Yani bu, nüfus cüzdanındaki yaşımız gibi objektif bir ölçüm değil. Daha çok bazal metabolizma hızının, farklı yaş gruplarının ortalamalarıyla kıyaslanmasından doğan bir yorum.
Metabolizma yaşı nasıl ortaya çıkıyor?
Akıllı tartılar ve bazı vücut analiz cihazları, kişinin bazal metabolizma hızını (BMH) hesaplar. Bazal metabolizma hızı; vücudun hiçbir şey yapmazken, sadece yaşamsal fonksiyonlarını sürdürebilmek için harcadığı enerjiyi ifade eder.Cihazlar bu değeri, yaş gruplarının ortalama metabolizma hızlarıyla karşılaştırır. Eğer sizin değeriniz, daha ileri bir yaş grubunun ortalamasına yakınsa “metabolizma yaşınız yüksek” şeklinde bir sonuç verir. Yani burada metabolizmaya gerçek bir yaş atanmıyor; enerji harcama kapasitesi bir istatistikle eşleştiriliyor.
Yaş mı, kas mı metabolizmayı belirliyor?
Toplumda yaygın bir inanış var: “Yaş ilerledikçe metabolizma kaçınılmaz olarak yavaşlar.”
Oysa bilimsel çalışmalar, metabolizma hızındaki düşüşün büyük kısmının kas kütlesindeki azalmayla ilişkili olduğunu gösteriyor.
Beslenme yetersizliği, özellikle de yetersiz protein alımı, uzun süreli düşük kalorili diyetler ve hareketsiz yaşam; kas kaybını hızlandırıyor. Kas dokusu azaldıkça, vücudun gün içinde harcadığı enerji de azalıyor. Bu durum da “metabolizmam yavaşladı” hissini yaratıyor.
Yani sorun çoğu zaman yaş değil; nasıl beslendiğimiz ve nasıl yaşadığımız.
Beslenme metabolizma hızını gerçekten etkiler mi?
Evet, hem de sandığımızdan çok daha fazla.
- Yetersiz kalori alımı, vücudu “tasarruf moduna” sokar. Uzun süre çok az yemek, metabolizmayı hızlandırmaz; aksine vücut harcadığı enerjiyi kısmaya başlar.
- Yetersiz protein alımı, kas kaybını artırır. Oysa protein, hem kas dokusunun korunması hem de termik etkisi nedeniyle metabolizma için kritiktir.
- Uzun süre aç kalmak, bazı kişilerde insülin dalgalanmalarına ve yeme ataklarına yol açarak dolaylı yoldan kilo artışını tetikleyebilir.
- Düzensiz öğünler ve çok düşük lif alımı, kan şekeri dengesini bozarak gün içinde halsizlik ve aşırı iştah artışına neden olabilir.
Bu nedenle “metabolizma yaşım yüksek” diyen birine ilk bakılması gereken şey; ne yediği, ne kadar yediği ve ne kadar süreyle yetersiz beslendiğidir.
Metabolik adaptasyon: Asıl mesele bu olabilir mi?
Bilimsel literatürde sıkça karşılaştığımız bir kavram var: metabolik adaptasyon.
Bu, vücudun uzun süreli enerji kısıtlamasına karşı kendini korumak için harcadığı enerjiyi azaltmasıdır. Yani metabolizma bir gecede bozulmaz; ama yanlış beslenme alışkanlıklarına uzun süre maruz kalırsa daha az harcayan bir sisteme dönüşebilir.
İyi haber şu: Bu durum kalıcı değildir.
Yeterli ve dengeli beslenme, özellikle de:
- yeterli protein,
- kompleks karbonhidratlar,
- sağlıklı yağlar,
- düzenli öğünler
ile metabolizma tekrar desteklenebilir.
Akıllı tartılara ne kadar güvenmeli?
Bu tartılar tamamen değersiz değildir; ancak tek bir ölçümle büyük sonuçlar çıkarmak yanıltıcıdır. Ölçümler; su tüketimi, adet dönemi, son öğün, hatta bir önceki gün yapılan egzersizden bile etkilenir.
Bu nedenle “metabolizma yaşım yüksek çıktı” demek yerine, zaman içindeki değişimi izlemek çok daha anlamlıdır.
Asıl soru şu olmalı
Belki de sormamız gereken soru şu değil:
“Metabolizma yaşım kaç?”
Asıl soru şu olmalı:
“Metabolizmamı destekleyen bir şekilde besleniyor muyum?”
Yeterli yiyor muyum, yoksa sürekli kısıyor muyum?
Kaslarımı koruyor muyum, yoksa sadece tartıdaki sayıya mı odaklanıyorum?
Sonuç
Metabolizma yaşı, bilimsel bir tanı değil; bazal metabolizma hızının yaş ortalamalarıyla kıyaslanmasından doğan bir yorumdur. Kader değildir, sabit değildir ve çoğu zaman beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: