Bu, sadece bir yemek tercihi değil, demir parmaklıklar ardında "var olma" ve sesini duyurma mücadelesinin hikayesidir. Başrolde, inançları veya sağlığı gereği et tüketemeyen, ancak sistemin dayattığı menüye mahkum edilen Mustafa Sönmez var.
Olayın Kahramanı : Demir Kapıların Ardında Bir Vejetaryen Hikayemiz, Kahramanmaraş Türkoğlu 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda başlıyor. Hükümlü Mustafa S., tam 32 aydır çeşitli cezaevlerinde kalıyordu. Sönmez’in diğer mahkumlardan farklı bir durumu vardı: O bir vejetaryendi. Et ve et ürünleri tüketemiyordu. Bu durum, onun için bir kapris değil, bir yaşam biçimiydi; hatta daha önce kaldığı Adıyaman’daki cezaevi doktorundan bu konuda rapor dahi almıştı.
Sorun : "Aç Kalıyorum" Çığlığı S., cezaevinde çıkan etli yemekleri yiyemediği için sağlıklı beslenemiyordu. Kanunlar açıktı; 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesi, mahkumlara "dinî ve kültürel gerekleri, sağlık durumları" göz önüne alınarak besin verilmesini emrediyordu. Ancak S.’nin tabağına konulan yemekler değişmiyordu.
Çaresiz kalan Mustafa, Kahramanmaraş İnfaz Hakimliği’ne bir dilekçe yazdı. Talebi basitti: "Vejetaryen olduğum için etsiz yemek verilsin, bu talebim dikkate alınmazsa kalan cezamı ev hapsi olarak çekeyim".
Kırılma Noktası : Bürokratik Sağırlaşma İşte hikayenin düğümlendiği yer burasıydı. İnfaz Hakimliği, Mustafa'nın dilekçesindeki "vejetaryenlik" ve "beslenme" kısımlarını adeta görmezden geldi. Hakimlik, 19 Ocak 2021 tarihli kararında talebi sadece "konutta infaz (ev hapsi)" isteği olarak değerlendirdi.
Kararın gerekçesinde, Mustafa'nın yaşı ve ceza miktarı nedeniyle ev hapsi şartlarını taşımadığı belirtilerek talep reddedildi. Ancak Muhtasafa'nın asıl derdi olan "açlık" ve "beslenme hakkı" hakkında tek bir kelime bile edilmedi.
Mustafa pes etmedi, karara itiraz etti. "Doktor raporum var, et yiyemiyorum, kanun maddesi açık" dedi. Ancak Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi de "İnfaz Hakimliğinin kararı usule uygundur" diyerek itirazı reddetti. Mustafa'nın sesi, adliye koridorlarında yankılanamadan kaybolmuştu.
Çözüm: Ankara'dan Gelen Adalet Hukuk yollarının tıkandığını gören Mustafa S., 5 Mart 2021 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu.
AYM, dosyayı incelediğinde çarpıcı bir gerçekle karşılaştı. Yargı makamları, mahkumun şikayetinin özüne hiç inmemişti. Yüksek Mahkeme, 16 Nisan 2025 tarihli kararında şu tespiti yaptı: Başvurucunun vejetaryen beslenme talebi hakkında ne olumlu ne de olumsuz bir karar verilmişti. Alt mahkemeler, vatandaşı dinlememiş, talebini bütüncül olarak değerlendirmemişti.
Emsal Niteliğinde Bir Zafer Anayasa Mahkemesi, Mustafa S’in "maddi ve manevi varlığın korunması hakkı" ile bağlantılı "etkili başvuru hakkının" ihlal edildiğine hükmetti.
Kararda, devletin mahkumların sağlık koşullarını ve hassasiyetlerini gözeterek uygun beslenme olanaklarını sağlaması gerektiği vurgulandı. Mustafa, 12 Ocak 2022’de tahliye olduğu için yeniden yargılamaya gerek görülmedi ancak yaşadığı manevi zarar karşılığında kendisine 20.000 TL tazminat ödenmesine karar verildi.
Bundan Sonra Ne Olacak? Mustafa S.’in bu mücadelesi, sadece kendisi için değil, cezaevlerindeki binlerce mahkum için bir umut ışığı oldu. Bu karar şu anlama geliyor: Artık İnfaz Hakimlikleri, mahkumların "vegan, vejetaryen, diyabetik" gibi özel beslenme taleplerini "görmezden" gelemeyecek. Bir mahkum, sağlığı veya inancı gereği özel bir diyet talep ettiğinde, yargı makamları bu talebi esastan incelemek ve gerekçeli bir yanıt vermek zorunda.
Mustafa S.’in hikayesi, bir dilekçenin bile ne kadar güçlü olabileceğini ve adaletin geç de olsa yerini bulabileceğini kanıtlıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: